66 yaşında yabancı bir adamla tanıştım

Her şey o serin Kasım akşamında, Galata'nın dar sokaklarına gizlenmiş o eski kitap kafede başladı. Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan kaçarken ıslanmış paltomla içeri daldığımda, içerideki loş ışık ve kahve kokusu beni anında sarmalamıştı. Köşedeki masaya geçip ıslanan notalarımı kurutmaya çalışırken onu fark ettim. 66 yaşlarında, kır saçları özenle taranmış, üzerinde yılların yaşanmışlığını taşıyan ama gözlerindeki çocuksu, bilge parıltıyı hiç kaybetmemiş yabancı bir adamdı. Karşı masamda oturmuş, eski bir kitabı inceliyordu. Notam yere düştüğünde uzanıp aldı ve bana uzatırken o büyüleyici, hafif İngiliz aksanıyla kırık ama son derece zarif bir Türkçe ile "Çaykovski... Oldukça iddialı bir seçim," dedi. Adı Thomas'tı. O akşam onunla, kelimenin tam anlamıyla tarifsiz bir yoldaşlık ve sohbet içinde birlikte oldum.
Reklamlar