Doktor gülümseyerek Temel’i uğurlamış. Temel eve gider gitmez raporu eşine uzatmış. Eşi raporu baştan sona okumuş ama yüzünde en ufak bir değişiklik olmamış. “Doktor da senin kadar tembelmiş galiba.” deyince Temel’in bütün planları suya düşmüş. Ertesi sabah yine bahçeyi sulamak, odun kırmak ve alışveriş yapmak zorunda kalmış.
Aradan birkaç gün geçmiş. Temel bu kez aklına yeni bir fikir getirmiş. Mahalle kahvesine gidip arkadaşlarına dert yanmaya başlamış. “Evde sözüm geçmiyor. Doktor dinlen dedi ama hanım bana dinlenme izni vermiyor.” demiş. Dursun da hemen akıl vermiş. “Sen de hastaymış gibi davran. Sürekli öksür, yavaş yürü, yüzünü de biraz as. Belki inanır.” demiş.
Temel bu fikri çok beğenmiş. Eve girer girmez omuzlarını düşürmüş, ağır ağır yürümeye başlamış. Ara sıra öksürüyor, derin derin nefes alıyormuş. Eşi önce endişelenmiş. “İyi misin?” diye sormuş. Temel de zayıf bir sesle, “Pek iyi sayılmam.” demiş. Eşi hemen koltuğa oturtmuş. Temel içinden “Nihayet işe yaradı.” diye sevinirken eşi eline bir liste tutuşturmuş.