Sınıftaki Yoksul Bir Arkadaşına Ayakkabı Aldıktan Sonra

İyi günler," dedi titreyen bir sesle. "Mümkün olan en kısa sürede okula gelmeniz gerekiyor. Bir olay yaşandı ve Zeynep de bu işin içinde."

Kanım donmuştu. İş yerinden fırladığım gibi okula koştum. Müdür beni koridorda rengi atmış bir halde bekliyordu. Yanına vardığımda yutkunarak, "Zeynep'i arayan biri var. Şu an odamda sizi bekliyor," dedi.

Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi çarparken, "Neler oluyor burada?!" diye sordum.

Müdür başını öne eğdi: "Kendini tanıtmadı. Sadece sizin onu çok iyi tanıdığınızı söyledi."Titreyen ellerimle müdürün odasının kapısını araladım. Ancak içeride ayakta duran KİŞİYİ gördüğüm an gözlerim karardı, dizlerimin bağı çözüldü ve sendeledim.

"BURADA NE İŞİN VAR?! BU GERÇEK OLAMAZ!" diye çığlık attım.

Müdürün odasının ortasında, yıpranmış gri bir kabanın içinde, başı öne eğik duran o adamı nerede görsem tanırdım. Alnındaki o derin yara izi, omuzlarının o çökük hali... Karşımda duran kişi, tam beş yıl önce yağmurlu bir gecede hatalı sollama yaparak kocamın arabasına çarpan ve onun ölümüne sebep olan adamdı: Yılmaz
Reklamlar