Oğlum ve en yakın arkadaşımın

Oğlum Mert ile en yakın arkadaşım Zeynep’in oğlunun aynı nadir doğum lekesiyle dünyaya gelmesi, yıllarca hayatımın en büyük şüphesi olarak kaldı. İlk zamanlar bunun bir tesadüf olduğuna inanmak istedim. Fakat iki çocuk büyüdükçe aralarındaki benzerlikler yalnızca o hilal biçimindeki lekeyle sınırlı kalmadı.Mert’in beşinci yaş gününden birkaç ay sonra Zeynep’in oğlunun fotoğrafını gördüğümde ellerim titredi. Çocukların gözleri aynıydı. Kaşlarının şekli, gülüşleri, hatta başlarını yana eğme biçimleri bile birbirine benziyordu. İnsanların onları kardeş sanması artık bana normal gelmiyordu.Bir akşam Murat’a dayanamayarak sordum.“Zeynep’in oğlunun babası gerçekten kim?”Murat bir anda sustu. Yüzündeki ifade değişti.Birkaç saniye boyunca gözlerimin içine baktı ve ardından konuyu kapatmaya çalıştı.“Böyle bir şeyi neden soruyorsun?”“Çünkü Mert’le o çocuk arasındaki benzerlik tesadüf olamayacak kadar fazla.”Murat cevap vermedi.O gece ilk kez onun benden bir şey sakladığına kesin olarak inandım.Ertesi sabah Zeynep’i aradım. Buluşmak istediğimi söyledim. Karşıma oturduğunda yüzünde yıllardır hiç görmediğim bir korku vardı. Daha ben konuşmaya başlamadan çantasından eski bir zarf çıkardı.“Bunu artık saklayamayacağım.”Zarfın içinden sararmış bir hastane belgesi çıktı.Belgede benim adımı gördüğüm anda nefesim kesildi.Tarih, Mert’in doğduğu günden tam iki gün öncesini gösteriyordu.“Bu ne?” diye sordum.Zeynep gözlerini yere indirdi.“Sen Mert’e hamileyken hastanede bazı testler yapılmıştı. Hatırlıyor musun?”Hatırlıyordum. Doğumdan birkaç gün önce yaşadığım şiddetli ağrı nedeniyle hastaneye gitmiştim. Doktorlar bazı kan testleri ve genetik incelemeler istemişti. Sonuçların normal olduğu söylenmişti.Fakat belgede başka bir şey yazıyordu.Mert’in doğumundan yıllar önce, benim ve Zeynep’in aileleri arasında yapılan eski bir tıbbi araştırmanın kayıtları bulunuyordu.Daha da korkuncu, iki çocuğun doğum lekesinin tesadüfi olmadığı belirtilmişti.Doktorların dikkatini çeken o hilal biçimindeki iz, aynı aileden gelen bazı kişilerde görülen kalıtsal bir işaretti.Başımı kaldırıp Zeynep’e baktım.“Yani çocuklarımız kardeş değil mi?”Zeynep başını salladı.“Hayır.”İçimden büyük bir nefes çıktı. Yıllardır taşıdığım ihanet şüphesinin yanlış olduğunu düşünerek rahatlayacağımı sandım
Reklamlar