Nişanlım Selin’e doktorlar

Nişanlım Selin'in yalnızca bir ay ömrü kaldığını öğrendiğimiz gün, herkes düğünü iptal etmemi bekliyordu. Ben ise onunla evlenmeye karar verdim. Fakat Selin'in ölümünden sonra avukatı bana geldiğinde, bana bıraktığı şey yüzünden hayatımın en büyük sırrıyla karşı karşıya kaldım.

Avukatın bana söylediği ilk cümle şuydu:

"Selin size bir şey bıraktı. Ama bunu size ancak öldükten sonra vereceğime dair ona söz verdim."

Her şey, doktorların Selin'e artık yalnızca birkaç haftasının kaldığını söylemesiyle başladı.

Selin bana uzun süre sessizce baktı.

Sonra gözlerinden yaşlar süzülürken şöyle dedi:

"Sevgilim, artık benimle evlenmek zorunda değilsin."

Neredeyse bir yıldır nişanlıydık. Düğün için salonumuzu ayarlamış, davetiyeleri hazırlamış ve Selin'in hayalini kurduğu gelinliği seçmiştik.

Ama son aylarda Selin'in enerjisi giderek azalıyordu. Sürekli yorgundu ve kendisini iyi hissetmiyordu.

Bunun geçici olduğunu düşündük.

Doktora gittiğimizde ise öğrendiğimiz gerçek, bütün planlarımızı bir anda yok etti.

Onkolog, hastalığın çok ilerlediğini ve artık tedavilerin beklenen sonucu vermediğini söyledi.

"Birkaç haftadan fazla zamanınız kalmayabilir," dedi. "Tahminimiz dört ila altı hafta."

Selin'in elini tuttum.

"Seninle evleneceğime söz verdim. Bu sözümü tutacağım."

Bundan sonra zamanımızın tamamını birlikte geçirmeye çalıştık.

Tedaviler, hastane ziyaretleri ve uykusuz geceler birbirini takip etti.

Selin ise her geçen gün bana aynı şeyi söylüyordu:

"Lütfen düğünü iptal et. Benden sonra yeniden mutlu olmanı istiyorum."

Ama onu dinlemedim.

Ailelerimizi bir araya getirdim ve güvendiğimiz bir imamla konuştum.

Düğünümüzü evimizin arka bahçesinde yapmaya karar verdim.

Selin'in seçtiği gelinliği ona giydirdim.

Sonra onu tekerlekli sandalyesiyle bahçeye götürdüm.

O gün ona bir kez daha, ne kadar zamanı kalırsa kalsın yanında olacağımı söyledim.

Selin bana baktı ve gülümsedi.

O gülümseme, hayatım boyunca unutamayacağım son güzel anımız oldu.

Üç hafta sonra Selin hayatını kaybetti.

Onunla geçirdiğim son üç haftayı dünyanın en değerli günleri olarak hatırlıyorum.

Cenazesinde ayakta dururken içimde tarifsiz bir boşluk vardı.

Eve döndüğümde günlerce kimseyle konuşmadım.

Sonra bir sabah kapım çaldı.

Kapıyı açtığımda takım elbiseli bir adam duruyordu.

"Ben Selin'in avukatıyım," dedi.

Elindeki kutuyu bana uzattı.

"Bunu size vermem için uzun zamandır bekliyordum. Selin, ölümünden önce bana özellikle tembihledi: Bunu ancak öldükten sonra ona teslim edeceksin."

Kutuyu ellerim titreyerek açtım.

İçindeki şeyi görünce birkaç saniye nefes bile alamadım.

Sonra gözlerim doldu.

Çünkü o anda Selin'in bana anlattığı her şeyin bir yalan olabileceğini fark ettim.

"Hayır..." diye fısıldadım.

Kutunun içindeki son parçayı elime aldığımda sesim titredi:

"Selin... Bunca yıldır bana nasıl yalan söyleyebildin?" Detaylar yorumlarda ��
Reklamlar
11 Ağustos 2026
Reklamlar