Düğün bitmişti ama ev hâlâ nefes alıyordu.

Düğün bitmişti ama ev hâlâ nefes alıyordu. Kristal avizelerin altında sönen kahkahalar, duvarlara sinmiş parfüm ve alkol kokusu, mermer zeminde yankılanan son ayak sesleri… Elif ikinci kattaki yatak odasında tek başınaydı. Saat gece yarısını geçmişti. Gelinliği sandalyeye gelişigüzel bırakmış, ayaklarını sızlatan topukluları bir köşeye fırlatmıştı. Aynada gördüğü yüz, hem yorgun hem de garip bir şekilde huzursuzdu. Bu kadar görkemli bir düğün… Bu kadar güçlü bir aile… Bu kadar hızlı bir “evet”. Eşi aşağıdaydı. “Son misafirleri uğurluyorum” demişti ama yarım saat geçmişti. Elif tam kapıya yönelmişti ki kilidin metal sesi odayı kesti. — Geldin mi? — dedi, gülümseyerek. Ama kapıdan giren adam eşi değildi. Kayınpederi… Kapıyı kapattı. Kilitledi. Anahtarı cebine koydu. Elif’in içi bir anda buz kesti. Adam konuşmadan pencereye yürüdü. Dışarı baktı. Perdeleri araladı. Sonra odanın ortasındaki masaya doğru geldi ve cebinden kalın bir zarf çıkardı. Ardından bir tane daha. Bir tane daha. Paralar masaya dökülüyordu. — Sekiz yüz bin, — dedi alçak ama net bir sesle. — Hepsi senin. Elif donmuştu. — Hemen üstünü değiştir. — Gözleri hâlâ penceredeydi. — Arka çıkıştan çık. Beş dakikan var. Uzakta motor sesleri duyuldu. Ardından ikinci… üçüncü… Adamın eli titredi. — Eğer bu evde kalırsan… — yutkundu — sabaha çıkamazsın. — Kim geliyor?.. — Elif’in sesi neredeyse yoktu. — Yanlış insanlar. Ve çoktan geldiler. O an Elif anladı: Bu bir panik değil, ölüm korkusuydu. Sormadı. Ağlamadı. Elini uzatıp parayı aldı. Hızla giyindi. Kayınpeder kapıyı açtı, onu koridora çıkardı. — Ne olursa olsun arkanı dönme, — dedi. — Seni arayacaklar. Seni bulmak isteyecekler. Saklan. — Neden ben?.. Adam bir an durdu. — Çünkü sen masum olan tek kişisin. Ve kapıyı kapattı. Elif karanlığa doğru koştu. Bahçede çimenler ıslaktı, ayakları kayıyordu. Ayakkabılarını çıkardı, çamurun içine bastı. Arkasından bağırışlar yükseldi. — Kaçıyor! — Kapıları tutun! Kalbi göğsünü parçalayacak gibiydi. Ağaçların arasına girdi, dallar yüzünü çizdi, elbisesi yırtıldı ama durmadı. Durursa öleceğini biliyordu. Bir süre sonra sesler kesildi. Elif yere çöktü. Dizlerini karnına çekti. Elleri titriyordu. Bir saat sonra bir benzinliğe ulaştı. Üzerindeki gelinlikten geriye sadece beyaz parçalar kalmıştı. — Polis… — diyebildi sadece. Sabaha karşı haber düştü:

devamı sonraki sayfada...
Reklamlar