Onkolog Doktor Yavuz Dizdar, “Bugün kanser denen vakaların büyük bir bölümü taramayla saptanıp hastalık konumuna sokuluyor, oysa ortada hastalık yok. Sistem, hastaneleri doldurmak için hasta pompalıyor” dedi.
Dr. Yavuz Dizdar, Sözcü'den Nazan Doğaner Halıcı'ya konuştu.
Kanser teşhislerine dair açıklamalarda bulunan Dizdar, "Beslenme değiştiğinde vücut da değişir, bunu bir saksının toprağının değişmemesi durumunda bile gözleyebilirsiniz, bitki uzar, ama yaprak vermez, cılızlaşır. Tonlarca kimyasal kullanıp yapay yollarla çoğalttıklarınızı, binlerce ucuz market açıp bedava fiyata verdiğinizde ister istemez görülen hastalıklar da farklılaşacaktır" dedi.
Dizdar, sözlerine şöyle devam etti:
'Bugün kanser denen vakaların büyük bir bölümü taramayla saptanıp hastalık konumuna sokuluyor, oysa ortada hastalık falan yok… Sistem hastaneleri doldurmak için hasta pompalıyor. Patolog birtakım olguların mikroskopta kansere benzediğini düşünüp, kanser diyor. Halbuki hastaya bakıyorsunuz; iştahı yerinde, kilo kaybı yok, hiçbir şeyi yok ama vücudunda bir şey çıkmış ya da bir şey genellikle çıkmamış ama biz tarayıp saptamışız. Artan tiroit kanserleri bunun bir örneği, prostat belli yaştan sonra standart hale geliyor.
Bunları saptayıp, mikroskopla tanı koymanızın geçerliliği kayboluyor, zira başta beslenme olmak üzere yaşam ve vücut değişmiş. Ancak tıp işin bu tarafıyla ilgilenmiyor, bilakis tanı konan her kişiye hasta muamelesi yapıp, sonra da tedavi ettik diyorlar. Amerika nispeten rahat, onlar zaten özel sigortası olmayanları dikkate almıyor. Oysa bizim için aslında hasta olmayan bu grup da genel sağlık sigortası kapsamında olduğundan, sağlık endüstrisi için bir gelir kaynağı. Devlet ödüyor, ödedikçe sistem bu şekilde suni biçimde şişiyor.
Dizdar, insanların çalışma hayatına atıldığında kendilerine çocukluğunda benimsetilmeye çalışılan genel ilkeleri de unuttuğunu söyledi.
"Oysa bize benimsetilmiş olan bu ilkeler temel ahlak kuralları olmanın ötesinde 'kendine yapılmasını istemediğini başkasına da yapma' şeklinde özetlenebilecek kavramlardan oluşuyor" ifadesini kullanan Dizdar, şu görüşleri dile getirdi:
Ben genel olarak bu mesajın hatırlanmasını istiyorum, işte o zaman konu vicdana geliyor… Vicdan aslında herkeste bulunan, ama sesi pek duyulmayan, ışıltısı görülmeyen bir kavram… Günümüzde artık iyice vahşileşmiş olan üretim, pazarlama modellerinden tutun, haksız kazanca dair ne varsa vicdanın unutulmasından kaynaklandığını görüyorsunuz. Bu hastalığa en çabuk tutulan ya da işleri gereği en çok dikkati çekenler de ister istemez doktorlar oluyor, "beyaz ilk önce kirleniyor".
Bu durumda hastalık, buna tutulan ya da potansiyel hasta olan herkes ticari faaliyetin bir parçası haline geliyor. İnanın bunun ürün miktarının suni yollarla artırılmasından bir farkı yok. Doktor hastayı kazanç, hasta da doktoru onu örselemeye hazır bir sistemin parçası olarak algılamaya başlıyor. O nedenle eleştirinin temelini kendi alnımın yozlaşmasına, yani tıp ticareti üzerine kuruyorum. Özetle doktorların hepsi olmasa da önemli bir bölümü vicdanlarını kaybetmiş. Onlara bunu hatırlatmak gerekiyordu.
Cihangir İslam, Saadet Partisi’nden istifa etti11 izlenme
Nikah Şekeri Yerine Kitap12 izlenme
Berat Albayrak'tan Devlet Bahçeli'ye: Desteğinizle aşamayacağımız badire yok9 izlenme
Sedat Peker gündeme getirmişti, Kemerburgaz'da neler oldu? Ziraat Bankası, Demirören ve Kemer Country…13 izlenme
Bakan Koca corona verilerini açıkladı: Hasta sayısı 375.367'ye, can kaybı 10.252’ye yükseldi!9 izlenme
'100. yıl' Gündoğdu Meydanı’nda anı taşıyla ölümsüzleşti!13 izlenme
Emeklileri sevindirecek haber geldi! Yeni düzenleme yapıldı12 izlenme
Reflüye Ne İyi Gelir? Uzmanlar Önerilerini Sıraladı10 izlenme