Dosyanın mali boyutuna ilişkin Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerinde çarpıcı detaylar yer aldı. İncelemelerde, şüpheli şahıs ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan kaynağın çeşitli yöntemlerle yurt dışına aktarıldığı ileri sürüldü.
Emniyet yetkilileri ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun inanç veya ibadet faaliyetlerini hedef almadığını vurgulayarak, “Bu, tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon” açıklamasında bulundu. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de soruşturmanın örgütün finansal çarklarını ve suç mekanizmasını hedef aldığını belirtti.
Firariler İçin Çalışmalar Sürüyor
Gözaltı kararı bulunan 49 şüpheliden 9’unun yurt dışında olduğu saptanırken, firari durumdaki diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmalar devam ediyor. Arama yapılan bazı adreslerde çok sayıda ruhsatsız silah ve yüksek miktarda nakit para ele geçirildi.
İktidar ve Cemaat Arasındaki Gerilimin Geçmişi
Operasyonla birlikte, Süleymancılar yapısı ile AK Parti arasında geçmişe dayanan siyasi kırılmalar da tekrar tartışılmaya başlandı. Gazeteci Nevzat Çiçek’in değerlendirmelerine göre, iki taraf arasındaki anlaşmazlıklar 10 yılı aşkın bir geçmişe dayanıyor. İlk ciddi gerilim, 2011 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’ın Karacaahmet Mezarlığı’nda Süleyman Hilmi Tunahan’ın kabri yanına defnedilmesinin ardından yaşanan mezar düzenlemesi tartışmalarıyla başladı. Sonraki yıllarda bazı yurt binalarının yıkılması ve cemaatten kopan isimlerin farklı siyasi zeminler kurması gerginliği tırmandırdı.
2016’da Yönetim Değişti
Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1959’daki vefatının ardından cemaati damadı Kemal Kacar yönetti. Kacar’ın 2000’deki ölümünün ardından liderliği Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun üstlendi. Denizolgun’un 2016’daki vefatıyla birlikte yapının başına bir diğer torun Alihan Kuriş geçti. Kuriş döneminde organizasyonun faaliyetlerinin daha kapalı ve içe dönük bir yapıya büründüğü iddiaları soruşturma süreciyle birlikte yeniden gündeme geldi.