Türkiye'ye Düşen Füze

aBD- İsrail ile İran arasında devam eden savaşın bölgeye etkileri sürerken Türkiye'yi de yakından ilgilendiren gelişmeler yaşandı. Cuma gecesi Adana'daki İncirlik Üssü'nde gece saatlerinde sirenler çalarken, sabaha karşı yaşanan hareketlilik dikkat çekti.Saat 03.30 sıralarında üsten yükselen siren seslerinin ardından Milli Savunma Bakanlığı (MSB) konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye'ye İran'dan gönderilen balistik füzenin NATO güçleri tarafından havada imha edildiği bildirildi.İKİ ÜLKE ARASINDA TEMAS KURULDUTürk hava sahasına yönelen füze tehdidinin bununla sınırlı olmadığı da ortaya çıktı. Yetkililer, 4 Mart, 9 Mart ve 13 Mart tarihlerinde Türk hava sahasına doğru yönelen üç ayrı balistik füze nedeniyle Türk yetkililer ile İranlı mevkidaşları arasında temas kurulduğunu belirtti.İRANLI KOMUTANDAN DİKKAT ÇEKEN SÖZLERYaşanan gelişmelerin ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari dikkat çeken bir açıklama yaptı. Zülfikari, Türkiye, Kuveyt ve Irak gibi bazı komşu ülkelere yönelik saldırıların İran tarafından gerçekleştirilmediğini savundu."SALDIRILARIN ARKASINDA ABD VE İSRAİL VAR"İranlı yetkili, söz konusu saldırıların arkasında ABD ve İsrail'in bulunduğunu iddia etti. Zülfikari, bu saldırıların amacının İran ile komşu ülkeler arasında gerilim ve çatışma yaratmak olduğunu söyledi."SİLAHLARIMIZI ÇALIP KOMŞU ÜLKELERE KARŞI KULLANDILAR"Fars Haber Ajansı'nın aktardığına göre Zülfikari, ABD'nin İran'a ait Şahid-136 insansız hava araçlarını taklit eden yeni bir sistem geliştirdiğini de öne sürdü. İranlı yetkili, "Lucas İHA" adı verilen bu sistemin bölgedeki bazı hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldığını iddia etti.Zülfikari açıklamasında, "Düşman (ABD-İsrail) sinsi bir planla İran'ın Şahid-136 İHA'sını taklit ederek 'Lucas İHA' adıyla bölge ülkelerinde hukuka aykırı hedeflere saldırılar düzenlemektedir" ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN: ÜLKEMİZİ SAVAŞIN İÇİN ÇEKMEK İSTEYENLERE KARŞI DİKKATLİYİZ"İran'dan ateşlenen 3. füzeyle ilgili konuşan Erdoğan şunları söyledi: "Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliğimizi güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyacımız var. Bakınız, biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor; hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz."HAVA SAHAMIZI İHLAL EDEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ ÖNLÜYORUZ"Yine bu süreçte, dün gece olduğu gibi, hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye'nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi; çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama ve bunlara doğru, ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur.Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran'a yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum."Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:"İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla, çatışmalarla ve savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, buna bir de İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi."ÇOCUKLARI ÜRKÜTÜLMÜŞ DÜNYANIN TÜM DENİZLERİ MAVİ OLSA NE YAZAR"10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız; ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran'dan Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar?Henüz altı yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın, soruyorum, tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur?"DAHA ÜZÜCÜ OLANIN DÜNYANIN SESSİZ KALMASI"Daha üzücü olan, bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye'de 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa'da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde, hem de çok acı bir şekilde gördük."GAZZELİ ÇOCUKLARIN DRAMI, SÜRÜSÜNDEN BİR PENGUEN KADAR GÜNDEME GELMEDİ"Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi ve cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında; coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse kimse çıkmadı.Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun dramı, sanal âlemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Çok değerli kardeşlerim, vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz."HEP BERABER SEFERBER OLDUK"Bugün Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin'den Arakan'a, Afrika'dan Latin Amerika'ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz tüm imkânlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin ve öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız. Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlindeyiz.Burada şu hususu da önemle vurgulamak durumundayım: Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi… "Müminler bir binanın tuğlaları gibidir." hükmünde olduğu gibi, birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem elleri kırabiliriz.Ramazan-ı Şerif'ten bir gün önce yayımladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Mesafe koymadık, inşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz."
Reklamlar