Sınıftaki Yoksul Bir Arkadaşına Ayakkabı Aldıktan Sonra

Odadaki sessizlik sağır ediciydi. İçimdeki o devasa, beş yıllık öfke fırtınasıyla, bir annenin merhameti arasında sıkışıp kalmıştım. Çektiğim acılar, kocasız geçen o soğuk geceler, Zeynep'in babasının mezarı başında döktüğü gözyaşları bir yanda duruyordu; diğer yanda ise ayakları üşüyen, ayakkabılarını bantla yapıştıran ve hiçbir günahı olmayan 12 yaşındaki küçük Ceren...

Tam o sırada kapı yavaşça aralandı. Zeynep, yanında sıkıca elini tuttuğu Ceren ile birlikte odaya girdi. İkisi de korku dolu gözlerle bize bakıyordu. Zeynep'in gözleri yerdeki ayakkabı kutusuna takıldı, sonra bana döndü. "Anne," dedi titreyen bir sesle. "Lütfen kızma. O ayakkabıları Ceren'e ben hediye ettim. Onun ayakları çok üşüyordu. Babam hep demez miydi, 'İyilik yapmaktan asla vazgeçme, karanlığı sadece ışık kovar' diye?"
Reklamlar