Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki silahlı saldırıda hayatını kaybedip, Şeyh Adil Mezarlığı’nda yan yana toprağa verilen Belinay Nur Boyraz, Kerem Erdem Güngör, Zeynep Kılıç ve Bayram Nabi Şişik’in aileleri ve arkadaşları, 23 Nisan'da mezarlık ziyaretindeydi. Öğretmen Mustafa Güngör ile eşi Yasemin Güngör de 11 yaşındaki oğulları Kerem Erdem’in mezarına çiçek bırakıp dua etti.

"ÇOCUK BAYRAMI AMA BİZ ÇOCUĞUMUZU DEFNETTİK"
Her gün oğlunun mezarını ziyaret ettiğini belirten Mustafa Güngör, bayram sabahı yaşadıkları tabloyu ve okulda yaşanan saldırı anına dair oğlunun arkadaşlarından duyduklarını şu ifadelerle aktardı:
“Çocuk bayramı ama biz çocuğumuzu defnettik. Geri dönülmez bir yola girdi, eksikliğini hissediyoruz yavrumuzun. Kahvaltı yapmadan önce yavrumuzun yanına geliyoruz. Geçen arabaya bindik, ‘Bir kişi eksik’ diyorum. Baktım Kerem yok. Evlat kaybettik. Allah kimsenin başına vermesin. Bu çocuk çok terbiyeli bir çocuktu. Dün akşam arkadaşı geldi. Kız çocuklarını, bu çocukları korumuş. Arkadaşı Melek, ‘Bizi korudular ağabey’ diyor. Hocam pencereden dışarı atlamamız için önce bizi gönderdiler diyor. O sırada bunlara sıkmaya devam etmiş, erkeklere. ‘Kerem bizi korudu sağ olsun’ diyor. Ben duygulandım. Yani bu yüreğimize su serpiyor. Bu çocuklar, kendini feda etti. Çok yürekli bir çocuktu zaten. ‘İnsan gövdesi kadar değil yüreği kadar yeri kaplar’ diyor ya Yaşar Kemal, onun gibi bu çocuk yüreği kadar yeri kaplıyor. Ben hiç doyamadım bir baba olarak. Çok terbiyeli bir evlattı, başarılıydı. Çok akıllı bir çocuktu.”
"BEN ÇOCUĞUMU KORUYAMADIM DİYE ELİMİ KIRDIM"
Saldırıyı gerçekleştiren İsa Aras Mersinli’nin anne ve babasının da cezalandırılmasını talep eden baba Güngör, sorumluluk zincirine işaret ederek Cumhurbaşkanı'na şu sözlerle seslendi:
"Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Size ‘Baba’ diyoruz, siz bu ülkenin babasısınız. Bu çocuğun babası da bendim. Koruyamadım diye kolumu kırdım, elimi kırdım duvarlara vura vura. İçim içimi yiyor, geceleri uyuyamıyorum. Devlet büyüktür. Benim için dünya bir tarafa, çocuğum bir tarafaydı. Bu çocuk uçak mühendisi olacaktı. Biz böyle yetiştiriyorduk bu evlatları. Elimi, evladımı kaybettikten sonra duvarlara vura vura kırmışım, hiç haberim yok. Bir gün sonra baktım şişiyor, morarıyor, gittik doktora kırık varmış sardılar, alçıladılar. Benim elimde acım yok. Keşke iki elim kırılsaydı da çocuğum dünyada olsaydı. Ben çocuğumu koruyamadım diye kırdım elimi. Ahmet Minguzzi’yi anardık, ağlaşırdık. ‘Bana bir şey olursa koruyabilir misin baba beni’ dedi. Oğlum ‘Allah'a emanetsin. Kurban olduğum öyle deme’ dedim. Koruyamadık yavrumuzu.” (DHA)
