Fransa’nın en etkili gazetelerinden Le Figaro’da Ukrayna savaşının dolar hegemonyasının sonunu getirebileceğini savunan bir yazı yayımlandı. Gazetenin 3 Mayıs tarihli sayısında JeanPierre Robin imzasıyla yer alan analiz, “Ukrayna’daki savaş doların sınırsız hegemonyasının altını oyabilir mi?” başlığını taşıyor. Makalede, savaşın dolar hegemonyasının çöküşünü hızlandıracağı görüşlerine yer veriliyor.
Ulusal para birimlerinin savaşlarla birlikte güçlendiği ve doların da 2. Dünya Savaşı’yla birlikte bugüne kadar süren tartışmasız hakimiyetini elde ettiğini kaydederek başlayan yazıda Ukrayna’daki savaşla birlikte bu durumun değişebileceği söyleniyor. Washington’ın Batılı ortaklarıyla birlikte 300 milyar dolara yakın Rus rezervini dondurarak “doların yeşilini Rusya’yı istikrarsızlaştırmak için bir kitle silahı olarak kullandığı” ifade ediliyor. Ancak parasal silahın bu şekilde kullanımının iki ucu keskin bir bıçak olduğu, Rusya Duması Başkanı Volodin’in dediği gibi rezerv parasını ABD’de tutanların “Yarın benim paramı da çalmayacakları ne malum?” diye düşünmeye başladığı kaydediliyor ve Volodin’in şu öngörüsünü bu gerekçeyle savunduğu belirtiliyor: “Bu dünyada dolar tekeli için sonun başlangıcıdır.” Makalenin yazarı, Birleşmiş Milletler’de yapılan oylamada Çin dahil 24 ülkenin hayır oyu vermesi ve gelişen dünyadan 58 ülkenin çekimser kalmasının, Volodin’in sözlerinin boş bir retorik olmaktan çok uzak olduğunu gösterdiği görüşünde.

Doların 1944’te kurulan Bretton Woods sistemiyle birlikte uluslararası ekonomide General De Gaulle’ün deyimiyle “fahiş bir üstünlük” elde ettiği söylenen yazıda, doların Vietnam Savaşı’nın etkisiyle 1971’de ciddi bir sarsıntı yaşadığı belirtiliyor. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte piyasa ekonomisi ve sermaye akışının tüm dünyaya yayılmasıyla yeniden güçlendiği ve “Wall Street ile ABD Merkez Bankası’nın (FED) küresel finansın nefes almasını sağlayan akciğerler” olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
ABD Merkez Bankası verilerine göre yurtdışında el değiştiren 950 milyarın sanki ABD’ye sıfır faizle kredi verilmesi anlamı taşıdığı söyleniyor. Aynı yerde “Her bir dolar birkaç sentlik kağıda mal oluyor.” ifadeleri kullanılıyor. Bu olağanüstü avantajın sınırsız hazine bonosu çıkarma yetkisi ve 7 trilyon dolarlık yabancı yatırımcı ile daha da belirleyici bir hal aldığı görüşü dile getiriliyor. Bunların çoğu yabancı ülkelerin merkez bankaları ve dünyadaki döviz rezervinin yüzde 61’i dolar üzerinden tutuluyor. Amerika kıtalarında uluslararası ticaretin yüzde 96’sı, AsyaPasifik’te ise yüzde 74’ü hala dolar ile yapılıyor. Ancak ticaretin hakim olarak Avroyla yapıldığı Avrupa, bu konuda bir istisna. Yazıda, bu veriye yer veren FED’in geçenlerde yayımladığı “ABD Dolarının Uluslararası Rolü” başlıklı bir raporun, Washington’ın “üstünlüğünü kaybetme ve riskleri yönetememe” kaygısını açığa verdiği fikri ortaya konuluyor.
Yazıda, “Bugün dolar, ABD ekonomisinin büyüklüğüne kıyasla, dünya ekonomisinde cüssesinden büyük bir rol oynuyor.” ifadesi kullanılıyor. 1945’ten beri ABD’nin dünya ekonomisinde sahip olduğu payın yarısını Avrupa, Japonya ve Çin’e kaptırdığı kaydediliyor. Yazıda ayrıca üç FED ekonomistinin doların egemenliğini sarsacak üç senaryo saptadığı aktarılıyor. Birincisi, Avrupa entegrasyonunun artmasıyla avronun rolünün de genişlemesi. İkincisi, devasa ekonomik gücü olan Çin’in şu ana kadar uluslararası kullanımı sınırlı olan para biriminin daha geniş kullanım kazanması. Üçüncüsü ise mevcut ödeme yöntemlerinin dijital para gibi yöntemlerle kökten değişmesi.
ABD ile Çin arasındaki yeni soğuk savaşın da bu dijital para üzerinden yürüdüğü belirtilirken Çin’in bu alanda çok ciddi atılımlar yaparak avantaj elde ettiği kaydediliyor. Çin Merkez Bankası’nın şimdiden Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi çeşitli ülke ve Goldman Sachs ve Societe General gibi finansal ortaklarla dijital para platformu denemeleri yaptığı aktarılıyor. Burada elde edilen üstünlüğün, finansal işlemlerin hiçbir aracı olmadan, daha ucuz maliyetle ve gerçek zamanlı yapılabilmesi olduğu belirtiliyor. Eyuanın şimdilik dünyada yüzde 1,7 paya sahip olmasına rağmen Çin’in SWIFT’e alternatif ürettiği CIPS sistemiyle birlikte yayılabileceği ve Rusya’nın Batı sisteminden çıkartılmasının bu süreci hızlandırdığı görüşü dile getiriliyor.
Bu ortaklaşa finansal ağların Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in deyimiyle “yeni ipek yolları” olduğu aktarılırken şu sorular dile getiriliyor: “Ukrayna’daki savaş bu ihtirasların daha da kristalize olması ve dolar hegemonyasının temelinde yatan ‘ağ etkisini’ kırma riskini mi taşıyor? Çok kutuplu bir uluslararası parasal ve finansal sisteme doğru mu ilerliyoruz?” Makale bu soruya Harvard’da ekonomi profesörlüğü yapan eski IMF baş analisti Kenneth Rogoff’un sözleriyle yanıtlıyor: “Bu elbette ışık hızında gerçekleşmeyecektir. Ancak eskiden 50 senede yaşanacak sürecin şimdi 20 senede yaşanabileceğini söylemek yanlış olmaz.”
Mahkeme iptal etmişti: Bakanlık, Kanal İstanbul planlarını onaylayarak askıya çıkardı!9 izlenme
Murat Bardakçı: Kanal İstanbul'a muhalif olanların sığınağı haline gelen Montrö maddelerinin projeyle ilgisi yok!.14 izlenme
Acı haberler art arda geldi: Ufuk ve Yusuf'un da cansız bedenlerine ulaşıldı9 izlenme
İstanbul'un enflasyonu son 24 yılın zirvesine çıktı!17 izlenme
Yok böyle rota! Zonguldak Çaycuma Havaalanı’ndan İstanbul'a uçmak 4246 Km!13 izlenme
İran’dan süreç analizi: PKK’nın silahlı mücadelesi sonuçsuz kaldı12 izlenme
‘ABD’DEKİ GRİPTEN 14 BİN KİŞİ ÖLDÜ’14 izlenme
İETT Genel Müdürü Ahmet Bağış istifa etti9 izlenme
Türkiye borç batağına sürüklendi! Her haneye bir icra dosyası düşüyor
Sayıştay raporu skandallar zincirini ortaya çıkardı! PTT'den 'yandaş şirketlere' garantili evrak tarama işi
Batı medyasının patalojik Erdoğan düşmanlığı! Alman Der Spiegel'de 'Hilal' detayı asıl amaçlarını ortaya çıkardı!
Vali işsizliğin sebebini açıkladı: İş beğenmezlik