Acayip komik… Hanımı cevap verir: – “Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi. Mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi. Herhalde bu yüzden böyle oldu.” Adam, ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır. İçinden, “bunu bilse bilse annem bilir” der ve annesine sorar… Anne cevap verir: – “Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile…” Nasreddin Hoca Fıkrası – Onu Kendisi Sanmış Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken bir adamla karşılaşmış. Adamla sohbet etmeye başlamışlar. Bir saat havadan sudan konuştuktan sonra Hoca: – Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi?, diye sormuş. Adamcağız çok şaşırmış: – Madem beni tanımadın, neden benimle bir saattir sohbet ediyorsun?, demiş. Nasreddin Hoca: – Kıyafetlerin benimkine çok benziyordu. Ben de seni ben sandım, demiş
Öptürecekse Öptürsün Fıkrası
Delikanlı, nişanlısı ile gezip dolaştıktan sonra evine getirmiş. Kapıda
tam ayrılacakları vakit bir elini duvara dayayarak kızcağızı kendi ile
kapı arasına sıkıştırmış;
— Bir kerecik öpeyim hayatım.
— Olmaz, komşular görür, derken tartışma uzamış. O sırada kapı açılmış ve kızın küçük kardeşi gözlerini ovuşturarak ablasına seslenmiş;
— Babam diyor ki... Öptürecekse öptürsün, yoksa ben aşağı inip o herifi öyle bir öperim ki bir daha unutamaz. Hem söyle elini de diyafonun düğmesinden çeksin...
Geç Gelen Adam Fıkrası
Birgün Bir kadın kocasını merak eder ve kendi kendine der ki bu adam nerde kaldı ya der ve kocasını arar bey bey nerdesin sen hiç böyle gecikmezdin ne oldu da bu saate kadar hala eve gelmedin adamda şöyle der karı izliyorum ondan ben birazdan gelirim dediğinde kadının frekansları karışır sinirlenir kadın izlersin ha gösteririm ben sana der ve kocasının yanında gider ve bakar ki kocası gerçekten karı izliyormuş meğer karı dediği kar yağışıymış kadın değilmiş
2. Dünya Savaş’ında 2 Yahudi Almanlara esir olmuş. Bunlardan biri diğerine kendilerine ne yapacaklarını sormuş. O da başlamış anlatmaya...
— İki ihtimal var; Ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar. Öldürürlerse sorun yok, kampa gidersek iki ihtimal var; Ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz. Kurşuna dizilirsek sorun yok, gaz odasına gidersek iki ihtimal var: Bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt. Sabun yaparlarsa sorun yok, kağıt yaparsalar iki ihtimal var: Ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet kağıdı. Gazete kağıdı olursak sorun yok, tuvalet kağıdı olursak işte o zaman boqu yedik...
Köylünün biri evlenmiş, hemen askere gitmiş. Giderken karısı gebeymiş. Köylülerin âdeti karısına mektup yazması ayıpmış. Sonunda durumu öğrenmek için babasına bir mektup yazıyor ve mektupta diyor ki:
Yürü mektubum yürü,
Düşü hayra yor da gel.
Bir iken iki olduk,
Üç olduk mu sor da gel.
Babası oğlundan gelen mektubu alıyor ve meseleyi çakıyor. Babası da oğluna şöyle bir cevap yazıyor:
Mektubun iyi mektup,
Böyle mektup gene yaz,
Tarlan ürün vermedi,
Gel de yine gaz
Askerlerle birlikte, Temel bos bir arazide mayın olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Havadan düşman uçakları geçmeye başlayınca, komutan emir verdi:
- Hemen herkes donunu indirsin ve yüzüstü yere yatsın. Böylece uçaklar burayı kabak tarlası sanıp devam eder giderler!
Bunun üzerine Temel:
- Komitanim, sirtüstü yatsak da, hiyar tarlasi sansalar olmaz mi?
Temel askere gitmiş askeriyeye de yeni bir komutan gelmiş ve demiş ki;
- Herkese merhaba benim adım Ali Kırç arada "r" var unutmayın bundan sonra herkes benim adımı bilecek, demiş.
Bundan sonra askerdeki herkese adını sormuş sonunda sıra Temel'e gelmiş, demiş ki;
-Benim adım ne?
Temel düşünmüş düşünmüş soyadını hatırlayamamış ve gidip arkadaşına sormuş arkadaşı demiş ki;
- Arada "r" var unutma!
Sonra Temel komutanın yanına gitmiş asker selamını verip demiş ki;
- KOMUTANIM SİZİN ADININZ ALİ GÖRT
Savaşların eksik olmadığı eski yıllarda bir dönem tüm erkek çocukları savaşa alınırmış.
Temel'in bir çocuğu askere alınmış, Temel ikinci çocuğu yapmış. Ordu ikincisini de almış, Temel üçüncüsünü yapmış o da alınmış. Böyle gide gide onuncu çocuk da askere alınmış, Temel on birinciyi yapmış. Askerler on birinci çocuğu da askere almaya geldiklerinde Temel demiş ki;
- Söyleyin o padişahınıza, benim şeyime güvenip sağa sola savaş açmasın!
Anadolu kasabalarından birinde jandarmalar bir eve kitap baskını yapıyor.
Jandarma timinin basındaki astsubayın dikkatini, duvara çivilenmiş birkaç raftan ibaret kütüphanede bir kitap çekiyor:
"Bir Anti-Komünistin Mücadelesi"
Komutan kitabi eline alıp soruyor:
— Bu tür kitapların yasak olduğunu bilmiyor musun?
Ev sahibi:
— Komutanım, ben anti-komünistim, zaten kitap da öyle.
Komutan, külyutmaz bir ifadeyle cevap veriyor.
— Fark etmez, biz komünizmin her türüne karşıyız.
Kore'de Türk Tugayından iki Anadolulu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar:
— Hani sizin izin kağıtlarınız?
Erler subayı atlatırız umuduyla:
— Biz Amerikalıyız...
diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez:
— Amerika'nın neresindensiniz? Diye sorunca:
— İçindenuk kumandanım! diye yanıt verirler...