Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de üç farklı davanın duruşmasına katıldı. İmamoğlu; "casusluk" suçlamasıyla açılan dava, diploma davası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik ana davada hakim karşısına çıkıyor. İBB davasında 62., casusluk davasında 2. gün. Diploma davasında ise 5. duruşma.
Yoğun yargı süreci öncesinde sosyal medya hesabından paylaşım yapan İmamoğlu, "3 dava tek cümle... Demokrasiyi savunuyorum" ifadelerini kullanmıştı.
Casusluk davası başladı ancak Ekrem İmamoğlu savunma yapmak üzere
diploma davasına geçti. İmamoğlu'nun savunmasının ardından diploma
davası 25 Aralık'a ertelendi.
Ekrem İmamoğlu savunma yapmak üzere "casusluk" davasına geçti. Bu davada gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün de yargılanıyor.
İmamoğlu, İBB davasının bugünkü duruşmasında Fatih Keleş'in savunma yapması nedeniyle savunma yapmadı.
Mahkeme başkanı, tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı'nın çarşamba günü savunma yapacağını söyledi.
İmamoğlu'nun; Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile birlikte yargılandığı casusluk davasında ara karar için ara verildi.
Fatih Keleş'in savunma yaptığı İBB davası sona erdi. Mahkeme başkanı, avukatların savunmalarını yarın akşama kadar tamamlamalarını isteyerek çarşamba günü Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını alacağını belirtti.
Fatih Keleş'in avukatlarının bu duruma tepki göstermesi üzerine hâkim, tartışmaya girilmemesini isteyerek zamanın iktisatlı kullanılması gerektiği uyarısında bulundu.
Casusluk davasında avunma yapan Hüseyin Gün, hakkındaki siyasi casusluk ve seçim manipülasyonu suçlamalarını kesin bir dille reddederek hayatı boyunca hep devleti için mücadele ettiğini belirtti.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet yetkililerinden aldığı resmi bir yetki belgesiyle FETÖ'ye karşı etkin bir mücadele yürüttüğünü ifade eden Gün, bu rolü sebebiyle örgütün hedefi haline geldiğini ve adli makamların yanıltılmaya çalışıldığını öne sürdü.
Davanın açılmasına neden olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın geçmişte kendisinden para sızdıramadığı için husumet ve şantaj amacıyla bu asılsız iftiraları attığını, muhbir ile asistanının yalan söyledikleri için mahkemeye gelmekten kaçındıklarını iddia etti.
Seçim manipülasyonu iddialarına değinen Gün, İBB seçimlerinin iptali sonrası Amerika'daki şirketi aracılığıyla sadece 10 günlük bir sürede internetteki herkese açık verileri kullanarak gönüllü bir sosyal medya analizi yaptığını, bilirkişi raporunun da bunun bir suç teşkil etmediğini kanıtladığını söyledi.
İddianamede "gizli belge" olarak geçen kara hücre notları ve FETÖ şemasını aslında devletin verdiği görevle bizzat kendisinin hazırladığını belirterek, bu belgeler nedeniyle casuslukla suçlanmasını kara mizah olarak nitelendirdi.
Son olarak, çocukluğundan beri tuttuğu günlüklerin ve tüm para hareketlerinin meşru olduğunu vurgulayan Hüseyin Gün, hiçbir somut delil olmamasına rağmen bir müfterinin iftirası yüzünden 369 gündür hücrede haksız yere mağdur edildiğini ifade etti.
İBB davasında savunma yapan tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, kendisine etkin pişmanlık dayatıldığını ifade etti ve "Abimi, oğlumu, yeğenimi tutukladılar. Manşetten haberler girdiler." dedi.
Keleş, "Bir babaya, oğlunun özgürlüğü karşısında susması ya da konuşması dayatılıyorsa, bu adalet değil, vicdan infazıdır." ifadelerini kullandı.
Keleş ayrıca, "Kalbime, evladım üzerinden yüklenen bu ağır yükünün hesabını hiç kimse veremez. Bu travma, üzerime kapanan demir kapılardan daha ağırdır." diye konuştu.
İddianamede yer alan şemada örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Keleş, "Bana bağlı olduğu ileri sürülen kurumun Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcıları bırakın bana bağlı olmayı; görüşmek istediğimde randevu talep ederek yanlarına gittiğim kişilerdir. Randevu alarak gidilen bir makamın, gayriresmî olarak bana bağlı olduğu iddiası nasıl gerçek olabilir?" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu'nun savunmasının sona ermesinin ardından casusluk davasının duruşmasına ara verildi.
Casusluk davasının ardından İBB davasının duruşmasına geçmesi beklenen İmamoğlu'nun bugün savunmasının alınmayacağı belirtildi.
Davanın bugünkü duruşması Fatih Keleş'in savunması ile devam ederken, İmamoğlu'nun çarşamba günü savunma yapması bekleniyor.
"Halk yargılamasını yapmıştır, biz aklandık. Halk yargılamasını yapmıştır, biz aklandık. Halkımız bizi ibra etti. Seçimlerde de görevimizden dolayı ibra etti, şu anda da kamuoyu olarak halk bizi ibra etmiştir. Sizler hala karanlıkta gölge boksu yapıyorsunuz. Ama bu davaları hazırlayan, bu davaların savcısını bulan, sonra onu taltif eden asıl güç, önüne konan kamuoyu araştırma dosyalarına bakıp çıldırıyor. Kendi fiyaskosunu, bu kukla tiyatrosunun iflasını, çaresizliğini görüp hala sağa sola saldırıyor." diyen İmamoğlu savunmasını şöyle sürdürdü:
"Başaramadınız. Halk bu kumpasa inanmadı. Bu berbat senaryonuza ikna olmadı, olmayacak. "Tiyatro" diyemiyorum, tiyatroya hakaret ediyorum çünkü yani, diyemem yani. "Kötü tiyatro" bile demek istemiyorum yani. Yaşasın tiyatro!"
"Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım." ifadelerini kullanan İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı:
"Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Tanıdığım kadarıyla Hüseyin Gün, devletine hizmet etmeye çalışmış casuslukla uzaktan yakından alakası olmayan, en azından belgelerde de öyle bir şey görmedim kendi ifadesi de var, bir iş insanıdır nokta. Yazık etmeyin. Yazık etmeyin. Ben burada vereceğiniz kararı eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa o kararı da tanımıyorum."
Utanmadan Necati Bey'den, Merdan Bey'den casus çıkaracaklar." diyen İmamoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Frankestein' sözlerine gönderme yaparak şu ifadeleri kullandı:
"Gerçekten rezilsiniz ya! Rakibinden bu kadar korkan bir siyasi akla da söyleyecek tek sözüm var: Kendi ürettiğin korkuların ve çelişkilerin içinden adeta bir "Frankenstein paradoksu" yaşıyorsun. Frankenstein paradoksu! Allah yardımcısı olsun, gece-gündüz."
İmamoğlu, İngiltere hükümeti adına casusluk yaptığı yönündeki suçlamalara tepki gösterirken, NATO Zirvesi'ne gelecek İngiliz yetkililere konuyla ilgili soru sorulması gerektiğini belirtti.
"MI6'te var mı böyle birisi, Ekrem'le irtibat kurdu ya da CIA ile?" diyen İmamoğlu şöyle konuştu:
"Ya gülerler insana ya, gülerler ya. Gülerler ya, ayıptır. Starmer'a sorsunlar o zaman. Ya da başka hangi ülke geçiyor? İki ülkenin ismi geçiyor bari. Başka ülke varsa onlara da sorsunlar yani. Ahlaksızlar."
"Birbirini tanımayan insanlarla bizi casusluk meselesinin içine sokmaya çalışıyorlar. Ahlaksızlar." diyen İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne oluyor sonra? Altına imza atan üç savcıdan ikisi başsavcı vekili oluyor, bir tanesi de bakan yardımcısı oluyor. Ne güzel düzen ya. İmza at, bakan yardımcısı ol. İmza at, başsavcı vekili ol, başsavcı ol. Yerim, yerim öyle makamı ben ya. Bu millet öyle bir makamı yutmaz, yemez. Ekrem'i de yedirmez. Bunu unutmayın yani, Ekrem'i de yedirmez. Ekrem'i övmek için söylemiyorum. Ekrem yarın Ali olur, Ayşe olur, Fatma olur, Mehmet olur, fark etmez yani.
Madem beni casuslukla, ağır bir suçlamayla yargılıyorsunuz, o zaman böyle bir dosya nasıl kuruluyor? Böyle ağır ithamlar hangi sözde delillerin üzerine inşa ediliyor? Var mı, Savcı Bey? Kaç defadır soruyor işte avukatlar yani. Tutukluluğun devamına deniyor. Ne güzel klişe laf: 'Tutukluluğun devamına.'"
İmamoğlu, yargıda bağımsızlık olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
"Savcıların, hakimlerin ve mahkemelerin gölgesine sığınarak siyaset yapma makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı'nı.
Ne yazık ki her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda, ne AYM kararları, ne AİHM kararları en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye'de yaşıyoruz."
İmamoğlu, "Adalar’da faytonların kaldırılması için toplantı yaptık. Elektrikli araçları anlattık, araç trafiği zaten yok diye. Nasıl olmazı anlatmaya çalıştılar bize. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan aradı, telefonla toplantıya katıldı, 'Biz de seçimde bunu vaadetmiştik, olmalı' dedi. Sonra dönüp bize nasıl oluru anlattılar. Ben bunu yaşadım" dedi.
Ekrem İmamoğlu, "Bir ülkenin gücü meydanlarını kapatmasından değil, meydanlarında özgürce konuşabilen insanların sayısını arttırmakla başlar ve o şekilde büyür. NATO zirvesi öncesinde Ankara'da hayatı durdurmak, işte tam da onun bir tezahürüdür bizi Silivri'de, bir cezaevinde hapsedip, uydurma bir duruşma salonunda, uydurma bir davayla, absürt bir davayla muhatap etmek" dedi.
İmamoğlu iktidara şu sözlerle yüklendi:
"Devlet ciddiyeti, yabancı liderlere şov yapmakla değil, kendi vatandaşına güven duymakla olur. Devlet ciddiyeti, dünya gözü üzerimizdeyken sergilenen bir dekor değildir. Devlet ciddiyeti, fakirliğin, yoksulluğun önüne çekilen kandırmaca maskelerle toplumun gerçek ortamını gizlemekle olmaz. Devlet ciddiyeti, dünyanın gözü üzerimizde değilken de vatandaşına en üst seviyede özeni gösterebilmektir. Gerçek itibarı, birkaç günlük ziyaretler zaten belirlemesi mümkün değil. Kimse enayi değil.
Herkes verilerden, örneğin gazetecilerin fikir özgürlüğünden, gazetecilerin mesleklerini serbest yapabilmesinden, hukuka olan güvenden, bütün bu prensiplerden ölçerler ve gerçek itibarı oradan yakalarlar.
Yıllar boyunca inşa edilen bir hukuk düzeni eğer insanlarını, mutlu ve güven içerisinde hissettiriyorsa, sermayeye yatırım yapıp yaptırmasına fırsat tanınıyor tanınıyorsa ancak o şekilde itibar elde edilir. Uluslararası saygınlık, önce kendi vatandaşının devletine ve hukuk sistemine olan güvenle başlar."
İBB davasına ara verildi. Ara bittikten sonra Tuncay Yılmaz'ın avukatları savunmalarına devam edecek.
Ekrem İmamoğlu NATO Zirvesi'ni hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan için, "'Korktuğum rakibimi, dört defa yenildiğim, bir defa daha yenileceğim rakibimi hapse attırdım' mı diyecek? Bunu mu anlatacak dünyaya?" dedi.
İmamoğlu şunları söyledi:
"Bugün, yarın itibarıyla NATO toplantısı var Ankara'da. Yani NATO toplantısında, NATO üyesi olan Türkiye ve çok önemli konular konuşulacak. Ülkeyi yöneten zihniyet şunu mu diyecek mesela: Amerika'dan, İngiltere'den, Fransa'dan gelen insanlara -ki bu iddianamede bu ülkelerin isimleri de geçiyor- o başkanlara şunu mu diyecek; 'Ben korktuğum rakibimi, yenemediğim, dört defa yenildiğim, bir defa daha yenileceğim rakibimi hapse attırdım. Hatta dün, üç tane de duruşmada yargılanıyor ha ha ha' diye bunu mu anlatacak mesela dünyaya?
Bununla mı gururlanacak? Böyle mi bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukukunu tarifleyebilecek? Onun için çok vahim bir durumdadır Türkiye bugün, burada yaşananlardan ötürü."
İmamoğlu, 15 milyon 500 bin oyla cumhurbaşkanı adaylığını elde ettiğini, 25 milyon insanın da imza verdiğini ifade etti.
İmamoğlu, "Halk gücünü arkasına almış bir insana casusluk gibi son derece ağır ve son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz" dedi.
Casusluk davasında savunma yapan İmamoğlu, "Ayrı salonlarda hukuk cinayeti işlenmeye devam ediliyor" dedi.
İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yağmacıların karşısında dimdik ayakta durmaya devam ediyor ve bu konuda kesinlikle ve kesinlikle kararlı olduğumu, bu üç davanın bir arada görüldüğü bugünde yılmadan tam aksine gücünü büyüterek, milletten aldığı o kararlılıkla da sonsuz mücadele verdiğimi buradan belirtmek isterim."
Ekrem İmamoğlu casusluk davasında savunmasına başladı. İmamoğlu, mahkeme heyetinin değişmesine tepki göstererek şunları söyledi:
"İlginç bir günle karşı karşıyayız. Ben tabii hukukçu değilim ama yargıçların bu şekilde değiştiği bir ortamda, yargıçlara haksızlık yapıldığı kuralı konuşturuyor hukukçular arasında. Nedir o? Bir dosyanın tamamlanması ya da dosyanın bir el tarafından yapılabilmesi, sürdürülebilmesi meselesi. Hukuken daha adil bir yargılama olabileceği konusunda bir adil yargı... Kesildi mi burası? Adil, adil yargılama ilkesinin yine ihlal edilmiş olması. Bu ihlalle buradasınız. Ben de bu ihlalle sizin karşınızdayım. Dolayısıyla bu şekilde karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum. Niye kınıyorum? Çünkü sizler, 20. hakim değişimi benim mahkemelerimde. Yani benim mahkemelerimde 20 hakim değişti şu ana kadar. Savcı… Savcıyı saymıyorum. Katrilyonda bir midir, trilyonda bir midir yargılanan kişiler üzerinden nasıl böyle bir, ne diyelim adına, böyle bir ortam yaratılıyor ya da böyle bir denk düşme yaşanıyor bilemem.
Tabii HSK'nın Türkiye'de bağımsız olmadığı, talimatla ısmarlama heyetlerin dizayn edildiği bir ortamda, bunlar sanki doğalmış gibi algılanıyor. Açıkçası bu sabah yine bir dünyanın en saçma davalarından birisinde, diploma davasında, yine değişmiş bir hakimle karşı karşıyaydım. Beşinci duruşmaydı. Beşinci duruşmanın ilk ikisini başka bir hakimle ya da üçünü, karıştırıyorum artık. Diğer ikisini de bu hakimle geçirmiş olduk. O bakımdan ben bugün bu binada, yine saçma binada, yani hapishanenin olduğu bir yerde ısrarla duruşma salonu kuran bir güzel, bir rejim anlayışı içerisinde bir binada, bir duruşma salonundayız. Böylesi bir kötümser bir tabloda bir aradayız."
İBB davasında Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız, "Oturmak için aldığı evi borçla satın almış. Nasıl bir örgüt üyesi bu? İddianın akla mantığa uygun olması gerekiyor. Örgütle ilgili herhangi bir delil ortaya konulamamıştır" dedi.
Avukat Akalın, Hüseyin Gün ile Necati Özkan'ın HTS kayıtları incelendiğinde Balıkesir'de buluştuklarının iddia edildiğini ancak iki ismin aynı yıl içinde Balıkesir'e hiç gitmediklerini ifade etti.
Ara sona erdi, duruşma başladı. Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın savunmasına başladı.
Onlarca vatandaş destek için Silivri Dayanışma Evi'nde toplandı. Özgür Özel, duruşma salonundan ayrıldı. Özel plastik bir sandalyenin üzerinden vatandaşlara seslendi.
Casusluk davasında Necati Özkan savunmasını bitirdi, mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken eşi Dilek İmamoğlu'na sarıldı. Aradan sonra Necati Özkan'ın avukatları söz alacak.
İBB Davası'nda verilen kısa ara sona erdi. Duruşma savcısı, Tuncay Yılmaz'a "İl binasının alınma sürecinde Fatih Keleş neden işin içinde?" diye sordu. Yılmaz, "Partinin belediye meclis üyesi" yanıtını verdi. Mahkeme başkanı, geçen hafta İstanbul 2 Nolu Baro'dan atanan avukata görevinin sona erdiğini bildirdi. Tuncay Yılmaz'ın asıl avukatı Ali Kemal Yıldız savunmasına başladı.
Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız, iddia makamının temel görevinin duruşmaya objektif katkı sunmak olduğunu belirtti ve "İddia makamından beklentilerimiz; iddianameye yönelik eleştirilere katlanabilme özelliği bulunmalıdır. 1.5 yıldır tutuklular kendilerine göre soyut dayanaksız iddialar ile tutuklandılar. Bu kişilerden ne bekleniyor. Her sanığın agresif savunma yapma hakkı vardır. Somut delil yok. Sanık ve müdafiler iddianamenin ön yargılı olduğunu siyaseten hazırlandığını söyleyebilir." dedi.
Yıldız, müvekkilinin hakkında delil olmadığını ve gizli tanık ifadeleriyle tutuklandığını belirtti. Avukat Yıldız, gizli tanık beyanıyla soruşturmanın yapılması ve yürütülmesinin mümkün olmadığını belirtti. Yıldız, dosyadaki gizli tanıkların fiziki kimlikleriyle dinlenmesini talep etti.
Casusluk davasında kürsüye çıkan İmamoğlu'nun kampanyacısı Necati Özkan savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirterek, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı.
Necati Özkan, "Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak" diyerek tepki gösterdi.
Özkan, "Bu iddianameyi yazan aklın, altına imza atanların en azından 'Bunu bir bilene soralım, sonra utanmayalım' demeleri gerekmez mi?" ifadelerini kullandı.
Özkan, Türkiye'de vatandaşların yüzde 70'inin kararını vermiş olduğuna değindi ve mahkeme heyetiyle savcılığın toplamda 4 kişi olduğunu ifade ederek, "Sizin aranızdan minimum 2 kişinin Ekrem İmamoğlu'na oy verdiğini biliyorum. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun Mart 2019'daki seçim kampanyasında %48.8 oy aldığını biliyorum. 23 Haziran'daki seçim kampanyasında da %52 küsurat oy aldığını biliyorum. Dolayısıyla 4 kişiyseniz ikiniz muhakkak Ekrem İmamoğlu'na oy verdiniz istatistik olarak." dedi.
Özgür Özel, AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Murat Karayalçın, casusluk davası için salona geldi.
İmamoğlu diploma davasının ardından casusluk davasına geçti.
Ekrem İmamoğlu diploma davasından çıkarken, "Sayın Özgür Özel Başkan'ın yolunda yürümekten gurur duyuyorum" dedi.
Diploma davası 25 Aralık saat 11.00'e ertelendi. Ekrem İmamoğlu tarihe şöyle tepki gösterdi:
Hakim: İstanbul 5. İdare Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak kesinleşip kesinleşmediği hususunda mahkememize bilgi verilmesine, İstanbul Cumhuriyet başsavcılığına yazılan yazının akıbetinin sorulmasına, dosya danıştay aşamasında bildiğim kadarıyla o yüzden aralık ayına bırakmayı düşünüyorum.
İmamoğlu: O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verip geçin hakim bey
Casusluk davasında konuşan Merdan
Yanardağ, hangi devlet için çalıştıklarının ya da hangi gizli belgeyi
ele geçirdiklerinin iddianamede yer almadığını belirtti. Yanardağşunları
söyledi:
"Bu iddianame diyor ki casusluk için yabancı bir devlete veya istihbarat örgütüne gerek yok. Böyle bir şey olabilir mi?.
Bu iddianamede imzası olan Can Tuncay bugün Adalet Bakan Yardımcısı’dır. Bu makam siyasi makamdır. Bu makamdaki kişi siyasi toplantılara katılıyor. AKP iktidarının imzası bu iddianamenin altında var."
İBB davasında savunma yapan İmamoğlu İnşaat’ın tutuklu genel müdürü Tuncay Yılmaz, 2016 yılından bu yana şirkette görev yaptığını belirterek, Ekrem İmamoğlu’nun kendisini hiçbir zaman belediye ya da CHP ile ilgili işlere dahil etmediğini söyledi. CHP kurultayına katılmadığını ifade eden Yılmaz, “Kurultay’da yoktum. O tarihlerde Ankara’da bile bulunmadım. Ben bir örgüt üyesi olsam CHP Kurultayı’na katılmaz mıydım?” sözleriyle hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını reddetti.
CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımı sırasında para sayılırken çekilen fotoğrafına da açıklık getiren Yılmaz, o gün Fatih Keleş’e yardımcı olduğunu ve kendisine paranın götürüleceği yerin konumunun gönderildiğini söyledi. Paranın sayıldığı ortamda kısa süre bulunduğunu ancak paranın kaynağına ilişkin herhangi bir bilgisinin olmadığını savunan Yılmaz, il başkanlığı binasının alım sürecinde hiçbir dahlinin bulunmadığını öne sürdü. İmamoğlu’nun şirketlerinin genel müdürü olması nedeniyle 16 aydır tutuklu olduğunu dile getiren Yılmaz, beraatini ve tahliyesini talep ederek savunmasını tamamladı. Ardından Yılmaz’ın sorgu aşamasına geçildi.
Komedyen Deniz Göktaş'ın ters kelepçe ile tutuklanmasına tepki gösteren Ekrem İmamoğlu şöyle konuştu:
"Deniz Göktaş adında genç kardeşimiz, bana da hicivler yapmış, güldüm. Adamı tutukladılar, ters kelepçe yapıp 4-5 kere gezdirdiler delikanlıyı. Bu ülkenin kolluk gücü, yargısı bunu ne zaman yaptı ya? Tutukladılar, attılar kuyu tipi hücreye. Şimdi kahkahadan korkup milletin neşesini çalmaya çalışıyorlar ama neşemizi çalamayacaklar."
Sadece kendisine diploma davası açıldığını ifade eden İmamoğlu, "Benim gibi 28 arkadaşımın diploması iptal edildi ama bu ceza davası sadece bana açıldı. Onlara açılmadı. Hukuk tarihinde var mı bu?" dedi.
İBB davasında İmamoğlu’nun avukatları geçtiğimiz hafta CMK 203 uygulandığı için önce salona alınmadı. Sonra karar kaldırıldı. Murat Ongun’un avukatının savunmaya devam etmesi talebi heyet tarafından reddedildi. Tuncay Yılmaz savunmaya başladı.
Hakkında açılan davalara tepki gösteren İmamoğlu şunları söyledi:
"15 davanın içinde çok ilginç davalar var. Mesela ahmak davası. Şimdi burada bunu dünyada herhangi bir ülkeye gitsek anlatsak, saatler sürse anlatamayız yani. Ahmak davası, casusluk davasını anlatamayız. E içinde bulunduğumuz duruşma salonunda diploma davasını da anlatamayız yani. Kurultay davasını hiç anlatamayız. Yani gerçekten anlaması da mümkün değil. Yani ben ona da muhatabım. Bir defa SEGBİS ile katıldım. E çok ilginç davalar var. Geçenlerde bir belediye başkanına hakaret davası. İki defa hakkımda beraat veriliyor, ısrarla getireceksiniz diyor hakim. Ben giderken 60 kilometre gittik, araba bozuldu. Savcılığın talimatı var geri dönmemiz isteniyor dendi. 60 kilometre gittikten sonra bozuk arabayla 60 kilometre geri geldik. Halbuki 50 kilometre sonra Anadolu Adliyesinde olma imkanımız vardı. Böyle işlerle uğraşıyoruz. “Ne oluyor Ekrem, yani canın sıkılıyor mu?” Elbette üzülüyorum, kızıyorum. Ama nasıl bir şeydir? Kızgınlık, öfke bir gün sonra acayip bir motivasyona dönüyor. Yani tarif edilemez. Yazdığım metinlere bile ben şaşıyorum yani nasıl çıktı bunlar zihnimden diye o anda. Yani topluma aktardığım duyguların, düşüncelerimin bile böyle sıçrama gösteriyor yani kendiliğinden köpürüyor. Çok ilginç bir şey var burada. Yeni bir dava bu da. Beylikdüzü makam aracı davası var. Benim bir tane makam aracı davası açıldı.
İki kıymetli Genel Başkanım burada. Tabii ki Sayın Özgür Özel'i saygıyla selamlıyorum. Sayın Karayalçın büyüğümüzün hürmetle ellerinden öpüyorum. Makam aracı davası açıldı hakkımda. İlk defa açıklamak zorunda kalıyorum. Evet, ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve yargılanıyorum. Yani ben belediyenin arabasını kullanmadım, ne Beylikdüzü'nde ne Büyükşehir'de. Evet, açıklıyorum, ben makam aracımın benzinini de ben aldım, bakımını da ben yaptırdım, lastiğini de ben yaptırdım. Yani makam aracı 12 yıl boyunca kendi arabamı kullandım ve benim hakkımda dava açıldı. Niye biliyor musunuz? Makam aracını ne var Beylikdüzü'nde deyince minibüs getirdiler. Fahiş bir fiyatı var aylık kirası. Aynısından benim de var. Yani bugünün parası 300-400 bin lira aylık kirası. Dedim ki yazık günah, benim arabam var, ben arabamı kullanayım. Dediler olmaz, yani firmanın arabası belediye. E bir protokol yapın, protokol yaptılar. Protokol sadece Ekrem İmamoğlu kendi aracını tahsis ediyor belediyeye. Masraflarını da kendi karşılıyor. Ama çok enteresan bir şekilde şöyle bir aksilik olmuş, arabama iki defa benzin almışlar belediyenin hesabından, bir defa da lastik almışlar. Bu sonradan tespit edilmiş. 2022'de o dönemin İçişleri Bakanı "Ekrem hakkında bir şey bulun" diye 2 ay, 3 ay Beylikdüzü Belediyesi'ne teftiş yolladılar. Burada buldukları para üzerinden benim hakkımda dava açtılar. Ama esasen bunu öğrenince arkadaşlarım faiziyle de 400 küsur bin lirayı geçen sene, 2025 yılında benim firmam yatırmış belediyeye, Beylikdüzü Belediyesi'ne. Ona rağmen dava açtılar. Eylül'de duruşmam var.
Evet, ben kendi adıma makam aracı olarak ne aileme, ne eşime, ne kızıma, ne oğullarıma, ne kendime belediyeden araba tahsis etmedim. Kendi arabamı kullandım. Ailemin şoförü aileme şoförlük yaptı. Ben kendi arabamı kullandım, masrafımı karşıladım. Bundan dolayı dava açıldı. Ve daha da ilerisi geçenlerde şantiyeme, şantiyelerime öyle bir saldırı yapıldı ki, aile şantiyelerime yani aile firmamdan, 8 tane belediye görevlisini tutukladılar biliyor musunuz? Şu an 12 kişi tutuklu. Ailemin firmasının mühendisini tutukladılar. Niye biliyor musunuz? Ne kaçak kat var, ne büyük kurulmuş bir bina var, ne kaçak bir bina var. Bir de bu yandaş terbiyesiz medya 2.2 milyarlık rant diye başlık attı. Ve 6 tane gariban memur hapiste. Dördünün tutuklandıktan 2 gün sonra üniversite sınavına çocuğu girecek. Ne biliyor musunuz? Efendim, 3 sene önce yapıldığında çatı arasındaki oda 3.90 yerine 4.40'a çıkartılmış ölçüsü çatı içinde. Balkona kapı buradanmış da bir de buradan açılmış. Binanın cephesinde gölgelik yapılmış. Raporu görseniz ağlarsınız."
Merdan Yanardağ: Hüseyin Bey'in ifadesinde yer almayan bir bölüm, iddianamede yer alıyor. Buna göre, Merdan Yanardağ siyasi casusluk örgütünün medya ayağında yer alıyormuş. Bunu Hüseyin Gün söylemiş.
Merdan Yanardağ (Hüseyin Gün'e dönerek): Böyle bir ifadeniz var mı?
Hüseyin Gün: Yok
İmamoğlu, bu sabah başka bir salona uğradığını ve sadece bugün 3 davayla karşı karşıya olduğunu ifade etti. İmamoğlu ayrıca, "Benim bütün davalarıma İmamoğlu Davaları denebilir, demokrasi mücadelesi davaları da denebilir, 20'yi aşkın davam var" dedi.
İmamoğlu şöyle konuştu:
"Evet, buradan aziz milletime sesleniyorum: Her şeyden önce demokrasi mücadelesi verdiğimin ve demokrasinin yanı sıra aynı zamanda kararlı bir şekilde adalet ve Cumhuriyet mücadelesi verdiğimin altını çizerek sözlerime başlıyorum. Gerçekten bugün burada, bu ortamda, bu binada çok ilginç bir gün yaşıyoruz. Bu sabah bir başka duruşma salonuna kısa bir uğradım, oradan bu salona geldim. Çünkü aynı binada üç duruşmayla karşı karşıyayım. Tabii adım adım çökertilen bir hukuk düzeninin olduğunu, teslim alınan yargıyı ve millet adına karar vermesi gerekirken, ne yazık ki bir avuç siyasi muhterisin iradesine teslim edilmek istenen adalet sistemini milletimizin vicdanına anlatmak için buradayım. Benim bütün duruşmalarım bir bütün halinde yorumlanabilir. Hepsine birden “İmamoğlu davaları” da denebilir, “demokrasi mücadelesi davaları” da denebilir.
1,5 yılda icat edilen, hatta uydurulan 20, belki 20'nin üzeri davaya muhatabım. Arkadaşlarım, sadece ceza davalarını çıkardılar, ceza davası şeklinde tariflenen davalarım 15 adet oldu. Ama dediğim gibi, işte diplomayla ilgili, iptaliyle ilgili benim başvurumla yürüyen dava ve diğerlerini kattığımızda 20'yi aştığını tahmin ediyorum. Yani “tahmin ediyorum” cümlesi kesin kanaat olarak da yorumlanabilir bu mahkemeler tarafından ya da iddia makamı tarafından; çünkü benim 4000 sayfalık İBB davasında "tahmin ediyorum", "duymuştum" şeklinde binlerce kez tekrar edilen kanaatlerle bir iddiayla karşı karşıyayım yine bu binada, bir başka duruşma salonunda.
Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Dünyada bir örneği var mıdır? Açıkçası bilmiyorum, herhalde yoktur diye düşünüyorum. Ama "Yahu ne durumdasın Ekrem? Nassın, iyi misin?" Vallahi çok iyiyim. Yani çok çok iyiyim. Allah'a şükürler olsun. Sağlığım da çok iyi, moralim de çok iyi, kararlılığımın her geçen gün daha da arttığını ifade edeyim. Yani bugün bu sabah buraya gelişimin içerisindeki maceralar bile beni güçlendiriyor. Yani cezaevinden çıkarken yanıma yedek bir fanila ve yedek bir gömlek almak için mücadele vermek de beni diri tutuyor. Onları almak için bir saat onun kavgasını vermek de diri tutuyor. E buraya geldikten sonra o duruşma salonuna mı bu duruşma salonuna mı ya da avukatımla bir 10 dakika görüşeyim derken ayaküstü 5 dakika görüşmeme fırsat verilme mücadelesi içinde olmak da beni çok diri tutuyor. Rabbime şükürler olsun. Herhalde öyle doğdum, dünyaya öyle geldim, bilmiyorum nasıl bir genetiktir. Belki doğduğum yöreden, belki anacığımdan, babacığımdan bir şekilde hayatta beslendiklerimden böyle bir dünya, böyle bir yaşamın içerisindeyim."
Diploma davası başlıyor. Ekrem İmamoğlu, 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganlarıyla salona girdi.
Dilek İmamoğlu elini uzattı, Ekrem İmamoğlu öptü.
İmamoğlu, uluslararası heyetlere “Thank you for your support, thank you for everything” (Desteğiniz için teşekkür ederim, her şey için teşekkür ederim) dedi.
Özgür Özel'e ise "Genel başkanım hoş geldiniz" diyerek seslendi.
Mahkeme başkanının tanık beyanına ilişkin görüşünü sorduğu savcı, bir diyeceği olmadığını belirtti. Ardından dosyaya dair görüşü sorulan savcı, delil toplama işlemlerinin tamamlanmadığını vurgulayarak tutukluluk halinin devamını ve kuvvetli suç şüphesi nedeniyle müzekkere cevaplarının beklenmesini talep etti.
Özgür Özel ve Murat Karayalçın, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı 3 davayı takip etmek için Silivri’ye geldi.
Özel, "O yüzden biz önümüzdeki çarşamba, perşembe belki cuma günü burada olacakken, bugünkü diploma davası ve casusluk davası diye anılan iki davayı takip etmek, o davalardaki savunmalarında yanında olmak üzere Sayın Genel Başkanımızla, İl Başkanımızla, örgütümüzle birlikte buradayız. Dikkatle takip edeceğiz" dedi.
İddianameye ve yargılama sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları söyledi:
"Bir buçuk yıldır yandaş televizyonların iddianamede dahi yer almayan çeşitli iftiraları, iddianame ile ilgili çarpıtmaları, iddianamenin içinde bulunan bazı iddialara yönelik olarak Ekrem Başkan'ın vereceği cevaplar sınırsız savunma hakkını gerektiriyor. Bu, aylar sürecek bir savunma değil ama birkaç gün sürecek bir savunma doğal olarak. Şu ana kadar da birkaç gün süren savunmalar burada dinlendi.
Ancak ne hikmetse ayın 9'u akşamüstü 'Ben bu davayı bitireceğim' demesiyle, kalan kişiler de düşünüldüğünde, Ekrem Başkan'ın son savunmayı yapma gerekliliği de düşünüldüğünde savunma hakkı engellenir durumda.
Ancak tarih önünde Ekrem Başkan'ı haksızca yargılayanlar, yaftalayanlar, iftiralarla hem ona hem bütün arkadaşlarımıza iftira edenler ve haysiyet cellatlığında bulunanlar şimdi söz savunmaya gelince kısıtlamaya gidiyorlar. Bunu tarih önünde not ediyoruz. Tabii ki bununla ilgili hukuki mücadelemiz de devam edecek. Her türlü mücadeleyi vereceğiz. Ancak savunmadan korkan bir iddia makamı varsa o makam iftira makamına dönüşmüş demektir."
Ekrem İmamoğlu, Casusluk Davası için duruşma salonunda hazır bulundu. İmamoğlu’nun avukatları Diploma Davası’na geçmek için talepte bulundu. Mahkeme heyeti talebi kabul etti. İmamoğlu Diploma Davası’nın görüleceği salona geçti.
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) mevcut Türkiye Raportörü İspanyol siyasetçi Nacho Sánchez Amor ve AB heyeti de davaları izlemek üzere Silivri'ye geldi.
Kaynak: Halk TV
Tarihi maç nefesleri kesti,19 izlenme
Protesto edilince çark etti! 'Tükürmek gibi bir söylemim olmadı... Ben sanatçıyım'7 izlenme
5 yılda 16 milyon TL böyle hiç edildi! Fıkra gibi yatırıma kiracı aranıyor13 izlenme
Yılmaz Özdil Yazdı : Kafir Öyle mi ?11 izlenme
Son dakika... Altın fiyatlarında çok konuşulacak iddia! İkinci çöküş geliyor...11 izlenme
Ahmet Hakan: Ersan Şen’in gidişatı beni endişelendiriyor12 izlenme
İstanbul Boğazı'nda helikopter destekli denetim! Ekipler tek tek inceledi14 izlenme
MHP Genel Başkanı Bahçeli konuştu: ABD, Rusya hakkında yalan haberler yapmaktadır12 izlenme