4 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞU EVLAT EDİNDİK

eyla, o sadece bir çocuk,” dedim, sesimi sakin tutmaya çalışarak. “Onun babasının günahlarıyla ne ilgisi var? O daha dört yaşında. Kimsesi yok, bizden başka güvenebileceği kimse kalmadı.”

“Anlamıyorsun!” diye bağırdı Leyla. “Genetik diye bir şey var. O adamın hırsı, o adamın acımasızlığı ya onun da içindeyse? Her büyüdüğünde ona daha çok benzeyecek. Ona her baktığımda o geceyi, annemin ve babamın bize yalvarışını hatırlayacağım. Ben bunu yapamam. Onu geri vereceğiz. Yarın sabah sosyal hizmetleri arıyorum.”

Gece boyunca gözüme uyku girmedi. Leyla yan odada ağlıyordu, Ada ise muhtemelen odasında korkuyla başımıza gelecekleri bekliyordu. Usulca yataktan kalkıp Ada’nın odasına gittim. Kapıyı araladığımda, onun uyumadığını, elindeki eski oyuncak bebeğine sarılarak karanlıkta oturduğunu gördüm.

Beni görünce gözleri parladı. “Baba? Gitmiyoruz değil mi?” diye sordu fısıltıyla.

Yanına oturdum ve onu kucağıma aldım. O kadar hafifti ki, sanki sadece sevgiden ve umuttan yapılmış gibiydi. O an anladım; biyolojik bağlar, paylaşılan kanlar ya da geçmişin karanlık gölgeleri bir çocuğun masumiyetini lekeleyemezdi. Ada, o adamın kızı olabilirdi ama o bizim evladımız olmuştu.
Reklamlar