Balayımız bittikten hemen sonra, kocam kemerini çıkardı ve bana “eş olmanın kurallarını” öğretmek istedi.

*Balayımız biter bitmez kocam kemerini çıkardı ve bana "İyi bir eş olmanın kurallarını öğretme zamanı geldi." dedi. Tek kelime etmeden üzerimdeki gömleği çıkardım, boks kıyafetimi düzelttim, eldivenlerimi giydim ve gülümsedim. "Harika." dedim. "Uzun zamandır bir antrenman partnerine ihtiyacım vardı."*

Kemer tokası bana ulaşamadan komodinin üzerindeki lambaya çarptı.

Yatak odasında yankılanan keskin metal sesi adeta silah patlaması gibiydi.

Murat gülümsedi.

Bu...

Hayatının tam da planladığı gibi ilerlediğine inanan bir adamın gülümsemesiydi.

"Balayı bittiğine göre..." dedi.

Deri kemeri yumruğuna dolarken...

"Artık sana iyi bir eş olmanın kurallarını öğretmenin zamanı geldi."

Hawaii'den döneli henüz üç saat olmuştu.

Valizim hâlâ yatağın yanında açıktı.

İçinde rengârenk elbiseler...

Güneş kremleri...

Ve mutlu yeni evliler gibi poz verdiğimiz fotoğraflar duruyordu.

Bütün tatil boyunca...

Murat giydiğim kıyafetleri eleştirmişti.

Restoran çalışanlarıyla konuşma şeklime karışmıştı.

Ve banka hesabıma erişim vermemi istemişti.

Ben ise...

Bunun sadece güvensizlikten kaynaklandığını düşünmüştüm.

Elindeki kemer...

Gerçeğin hiç de öyle olmadığını gösteriyordu.

Çığlık atmadım.

Bunun yerine...

Sakin bir şekilde üzerimdeki bol seyahat gömleğinin düğmelerini açtım.

Ve sandalyenin üzerine bıraktım.

Murat'ın gülümsemesi daha da büyüdü.

"Güzel." dedi.

"Bir eş itaat etmeyi bilirse hayat çok daha kolay olur."

Gömleğimin altında...

Zaten siyah kompresyon atletim ve boks şortum vardı.

Valizime uzandım.

Kırmızı antrenman eldivenlerimi çıkardım.

Bağlarını dişlerimle sıkarak bağladım.

"Tam zamanında." dedim sakin bir sesle.

"Uzun zamandır bir antrenman partneri arıyordum."

Murat öyle bir kahkaha attı ki...

Neredeyse kemeri elinden düşürüyordu.

Mahalledeki bir spor salonunda çalıştığımı biliyordu.

Ama onun sandığı şey...

Benim sadece üyelik kayıtlarıyla ilgilendiğim...

Ve spor aletlerini temizlediğimdi.

Parmak eklemlerimdeki eski yara izlerini neden hiç sormamıştı.

Ya da...

Ofisimde asılı duran...

Elimde Türkiye Boks Şampiyonluğu kupasını tuttuğum fotoğrafı...

Neden hiç merak etmemişti.

İlk hamleyi o yaptı.

Kemerin savrulduğu çizginin dışına tek bir adımla çıktım.

Ve kontrollü bir direkt yumruğu tam göğsüne indirdim.

Yüzündeki kibir...

Bir anda yerini şaşkınlığa bıraktı.

Tekrar üzerime atıldı.

Bu kez öfkeyle kontrolsüzce saldırıyordu.

Bileğini yakaladım.

Vücudumu çevirdim.

Ve ayağını altından süpürdüm.

Bütün nefesi tek seferde kesilerek halının üzerine sertçe düştü.

İsteseydim burnunu kırabilirdim.

Ama yapmadım.

Bir adım geri çekildim.

Telefonumdaki acil durum düğmesine bastım.

"Git buradan."

dedim.

Yüzü öfkeden çarpıldı.

"Bana vurduğunu herkese anlatacağım."

diye bağırdı.

"Herkese saldırdığını söyleyeceğim."

Ben ise tavandaki duman dedektörünün içine gizlenmiş küçücük kameraya bakarak cevap verdim.

"Bu..."

"Oldukça ilginç bir hikâye olur."

Bir anlığına...

Gözlerindeki bütün özgüven kayboldu.

Sonra...

Eskisinden daha soğuk bir ifadeyle geri döndü.

Ayağa kalktı.

Telefonunu çıkardı.

Ve annesini aradı.

"Anne..."

dedi bana nefretle bakarken.

"O tamamen aklını kaçırdı."

Annesinin sesi hoparlörden hemen duyuldu.

"O zaman..."

"O neden onunla evlendiğini anlamadan plana sadık kal."

Yüzümde en ufak bir ifade değişmedi.

Ama içimde...

Her şey bir anda durdu.

Murat...

Babamın bana değerli gayrimenkuller bıraktığını öğrendikten kısa süre sonra evlilik konusunda acele etmişti.

Yas tuttuğum için savunmasız olduğumu sanıyordu.

Yalnızlığımın beni kolay lokma yaptığını düşünüyordu.

Sessizce...

Telefonumda konuşmayı kaydetmeye başladım.

Annesi sesini daha da alçalttı.

"Yarın imzasını al."

"Mal varlığı üzerine geçtikten sonra..."

"O evliliğin içinde ona ne olacağı kimsenin umurunda olmayacak."

*...Devamı yorumlarda. ��*
Reklamlar