“Bu adamı nereden tanıyorsunuz?”
“Eşimdi.” dedim.
Adamın gözleri doldu.
“Yıllar önce anne ve babasını kaybettiğinde onu çocuk esirgeme kurumuna götüren polis bendim.”
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta küçük bir çocuk olan Kemal, anne ve babasının arasında gülümsüyordu.
Fotoğrafı ellerimin arasına aldığımda içimde garip bir huzur hissettim.
Kemal’in bana bıraktığı en büyük miras ne evdi ne de paraydı.
Bana bıraktığı en değerli şey, insanın geçmişindeki acıları sonsuza kadar taşımak zorunda olmadığını öğretmesiydi.
Çünkü bazen bir insanın son dileğini yerine getirmek, yalnızca onun son günlerini değil, geride kalanların da bütün hayatını değiştirebiliyordu.