Üçüz yeğenlerim için

“Bizim tek babamız sensin.”
O an bütün salon ayağa kalktı.
Dakikalarca süren alkışlar arasında kimsenin gözünde yaş kalmamıştı.
Ben ise konuşamıyordum.
Çünkü boğazımdaki düğüm tek kelime etmeme izin vermiyordu.
Tören bittikten sonra üçü beni kampüsün bahçesine götürdü.
“Baba…” dedi Merve.
Bu kelimeyi ilk kez duyuyordum.
“Artık sana vereceğimiz asıl hediyeyi görme zamanı.”
Merakla birbirlerine baktıklarını izledim.
Ece çantasından bir dosya çıkardı.
İçinde resmi evraklar vardı.
Duru dosyayı bana uzattı.
“Evi satmadık.”
Şaşkınlıkla yüzlerine baktım.
“Hangi evi?”
“Çocukken büyüdüğümüz evi.”
Yıllar önce üniversite masraflarını karşılayabilmeleri için satılacağını düşündüğüm evdi.
Merve gülümseyerek başını salladı.
“Hayır.”
“Biz üçümüz burs kazandık.”
“Çalıştık.”
“Tasarruf ettik.”
“Ve evi koruduk.”
Gözlerim yeniden doldu.
Duru son belgeyi önüme koydu.
Tapu.
Yeni sahibi…
Benim adıma düzenlenmişti.
“Bu…”
Konuşamadım.
Ece gülümsedi.
“Yirmi iki yıl boyunca bize yuva oldun.”
Merve devam etti.
“Şimdi sıra bizde.”
Duru gözlerimin içine baktı.
Reklamlar