Bu kez cenaze masraflarını karşılayacak parası olmadığını söyledi.
İstediği miktar, şimdiye kadar talep ettiği en yüksek meblağdı.
İçimden reddetmek geçti.
Ama eşini yeni kaybetmiş bir insana sırt çevirmek de vicdanıma sığmıyordu.
Murat bana baktı.
Sessizce başımı salladım.
Parayı verdik.
Bir hafta sonra Kemal tekrar aradı.
Kendisi resmi bir görüşmeye gideceğini, evin anahtarının saksının altında olduğunu söyledi. Bizden birkaç eşyasını hazırlamamızı rica etti.
Eve girdiğimizde Murat koridorda daha önce hiç açık görmediği bir odanın kapısını fark etti.
İçeri girdiğimizde oldukça düzenli bir çalışma odasıyla karşılaştık.
Masanın çekmecelerinde faturalar, banka evrakları ve dosyalar vardı.
Derken siyah bir klasör bulduk.
Üzerinde yalnızca tek kelime yazıyordu.
Murat
Klasörü açtığımızda ilk sayfada on bir yıl öncesine ait el yazısıyla yazılmış bir mektup vardı.
“Sevgili Murat,
Bu satırları okuyorsan artık gerçeği öğrenme zamanın gelmiş demektir.”
Mektupta Kemal yıllar önce Zehra’nın ağır bir hastalığa yakalandığını anlatıyordu.
Bizden aldığı her para önce onun tedavisinde kullanılmıştı.
Her defasında borcunu ödeyeceğine gerçekten inanmıştı.