ABD’nin Münbiç tuzağına düşen Türkiye, Kuzey Suriye’de zemin kaybediyor. Türkiye’ye karşı oyalama taktikleri uygulayan ABD, her geçen gün Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerini güçlendiriyor.
12’YE 12, SEMBOLLERLE CEVAP!
ABD’nin tesis edeceği 12 kontrol istasyonu, İdlib’deki 12 gözlem noktamıza cevap olarak değerlendirilmeli! Çünkü Batı her zaman sembollerle adım atar. ABD 12 istasyonu ile Türkiye’yi caydıracağını düşünüyor. Son olarak Suudi Arabistan (SA) ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), PKK’ya destek için Suriye’nin kuzeyine asker gönderiyor. Bu iki ülkenin, “Suriye’deki 30 bin teröristin her türlü masrafını üstlendiği ve ABD’nin kontrol istasyonlarının finansmanını sağlayacağı” ifade ediliyor. ABD, Suriye’nin kuzeyini çok uluslu bir yapıya dönüştürüyor. Fransa’dan sonra SA ve BAE de askerleri ile bölgeye girdi. Böylece, Türkiye’nin müdahale olasılığının önüne engeller konuluyor. Ayrıca Müslümanlar arasında çatlaklar yaratılması hedefleniyor. ABD, PKK cephesini tahkim etmek için somut adımlar atarken, Türkiye sadece demeçlerle yetiniyor. Özeti: Ses çok, görüntü yok!
TÜRKİYE’DE HEP AYNI NAKARAT
Türkiye, muhtemel bir müdahalesinde hem meşruiyetini pekiştirmek hem de dünya kamuoyunun desteğini almak için hiçbir adım atmıyor. Bir harekât öncesinde diplomasi sahnesini şekillendirmek için çalışmalar yapmıyor. ABD ve ortaklarına karşı uluslararası bir cephe kurmak için hiçbir girişimde bulunmuyor. Bölge ülkelerini de içine katan bir karşı çıkış stratejisi geliştirmek için çaba sarf etmiyor. İdlib’de hızlı bir sonuç almak ve bütün dikkatleri Fırat’ın doğusuna çevirmek için bütün kozlarını kullanmıyor. Bölge dışı küresel aktörlerden somut destek bulmak için çalışmıyor. Hâlâ Münbiç konusunda ABD ile görüşmeler yapıyor. ABD’nin müzakereler sonucu Türkiye’nin çizgisine geleceğini sanıyor. Aynı nakaratı tekrar edip duruyor. Bütün tehditleri tek başına karşılama dışında, düşmanlarını şaşırtan yeni ve yaratıcı hamleler yapamıyor. Yerel seçimlere kadar ABD’nin tahkimatını geliştirmek üzere çalışmalarına devam edeceği, Türkiye’nin aynı nakaratı tekrarlayacağı anlaşılıyor.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Suriye’nin kuzeyindeki tehdidin kapsamı giderek genişliyor. Gelişmeler değişik bir boyut kazanıyor. ABD’nin dünya çapında yalnızlaştığı bir konjonktürde bu ortamı değerlendirmeliyiz. Öncelikle ABD’nin Suriye’de hiçbir hukuki dayanağı olmadan terörizme destek verdiğini çarpıcı örneklerle dünya kamuoyuna doğrudan ya da dolaylı yöntemlerle anlatmalıyız.
Astana toplantılarında Fırat’ın doğusu meselesini en öncelikli konu haline getirmeliyiz. Bunun birinci koşulunun İdlib meselesinin çözülmesi olduğunu unutmamalıyız. Irak’la bu konuda ikili görüşmeler yapmalıyız. Suriye’nin kuzeyinde kurulacak bir özerk/bağımsız yapının nihai amacının Kuzey Irak’taki Bölgesel Yönetim ile birleşmek olduğunu ve bütün bölge için bir dinamit fıçısı olduğunu açıklamalıyız.
Fırat’ın doğusunun yasal sahibi olan Suriye devleti ile buzlar eritilmelidir. Böyle bir gelişme yaşandığı takdirde, ABD ve ortakları şaşkına dönecek, muazzam bir durum üstünlüğü sağlanacaktır. Uluslararası meşruiyetin ilk adımı budur. Bu durumda Türkiye, Irak ve Suriye’nin ortak bir proje geliştirmesi için uygun bir zemin oluşacaktır. Böyle bir gelişme şu açıdan da önemlidir. Suriye’nin kuzeyinin en kritik lojistik akış mihveri olan Kuzey Irak kapatıldığı takdirde, bu bölgede hızlı bir çöküş başlar. Çünkü PKK, çaldığı tarım ürünleri ve petrolü Kuzey Irak üzerinden pazarlamaktadır. Ayrıca, silah, cephane ve terörist nakli, ağırlıklı olarak Kuzey Irak’tan yapılmaktadır. Diğer taraftan Türkiye, Irak ve Suriye PKK bölgesini çevrelediği takdirde, ABD’nin manevra alanı iyice daralacaktır.
Bundan sonra yapılması gereken bu sürece Türkiye’nin Astana ortakları olan Rusya ve İran’ı da dâhil etmektir. 5 ülke (Türkiye, Rusya, İran, Irak ve Suriye) Suriye’nin kuzeyi gündemiyle bir toplantıda bir araya gelmelidir. Bu toplantıda aralarındaki bütün görüş ayrılıkları giderilmeli, ortak bir strateji belirlenmelidir. Çünkü böyle bir çıkış yolu 5 ülkenin de yararınadır. Tehdit dünyanın en büyük silahlı gücüdür. Zaman, kısır çekişmelerin dışına çıkma, ortak çıkarlar için kenetlenme zamanıdır. Zaten strateji, uzun dönemli kalıcı çıkarlar için kısa dönemli kayıpları göze almaktan başka bir şey değildir.
Son aşama ise belirlenen stratejinin küresel desteğini sağlamak için başta Çin gibi Avrasya güçleri olmak üzere bütün dünyayı hareketin haklılığına inandırmaktır. ABD ile sorunları olan Almanya gibi ülkelere de konu bütün çıplaklığı ile anlatılmalıdır. Aynı nakarat işe yaramıyor; zaman strateji zamanıdır. İşte o zaman sorun kendiliğinden çözülecektir.
Aydınlık
Mansur Yavaş'tan parlamenter sistem çağrısı13 izlenme
Bebeğini iki kez dünyaya getirdi13 izlenme
Paylaştığı 11 tweet gündem oldu.18 izlenme
Benzini biten Kutsi, Kuzey Marmara Otoyolu'nda mahsur kaldı7 izlenme
Alman basınından dikkat çeken Erdoğan yorumu: Ankara'daki adam...12 izlenme
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEĞİL TÜRK DEVRİMİ YAŞATIR!13 izlenme
Güllü'nün ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, şüpheli olay1 izlenme
Kızılay'dan skandal girişim! Zekâtları toplayıp yandaş şirketlere verecekler13 izlenme
CHP’li Öztrak paylaştı: "Maden kazalarındaki işçi ölümlerinde Türkiye dünyanın zirvesinde"
Cehalet eskiden de vardı ama hiç bu kadar özgüven sahibi olmamıştı
Türk Telekom'dan yerel para ile ticarette ilk adım
Türkiye'den savaş yorgunu Libya'ya yardım eli! Yüzen elektrik santralı