Üniversite öğrencilerinin protestoları ülkenin gündemine yerleşti. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınıp tutuklanmasına gençlerden büyük tepki geldi. Adil bir yaşam ve demokratik bir toplum için gençler sokaklara döküldü. Ülke gündemini değiştiren olayları günlerce protesto ettiler.
Aslında gençler en çok bedel ödeyen kesim. Yaşanan ekonomik yıkımın bedelini çalışanlar, emekliler, işsizler herkes ödüyor ancak gençlerin ödediği bedel daha ağır. Çünkü onlar gelecekleri için hayal kuramıyor. Çoğu genç kampüste olması gerektiği saatlerde part-time işlerde çalışıyor. En büyük kaygıları mezuniyet sonrası geçimini sağlayacak iş bulabilmek. Yıllarca çalışarak aldıkları diplomanın bir değerinin olmadığını düşünüyorlar. ‘Belirsizlik ve ortada kalma korkusu’ yurt dışına gitmeyi ciddi bir seçenek olarak önlerine koyuyor. Üniversitelilere bu tepkilerin nedenini, nasıl bir öğrencilik hayatı geçirdiklerini ve geleceğe dair beklentilerini sorduk. Deyim yerindeyse ‘bin ah işittik’’.
A.G. / İstanbul Üniversitesi
Arkadaşlarımızla oturup bir şeyler içebilmek dahi zor, sinema/konser veya tiyatrodan bahsetmiyorum bile. Asgari ücretin yarısını kiraya veriyoruz, geri kalanla da “nefes almayı” öğretmeye çalışıyorlar. Geçinemiyoruz. Kitaplar pahalı, ulaşım zam üstüne zam yiyor. Bir de “öğrenci indirimi” diye alay edercesine sunulan kampanyalar var. Yurt dışına çıkmanın bir kaçış olduğunu düşünüyorum. Birçok arkadaşım gibi ben de okurken çalışmak zorundayım, özel sebeplerden dolayı işten ayrılmak durumunda kaldım ama şu anda bazı günler yiyecek bir şey dahi alamıyorum.
A.Y.A. / Yıldız Teknik Üniversitesi
Okul bir gün bitecek, diplomayı alıp mezun olacağız da sonra ne olacak? Ekonominin iki senede ne olacağı belli olmuyor. Kısacası bu belirsizlik ve ortada kalmak en büyük korkum. En sıkıntılı harcama yeme-içme. Dışarıda yenen kalite fark etmeksizin her türlü yemek pahalı. Sadece yemek yemek değil, bir kafeye gidip kahve içip bir tatlı yemek cep yakan bir şey oldu. Onun dışında ben aile evinde olduğum için kira gibi bir derdim yok ama olsaydı o da çok zorlardı. Eve çıkmış bir arkadaşa sorayım dedim, eve çıkan bir arkadaşım olmadığını fark ettim. Kiraların durumunu özetliyor biraz. Yurt dışına gitmeyi düşünüyorum, gidersem de çok mutlu olacağımı zannetmiyorum.
Gençlerin protesto gösterileri sırasında Pikachu kostümüyle kaçan bir eylemci viral oldu. Öyle ki, Pikachu’nun polisten kaçma görüntüleri eylemlerin en ağır gününde dahi izleyenlere tebessüm ettirdi. Genç, sadece yurt içinde değil, yurt dışı basınında da geniş yer buldu. CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya ile konuşan Pikachu “Son zamanlarda ülkemizde yaşanan gergin olaylar yüzünden, böyle bir fikir düşündüm. Arkadaşlarımın gerginliğini biraz olsun rahatlatmak adına destek olmaya geldim. Vatandaşlarımızın, genç arkadaşlarımızın biraz olsun yüzünde tebessüm ettirebildiysem ne mutlu bana” dedi. Birkaç gün sonra kimliğini açıklayan Hasan Taşkan isimli genç “Tüm dünyada ünlüsündür ama sadece Pikachu olarak tanınıyorsun” diye esprili bir paylaşım yaptı.
M.A. / Özyeğin Üniversitesi
Bir üniversite öğrencisi olarak en büyük kaygım, eğitim sisteminin kalitesi ve mezuniyet sonrası iş bulma olanaklarının sınırlı olması. Ekonomik belirsizlikler ve yüksek işsizlik oranları, geleceğe dair endişelerimi artırıyor. Yüksek enflasyon ve işsizlik oranları, özellikle genç nüfus üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Eğitim sistemindeki eşitsizlikler, kaliteli eğitime erişimi zorlaştırıyor ve toplumsal adaleti zedeliyor. İfade özgürlüğü ve toplanma hakkı gibi temel demokratik hakların kısıtlanması, toplumsal huzursuzluğa neden oluyor. Öğrenci olarak en çok barınma ve ulaşım masrafları beni zorluyor. Yurt ve kira fiyatlarının yüksekliği ile toplu taşıma maliyetleri, bütçemi önemli ölçüde etkiliyor. Eğitim materyallerine erişim artık hayal, hayatta kalmaya yetecek kadar bile paramız yok. Eğer Türkiye’deki ekonomik ve siyasi koşullar iyileşmezse, yurt dışında eğitim veya çalışma fırsatlarını değerlendirmeyi düşünüyorum. Ancak, kendi ülkemde mutlu ve başarılı olmayı tercih ederim.
E.Ö. / Marmara Üniversitesi
2025 Türkiye’sinde gençlik; eğitime devam etmek için çalışmak zorunda. Aldığımız burs açlık sınırının altında olduğu için kafelerde, barlarda, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışıyoruz. Benim ve arkadaşlarımın en çok yaptığı şeylerden biri “aç gezmek”. Artık diplomalarımızın bir değerinin olmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Açlık sınırında bir maaş için gecemizi gündüzümüze katıp dirsek çürüttüğümüz gerçeğini fark ettik. Türkiye’nin en büyük sorunu eşitsizlik. Ülkemiz bir ucuz emek cehennemi haline geldi. Bizler 2000’li yıllarda doğmuş çocuklarız. Biz büyüdükçe öğrenciliğin masraflı bir şey haline gelmesine şahit olduk. Eğitim bir hak olmaktan çıkarak, piyasanın insafına terk edilmiş durumda.
Eğitim-Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, pek çok üniversite bölümünün, mezunlarını ne akademik anlamda ne de iş yaşamına hazırlamak konusunda yeterli altyapıya sahip olmadığını belirterek, “Gençler üniversiteyi bitirdiklerinde çoğunlukla ya işsiz kalıyor ya da kendi alanları dışında, düşük ücretli, güvencesiz işlere yöneliyor. Bu durum “eğitimin karşılığı alınmıyor” hissini besliyor ve toplumsal bir umutsuzluk yaratıyor” dedi. Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin de, üniversiteli gençlerin, yalnızca baskıya ve hukuksuzluğa karşı değil, aynı zamanda daha adil, özgür ve yaşanabilir bir ülke için mücadele ettiğini belirterek, “Gençlerimiz, hayat pahalılığı, barınma sorunları, eğitimde fırsat eşitsizliği ve geleceksizlik kaygısı ile karşı karşıya. Onlar, insanca yaşamak, hukukun üstün olduğu demokratik bir ülkede geleceğini inşa etmek istiyor” diye konuştu.
Nefes