Karanlıkta küçük bir kutu görünüyordu.
Kutunun üzeri kalın bir toz tabakasıyla kaplanmıştı. Sanki yıllardır kimsenin eli değmemişti.
Amcası kutuyu çıkarıp yere bıraktı.
“Muhtemelen eski evraklardır,” dedi umursamaz bir tavırla.
Fakat Gökhan’ın içini açıklayamadığı bir huzursuzluk kaplamıştı.
Kutuyu açtığında karşısına çıkan şey onu olduğu yere çiviledi.
Kutunun içinde eski çocuk kıyafetleri, birkaç saç tokası ve pembe renkli küçük bir iç çamaşırı vardı.
Gökhan’ın elleri titremeye başladı.
Çünkü bu eşyaları tanıyordu.
Bunlar on dört yıl önce kaybolan ablası Elif’e aitti.
O an odadaki herkes donup kaldı.