“Anlatmam gerekiyordu,” dedi. “Ama korktum.”
Kaza gecesi yanında ilk eşi değil, başka bir kadın varmış. İş yerinden bir arkadaşı. Aralarında duygusal bir yakınlaşma başlamış. Yağmurda yola çıktıklarında tartışmışlar. Direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş. Kadın ağır yaralanmış ama hayatta kalmış. Taner hastanede bilinci yerine geldiğinde ilk sorduğu şey kızları olmuş. O sırada eşi gerçeği öğrenmiş. Onu terk etmiş.
“Beni kazadan dolayı değil,” dedi Taner, gözleri dolarak. “İhanetten dolayı bıraktı.”
“Peki not?” dedim.
Derin bir nefes aldı. “Hastaneden çıktıktan sonra o kadın beni tehdit etti. Eşime her şeyi anlatacağını söyledi. Ama zaten öğrenmişti. Sonra ortadan kayboldu. O notu garaja sakladım. Unutmak istedim.”
“Niye bana yalan söyledin?” diye sordum.
“Çünkü seni kaybetmekten korktum,” dedi. “Kızların gözünde kahraman kalmak istedim. Her şeyi kazaya bağlamak daha kolaydı.”
O an anladım: Not bana değil, belki de vicdanına yazılmıştı. “Sana yalan söylüyor” cümlesi aslında Taner’in kendisineydi.
Uzun süre konuşmadık. İçimde iki ses vardı. Biri “Git” diyordu. Diğeri ise yıllardır tek başına yük taşıyan, hatasını saklayarak güçlü görünmeye çalışan adamı hatırlatıyordu.
“Beni aldattın,” dedim sakin bir sesle. “Yıllar önce bile olsa. Ve en kötüsü, gerçeği sakladın.”
Başını eğdi. “Haklısın.”
“Ben mükemmel bir kahramanla evlenmedim,” dedim. “Bir insanla evlendim. Ama yalanla yaşayamam.”
O gece kararımı verdim. Gitmedim. Ama her şeyin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledim. Evliliğin, güvenin ve özellikle kızların geleceğinin gerçeğe dayanması gerektiğini.
Ertesi sabah Taner kızları karşısına aldı. Onlara, annelerinin gidişinin sadece kazayla ilgili olmadığını, kendi hatalarının da payı olduğunu anlattı. Çocukların gözlerindeki hayal kırıklığı ağırdı ama bir şey daha vardı: dürüstlüğün getirdiği sade bir açıklık.
Aylar geçti. Kolay olmadı. Ama yalanın gölgesi yavaş yavaş dağıldı.
Garajı tamamen boşalttım. O koltuğu attık. Zarfı ise yakmadım. Bir kutunun içine koyup sakladım. Çünkü o not, evliliğimizi yıkmadı; gerçeği ortaya çıkardı.
Bazen kahraman sandığımız insanlar düşer. Önemli olan, düştükten sonra ayağa kalkarken dürüst olup olmadıklarıdır.
Taner artık kızların gözünde Süpermen değil belki.
Ama benim gözümde, hatasını kabul edip gerçeği seçen bir insan.
Ve bazen, en gerçek kahramanlık budur.