Kutunun içindeki ilk şey, yıllar önce bana ait olan eski bir fotoğraftı.
Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.
Ben daha Nermin’le tanışmadan çok önce çekilmişti. Üzerimde eski kıyafetlerim vardı. Yüzüm yorgun, gözlerim çökmüştü. Marketin arkasına park ettiğim kamyonetimin yanında oturuyordum.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle vardı:
“İnsan bazen en çok, kimsenin kendisini görmediğini sandığında görülür.”
Parmaklarım titremeye başladı.
“Bu fotoğrafı nereden buldu?”
Avukat cevap vermedi.
Kutunun içindeki ikinci şeyi çıkardım.
Eski bir banka zarfıydı.
İçinden bazı belgeler çıktı. İlk bakışta anlamadım ama birkaç saniye sonra neye baktığımı fark ettim.
Evlendiğimiz ilk hafta, bütün borçlarımın tek tek ödenmiş olduğuna dair dekontlardı.
Kredi kartları...
Eski bir banka borcu...
Hatta kamyonetimin çekilmek üzere olduğu güne ait borç bile kapatılmıştı.
Şaşkınlıkla avukata döndüm.
“Bunları Nermin mi ödedi?”
Başını salladı.
“Evet.”
“Bana neden söylemedi?”
Avukat derin bir nefes aldı.
“Çünkü size yardım ettiğini bilmenizi istemedi.”
O an içimde garip bir şey kırıldı.
Ben Nermin’in parasını almak için onunla evlenmiştim.
O ise daha ben onun parasını istemeden, benim hayatımdaki en ağır yükleri ortadan kaldırmıştı.
Kutunun dibinde küçük bir zarf daha vardı.
Üzerinde yine benim adım yazıyordu.
Açmak istemedim.
Çünkü artık okudukça daha kötü hissedeceğimi biliyordum.
Ama yine de açtım.
Nermin’in el yazısıyla yazılmış birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
“Sevgili eşim,” diye başlıyordu.
O kelimeyi görünce başımı eğdim.
Ben onu hayatım boyunca gerçek anlamda eşim olarak görmemiştim.
O ise bana hâlâ eşim diyordu.
Mektupta şöyle yazmıştı:
“Senin benimle neden evlendiğini ilk günden beri biliyordum.”
Kalbim hızlandı.
“Beni yalnızlığım yüzünden kandırabileceğini düşündüğünü de biliyordum. Parama ihtiyacın olduğunu, kendine başka bir hayat kurmak istediğini de biliyordum.”
Mektubu tutan ellerim iyice titredi.
“Bunu öğrendiğim gün sana kızmadım. Çünkü senden önce ben de hayatta kalabilmek için yanlış kararlar vermiştim.”
Devamında, benim çocukluğumdan söz ediyordu.
Annemin öldüğünü.
Babamla yıllardır görüşmediğimi.
Borçlarımın nasıl büyüdüğünü.
Nerede çalıştığımı.
Gece nerede uyuduğumu.
Hatta bazen yemek yiyemeden uyuduğumu bile biliyordu.
Bunların hiçbirini ona anlatmadığımı hatırlıyordum.
Sonra avukat araya girdi.
“Nermin sizi düşündüğünüzden daha uzun süre takip etti,” dedi.
“Beni takip mi etti?”
“Hayır. Sizi araştırmadı. Sadece dikkatle gözlemledi. Gerçeği anlaması uzun sürmedi.”
Mektuba devam ettim.
“Benden almayı planladığın şeyleri biliyorum. Ama sana bir ders vermek için değil, sana başka bir seçenek sunmak için bu evliliği kabul ettim.”
Bir sonraki satırı okuduğumda gözlerim doldu....