Home
14 Mart 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

Milli Eğitim Bakanlığı çareyi ‘polisiye’de arıyor


Eğitim sistemindeki demirbaş sorunlardan biri de okul öncesi, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf kayıtlarında velilerin okul seçme isteği.


Sınıflardaki yığılmaları önlemek amacıyla 2009-2010 eğitim-öğretim yılından itibaren kayıtlar MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) adres bilgileri baz alınarak e-Okul üzerinden otomatik olarak yapılıyor. Ancak bunu aşmanın da yolu var; Kayıt öncesi ikametgâh adresini değiştirmek veya okula bağış en bilindik yöntemler. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz günlerde önümüzdeki eğitim öğretim yılında okul kayıtları ile ilgili yeni bir sistemin uygulanacağını, bu konuda İçişleri Bakanlığı ile çalışma yürütüleceğini söyledi. Meclis kulislerinde konuşulanlara göre üzerinde çalışılan yöntemlerden biri de kayıt yapılacak çocuğun velisine ait geçmişe dönük fatura istenmesi. Böylece ikametgâh adresinin hayali mi, yoksa gerçek mi olduğu anlaşılmaya çalışılacak. Diğer alternatif ise adres tutmuyorsa sistemin (okul bağış alsa dahi) kesinlikle kayıt yapılmasına izin vermemesi. Bakan Tekin’in “Bir okulda 15-16 kişilik sınıflar, yanındaki okulda 40-45 kişilik sınıflar” serzenişi haklı olmakla birlikte sorunların nedenlerinin bir türlü anlaşılmadığı aşikâr.

Meclis çalışıyormuş gibi yapıyor

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte TBMM Genel Kurulu’nda adeta yaprak kımıldamıyor. Salonun hâli ortada, sıralar boş; ancak ne iktidar bu tabloyu dert ediyor ne de muhalefet. Genel Kurul’u sıkı takip eden foto muhabirimiz Selahattin Sönmez; geçmişte yoklama ya da karar yeter sayısı isteyerek denetim yapan muhalefetin de bu alışkanlığını rafa kaldırdığını hatırlattı. Hâl böyle olunca, katılımın düşük olduğu bu tablo, artık fiilen kabullenilmiş bir manzaraya dönüşüyor. Seçildiği ilin sorunlarını bir dakika da olsa dile getirmek için kürsüye çıkan milletvekilleri dışında Genel Kurul salonuna uğrayan neredeyse hiç kimse yok. Meclis kulislerinde artık şu yorum yüksek sesle yapılıyor: “Genel Kurul çalışıyor gibi görünüyor ama boş sıralar gerçeği ele veriyor.” Ramazan rehaveti sadece koltuklara değil, siyasetin reflekslerine de çökmüş. Anlaşılan, bu sessizlik ve atalet şimdilik herkesin işine geliyor.

Kart küçük hesap büyük

Bazen hayatımızda küçük gibi görünen bir detayın aslında ne denli büyük bir hesabın parçası olduğunu faturayla yüzleştiğimizde anlarız. Konumuz: 5 ve 10 yıllık periyotlarla yenilenmesi zorunlu kılınan sürücü belgeleri. Hatırlayalım; 2016 yılında yeni tip ehliyetlere geçilmiş ve sadece o yıl 2 milyon civarında sürücü belgesi yenilenmişti. Aradan geçen on yılın ardından, 2026 itibarıyla bu zorunluluk tekrar kapımıza dayandı. Ancak bu kez vatandaşın önüne konulan fatura oldukça çarpıcı: Sağlık kuruluşundan alınacak rapor için 350 TL, değerli kâğıt bedeli olarak bin 690 TL ve Polis Vakfı’na yapılan “zorunlu bağış” için 425 TL olmak üzere, toplam maliyet kart başına 2 bin 465 TL’ye ulaşıyor. Sadece bir yıl içinde yenilenmesi beklenen 2 milyon ehliyet üzerinden hesaplandığında, “yenileme” adı altında vatandaşın cebinden yaklaşık 4 milyar 930 milyon TL buharlaşacak. Burada sormamız gereken temel bir soru var: Sürücü belgesine sahip olmak bir lüks mü, yoksa kamusal bir hak mı? Eğer bu bir haksa, milyarlarca liralık külfetin her on yılda bir neden vatandaşın omzuna yüklendiğini sorgulamak temel görevimiz.

Dünyaca ünlü sopranonun yerine meddah neden geldi?

Milli Eğitim Bakanlığı çareyi ‘polisiye’de arıyor - Resim : 1

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), bu sezon kuruluşunun 200. yılına özel olarak konser iş birliklerinin yanı sıra dünyaca ünlü isimleri sahnesinde misafir ediyor. Bu isimlerden biri de Brezilyalı sopranist Bruno de Sá idi. Ancak Sá’nın 20 Şubat’ta yapılması planlanan konseri, son dakikada bakanlığın talimatıyla iptal edildi ve yerine meddah gösterisi konuldu.

Kültür-sanat muhabirimiz Haşim Kılıç’ın edindiği bilgiye göre provalar için Ankara’ya gelen Sá, Ankaralı müzikseverlerle buluşamadan geri dönmek zorunda kaldı. CSO’nun bir yıl öncesinden netleşen, bakanlığın onayı ile sezon kataloğunda yer alan, belki de sezonun en iddialı gecelerinden biri olan konserin iptal olması, tartışmaları da beraberinde getirdi. Haşim; bazı yabancı haber sitelerinin, sanatçının “fazla gay” göründüğünden ve bu durumun bakanlık içindeki bazı kişileri rahatsız etmesinden dolayı iptal edildiği yönünde iddialarda bulunduğunu söyledi. Haşim, Bakanlıktan henüz bir açıklama yapılmadığını ve yapılacağını da kimsenin beklemediğini aktardı. Bu durumda insan sormadan edemiyor:

Madem böyle bir hassasiyetiniz vardı, neden bunu program önünüze ilk geldiğinde dile getirmediniz ve katalog basılmadan, sanatçı ile anlaşmadan iptal etmediniz? Bir birimin onay verdiğini diğeri son dakikada “meddah gösterisi yapılacak” diye komik bir gerekçe göstererek iptal ediyor. Olan; eşsiz bir sesi dinleme fırsatını birkaç işgüzar yüzünden kaçıran Ankara dinleyicisine ve olayın sorumlusu konumuna düşen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına oldu.

Süreç komisyonun ilk meyvesi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üyelerini Meclis’teki iftar yemeğinde ağırladı. Meclis Tören Salonu’ndaki buluşma, alışılagelmiş sert tartışmaların aksine oldukça samimi bir atmosferde geçti. Farklı partilerden milletvekillerinin karışık bir düzenle oturduğu U masanın merkezinde Numan Kurtulmuş yer aldı. Meclis muhabirimiz Dilan Kutlu’nun gözlemlerine göre: İktidar ve muhalefet temsilcileri uzun süre sohbet etme fırsatı buldu. Genel Kurul’daki gergin anların yerini sükunetin aldığı akşamda, milletvekilleri bu tür buluşmaların siyasi iklimi yumuşatma yolunda kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Bazı vekiller, “Yan yana gelmek, konuşabilmek güzel. Bu dayanışmayı sadece komisyon çalışmalarıyla sınırlamamalıyız” diyerek memnuniyetlerini esprili bir dille ifade ettiler. Diyaloğun zayıfladığına dair öz eleştirilerin de yapıldığı masada, bir milletvekili “Uzun zamandır birbirini dinleyen bir ortamın eksikliğini çekiyorduk” dedi. Gecenin sonunda ortak temenni, komisyon bitse dahi bu diyaloğun sürmesiydi. Kısacası Meclis’te bu kez gerginlik değil, hoşgörü; tartışma değil, muhabbet ön plandaydı.

“Bu profilden çekmiyoruz!”

Enerji ve Tabii Kaynaklar  Bakanı Alparslan Bayraktar’ın sağ profili.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın sağ profili.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ve bakanlıklarda akreditasyon uygulamasına geçilmesinin ardından, gazetecilerin bakanlara soru sorabileceği tek yer olarak TBMM kaldı; o da iki haftada bir yapılan AKP grup toplantılarında mümkün olabiliyor.

Geçen çarşamba günü de alışılmış bir tablo yaşandı; gazeteciler AKP Grubu’na gelen bakanların etrafını sardılar. Bir yandan gündeme ilişkin soruları sıralarken diğer yandan da cep telefonlarıyla görüntü kaydettiler. Aynı hareketlilik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın etrafında da yaşandı. Muhabirler hem soru sormak hem de yanıtı en net şekilde kayda geçirmek için birbirleriyle yarıştı. Foto muhabirimiz Selahattin Sönmez de anı yakalamak için fotoğraf makinesinin deklanşörüne bastı. Birkaç kare çekmişti ki Bakan Bayraktar’ın basın danışmanından ilginç bir uyarı geldi:

“Yalnız bu profilden fotoğraf çekmiyoruz.”

Bunun espri mi yoksa nazik bir uyarı mı olduğu tam anlaşılmadan, Selahattin, “Biz her profilden çekeriz.” yanıtını verdi. Bu cevap, kısa süreli bir gazeteci-danışman diplomasisine değil, doğrudan kahkahaya yol açtı. TBMM kulislerinde o gün enerji meselesinden çok “profil meselesi” konuşuldu.

NEFES

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu nasıl olabilir ya, aman diyim kontrol ettirin! >> AYRINTILAR ? İLK Y0RUMDA Bildiriye imza atan Işık Biren: Washington lobisinden özel ödüllü Canlı yayında konuşan şahıs iktidara toz kondurmamak için adeta takla attı. Avrupa Konseyi'nde İmamoğlu konuşması yapan genç “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla tutuklandı!