Oğlumun görebileceğiniz en güzel altın sarısı bukleleri vardı.

Kayınvalidem, 5 yaşındaki oğlumu anaokulundan kaçırıp o altın sarısı buklelerini kazıtmış; kocamın Pazar yemeğinde ona uzattığı şey ise kadının ağzını bir karış açık bıraktı.

5 yaşındaki oğlumuz Arda, görebileceğiniz en güzel altın sarısı buklelere sahipti. Bana göre o saçlarla tam bir melek gibi görünüyordu.

Ancak kayınvalidem Berrin için bu durum belli ki bir problemdi.

Berrin her zaman eski usul toplumsal cinsiyet rollerine takıntılı biri olmuştur. Aylardır Arda’nın saçları hakkında iğneleyici yorumlar yapıp duruyordu.

"Kız çocuğu gibi görünüyor."

"Erkek çocuğunun saçı böyle olmaz."

Ona defalarca durmasını söyledik. Kocam Murat, Arda’nın saçlarının kırmızı çizgimiz olduğunu kristal berraklığında ona anlatmıştı.

O ise sadece gergin bir şekilde gülümser ve konuyu değiştirirdi.

Geçen Perşembe gününe kadar.

Öğle civarı Arda’nın anaokulundan telaşlı bir telefon aldım.

Sekreterin sesi kafası karışmış gibi geliyordu.

"Merhaba hanımefendi... Kayınvalideniz, bir aile acil durumu gerekçesiyle Arda’yı erken aldı. Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak istedik."

Mideme kramplar girdi.

Küçük kızımız Lale son zamanlarda ciddi bir hastalıkla boğuştuğu için, "aile acil durumu" kelimelerini duymak beni doğrudan panik moduna soktu.

Berrin’i aradım.

Cevap yok.

Tekrar aradım. Bir daha aradım.

Otuz dakika sonra titriyordum.

Arabası nihayet bizim evin önünde durduğunda aradan iki saat geçmişti.

Dışarı koştum.

Arda arabadan indiğinde kelimeler boğazıma düğümlendi.

Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

O güzelim bukleleri gitmişti.

Geriye kalan tek şey, yamuk yumuk, özensizce kazınmış bir saçtı.

Berrin, arkasından tamamen tatmin olmuş bir ifadeyle indi.

Sakin bir tavırla, "İşte," dedi. "Şimdi gerçek bir erkeğe benzedi."

Kocam Murat eve gelip oğlumuzun kafasını gördüğünde, içinde bir şeyler koptu.

Berrin belli ki kazandığını düşünüyordu.

Hatta birkaç gün sonra bizi o meşhur Pazar günü aile yemeğine davet etme cüretini bile gösterdi.

Biz de gittik.

Ancak Berrin’in, Murat’ın son 48 saatini ona küçük bir "sürpriz" hazırlamakla geçirdiğinden haberi yoktu.

Tüm sülalenin toplandığı yemek masasına oturduğumuzda, Murat sakin bir şekilde evrak çantasını açtı.

Ve içinden, Berrin’in gülümsemesini anında solduran bir şey çıkardı.

Kadının eli ağzına gitti.

"Murat, hayır... Lütfen bana bunun düşündüğüm şey olmadığını söyle!"

Detaylar yorumda
Reklamlar