Hanımım gel al beni


O gece Hasan, babasına daha sıcak bir oda ayarladı. Sobanın başında onunla oturup uzun uzun konuştu. Babası, gençlik günlerinden, annesiyle birlikte geçirdikleri güzel anılardan bahsetti. Hasan, babasının gözlerindeki yorgunluğun ardında derin bir hikaye olduğunu fark etti.

Ertesi gün Hasan, geliniyle oturup uzun bir konuşma yaptı. Ona aile olmanın önemini anlattı. “Evlilik sadece eşler arasında bir bağ değildir,” dedi. “Bu, iki ailenin birleşimidir. Babamı sevmek zorunda değilsin, ama ona saygı göstermek zorundasın. Çünkü o, benim bu dünyadaki en büyük değerim.”

Gelin, gözyaşları içinde suçunu kabul etti. Babasının yalnızlığını, Hasan’ın sevgisini anlamaya çalıştı. Onunla özür diledi ve babasına karşı daha anlayışlı olmaya söz verdi.

Hasan’ın babası, bir süre sonra bu evde daha rahat hissetmeye başladı. Gelin, zamanla onunla daha çok vakit geçirdi. Babasının anlattığı eski hikayeleri dinlerken, ona hak vermeye başladı.Yıllar geçti. Hasan’ın babası hayata gözlerini yumduğunda, ailesi artık birbirine daha sıkı bağlı bir hale gelmişti. Hasan’ın evindeki o ilk soğuk kış gecesi, herkes için bir ders olmuştu. Sevgi ve aile bağları, her türlü zorluğun üstesinden gelmişti.

Hasan, her yıl babasının anısına bir kış akşamı, ailesiyle birlikte soba başında oturup hikayeler anlatırdı. Ve o gece, babasının söylediği şu sözleri asla unutmazdı:
“Evlat, insanın en büyük serveti ailesidir. Onlara sahip çıkmak, dünyanın en büyük mutluluğudur.”
Reklamlar