Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından tüm dünyanın dikkati Suriye’ye döndü. Şimdilerde Atlantik güçleri, kendi ajandalarını yürütmek için yaratıcı yollar arıyorlar. Ortak yönetim, silahsızlandırılmış bölge, KürtKürt diyaloğu gibi formüller ile “bağımsız Kürdistan” üzerinde çalışıyorlar. Ankara ise askeri seçeneği masaya koymakta tereddüt ederken, Türk basını anlamsız bir zafer sarhoşluğu içinde Suriye’nin yeniden inşası, ihyası, mültecilerin dönüşü haberleriyle gün geçiriyor. Bu arada Türk milletinin gururunu okşamak için İsrail ile güç mukayeseleri de ekranları süslüyor. Böylece Türkiye’ye yönelik gerçek tehditler doğru saptanamadığı gibi büyük çözümler de ustalıkla gizleniyor.
Aslında dün, hepimizin aklını başına getirmesi gereken önemli bir ziyaret yaşandı. Filistin, Lübnan ve Suriye’de işgale girişen, bu büyük savaşı tarihinin dönüm noktası olarak niteleyen İsrail’in cumhurbaşkanı İzak Herzog, bir anda, plansız, programsız, olağanüstü şekilde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne gitti. Bu ziyaretin İsrail’in “Kürdistan” için bastırdığı bir dönemde gelmesi önemli. Çünkü İsrail Cumhurbaşkanı, Kıbrıs cephesinin Suriye’nin kuzeyinden ya da Filistin’den bağımsız olmadığını ilan etmiş oluyor.
Nitekim PKK elebaşlarından Duran Kalkan da bundan 2 ay önce “Dananın kuyruğu Kıbrıs'ta kopacak.” demiş, savaşın merkezinde Türkiye’nin olacağını söylemişti. Kalkan şunları söylüyordu: “Sıra Kıbrıs’a gelecek ve savaş Türkiye’de yoğunlaşacak. Ne yapacak Türk Devleti, ya uşak olacak ya da kırk parçaya bölünecek.”

Özünde Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşananlar da “Kürdistan” planlarından bağımsız değil, hatta tam da merkezinde. ABD’nin Dedeağaç’tan başlayarak Girit’e, Kıbrıs’a ve oradan Suriye’nin kuzeyine uzanan üslerinin hedefi ne Ege adaları ne de petrol ve doğal gaz kaynakları... Kürdistan planı içinde ABD, İsrail ve Yunanistan birlikteler. Tam da bu nedenle, TürkiyeYunanistan Savaşı ya da Türkiyeİsrail Savaşı üzerinden güç mukayeselerine girişmek, ABD’den gelen tehditleri perdeliyor.
Görünen o ki; ABD, İsrail ve Yunanistan cephesi, şimdilerde Kıbrıs’tan bastıracak. Türkiye, yalnız Suriye’nin kuzeyinden ve Ege’den değil Kıbrıs’tan da, yani 3 cepheden sıkıştırılacak. Tabi hepsi Kürdistan’ı kurmak için. Sonuç itibarıyla Kıbrıs ve Kürdistan olayı birleşti. Hatırlanırsa Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye üyelik için dayattığı dört şart da benzerdi. Diyorlardı ki; “Kürdistan’a özerkliği kabul edeceksin, Kıbrıs’tan askerini çekeceksin, Ermeni soykırımını kabul edeceksin, ekonomide neoliberal programı uygulayacaksın.” İşte dün AB’nin önümüze koyduğu bu dört şart, bugün de ABD’nin şartları.

Bugün Rusya, İran, Filistin ve Arap ülkeleri ile Çin’le beraberlik, Türkiye için hayati önemde. Ancak Amerikancılar, Türkiye’nin bu birleşik cephede ilerleme imkanlarını yok etmeye çalışıyorlar. Ahmet Hakan’lar “Rusçu”, “Çinci”, “İrancı” gibi suçlamalarla cepheyi bölme görevi yapıyorlar. Hükümet basını da Rusya, İran ve Çin düşmanlığını körükleyecek yayınlarına son sürat devam ediyorlar. Hâlbuki Türkiye’ye yönelik tehditlerde ABD, İsrail ve Yunanistan beraberler. Türkiye bu tehdide karşı elbette öz güçlerine dayanacak, ancak Rusya, İran, Filistin ve Arap ülkeleri ile ittifaklar geliştirmek Türkiye için kaçınılmaz ve zorunlu. Üstelik bu ülkeler zaten ABD ve İsrail ile savaş halindeler. Yani onları ikna etmek gibi bir çabaya da gerek yok.

2026 yılı emekliler için hareketli başladı.9 izlenme
Günde 2 Tane Karanfil Yemeye Başlayın ve Neler Olacak Görün30 izlenme
Haluk Levent'in bağış için açtığı kripto cüzdana rekor katkı13 izlenme
ABD'de patladı! Trump veto etti15 izlenme
Terörist aileleri dağa çağırdı! ‘Evlat nöbeti'ne hakaret gibi teklif10 izlenme
Tunç Soyer Çerçioğlu'nu topa tuttu! "Hakikat, mutluluk, onur bedelsiz olmaz"6 izlenme
Yeniden Refah Partili isimden ekrandaki kadına akılalmaz sansür17 izlenme
Son dakika: NATO'dan flaş açıklama: Esad rejimi ve Rusya İdlib'de saldırılara son vermeli.9 izlenme