Törenin başında okul müdürü mikrofona yaklaştı ve gülümseyerek konuşmaya başladı.
“Bu gece aramızda çok cömert bir bağışçımız var. Bu güzel mezuniyet kutlamasının masraflarını karşılamamıza yardımcı oldu… ve iki mezunumuz için özel bir sürprizi var.”
O anda sahneye şık takım elbiseli bir kadın çıktı.
Kanım çekildi.
Ceyda.
Onu hemen tanıdım.
18 yıldır ne yüzünü görmüştüm ne de sesini duymuştum.
Mikrofonu eline aldı.
“Elif. Zeynep. Buraya gelin, tatlı kızlarım.”
Kızlarım oldukları yerde donup kaldılar. Onlara yıllar önce annelerinin fotoğraflarını göstermiştim. Ama bu, onları dünyaya getiren kadını ilk kez canlı canlı görmeleriydi.
Ceyda iki küçük kutu uzattı. Sonra sesi bütün salonda yankılandı:
“18 yıl önce kocam kızlarımı bana karşı doldurdu. Bu tören, onun olmadığı yeni ailemizin başlangıcı olsun.”
Yerimden kalkamadım.
Boğazıma bir yumru oturdu.
Elif, Zeynep’in elini tuttu. İkisi de yavaş adımlarla sahneye doğru yürüdü.
Ceyda onları kucaklamak için kollarını açtı.
Ama kızlarım tam önünde durdu.
Zeynep mikrofonu aldı.
Elif ise kalabalığın arasında gözleriyle beni buldu.
Sonra yaptıkları şey, salondaki 300 kişinin tamamını nefessiz bıraktı