Bir adam kulübesinde oturuyordu. Kulübesi eski olduğu için, kulübenin duvarlarından sık sık parçalar dökülüyordu. Adam her düşen parçanın yerine bir avuç çamur alıp, dökülen yere yapıştırıyordu. Sonunda ev çamur yığını haline geldi ve çöktü.
Adam “Ne vefasız evmiş, yıllardır içinde oturdum da çökeceğini haber bile vermedi” diye söylendi.
Bunun üzerine ev dile gelerek şöyle dedi: “Aslında haber vermek istedim. Ama ne zaman haber vermek için ağzımı açtıysam, ağzımı bir avuç çamurla tıkadın, konuşmama izin vermedin.” Benzeri bir yaklaşımla, ömür binamızın her gün harap olmaya doğru gittiğini söyleyebiliriz.
Aslında ağaran saçlar, dökülen dişler, bükülen beller… Bedenin yıkılmak üzere olduğunun habercisidir. Ama bu sessiz mesajları değerlendiremeyen biri için bunların hiçbiri mana ifade etmez, farkına varmadan ömrünü tüketir, gider.
Dostoyevski, levha yapılıp asılacak kalitede şu muhteşem vecizeyi söyler:
“YENİDEN DÜNYAYA GELSEYDİM, SANİYELERİN NABZINI TUTARDIM”
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !
Gözünün yaşına bakmadı19 izlenme
Selçuk Geçer dolarda bir gecede olacakları açıkladı10 izlenme
Adeta ülkemizin "beyaz altını"! Bunu tüketen ne diyabet görüyor ne de kolesterol11 izlenme
HDP ABD'nin 'Patriot'u oldu 'S-400'e ne gerek var?5 izlenme
Sağlık çalışanları yoksullaştı, borçlandı, mutsuz12 izlenme
Uğuroğlu Kılıçdaroğlu’nun saat 22:00’deki bombasını açıkladı10 izlenme
Yandaşa devlet eli12 izlenme
Kızılcık Şerbeti dizisinde Giray'ın evinde son bölümde gizemli bir kadın oyuncu vardı17 izlenme