Eğilip yerden aldım. Ve onu gördüğüm anda… kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Nisa’nın bütün bu zaman boyunca çantasında taşıdığı şey, görmeye hiç hazır olmadığım bir şeydi.
Elimde tuttuğum şey küçük, eski bir fotoğraf çerçevesiydi. Camı çatlamış, kenarları çizilmişti. İçindeki fotoğrafta genç bir kadınla küçük bir kız yan yana duruyordu. Küçük kızın yüzü Nisa’ya o kadar benziyordu ki birkaç saniye konuşamadım.
Ama beni asıl sarsan fotoğrafın kendisi değildi.
Kadının boynundaki kolyeydi.
O kolyeyi daha önce görmüştüm.
Hem de yıllar önce.
“Bunu nereden buldun?” diye sordum.
Nisa bir anda dondu. Yüzündeki bütün renk çekilmişti. Çerçeveyi elimden almaya çalıştı ama geri çekildim.
“Lütfen,” dedi titreyen bir sesle. “Onu kırmayın.”
“Ben kırmayacağım. Ama bana bunun ne olduğunu anlat.”
Duru merdivenlerden aşağı inerken sesimizi duydu. Nisa’nın yüzünü görünce hemen yanımıza geldi.
“Anne…”
“Duru, sen bunu biliyor muydun?”
Kızım başını öne eğdi.
“Tam olarak değil.”
Nisa çerçeveyi iki eliyle göğsüne bastırdı. Gözleri dolmuştu.
“Annemin tek fotoğrafı bu,” dedi. “Babam onu yıllar önce kaybettiğimizi söyledi. Ama ben onun öldüğüne hiç inanmadım.”
İçimde tuhaf bir ürperti oluştu.
“Annenin adı neydi?”
Nisa cevap vermeden önce uzun süre sustu.
“Sevil.”
Bu ismi duyduğum anda nefesim kesildi.
Çünkü Sevil benim çocukluk arkadaşımdı.
Onu yaklaşık on beş yıldır görmemiştim.
Üniversiteden sonra yollarımız ayrılmış, sonra hayatın telaşı içinde birbirimizden kopmuştuk. Bildiğim son şey, Sevil'in evlendiği ve başka bir şehre taşındığıydı.
Ama yıllar önce bana söylediği bir cümleyi hâlâ hatırlıyordum.
“Bir gün kızım olursa ona senin adını ikinci isim olarak vereceğim.”
Fotoğraftaki kadının boynundaki kolye ise Sevil'in hiç çıkarmadığı kolyeydi.
O gece Nisa'yı göndermedim.
Kocamla birlikte mutfakta oturup anlattıklarını dinledik. Nisa, babasının yıllardır ağır işlerde çalıştığını, son zamanlarda hastalandığını ve hastane masraflarının altında ezildiğini anlattı. Annesi hakkında ise babasının konuşmak istemediğini söyledi.
“Annem bizi terk etti dedi,” diye fısıldadı. “Ama ben onun beni isteyerek bırakmış olabileceğine hiç inanmadım.”
Sonra çantasından başka bir şey çıkardı....
Aşağıdaki gorsele ilerleyiniz..