Ses daha da yükseliyordu. Anahtar sesine benzer bir sesti. "Lütfen bana zarar vermeyin!" diye bağırdı Anne. "Bütün paramı size vereceğim..." Ancak kapının diğer tarafından ses gelmemişti. Tek duyduğu çıtırtıya benzer sesler ve adamların yabancı bir dildeki konuşmalarıydı. Telefonunu bir kez daha kontrol etti, hâlâ çalışmıyordu.
Anne tam kocasına mesaj atmaya çalışıyordu ki bir tıkırtı duydu. Bir anda kapı açıldı...
Tam o anda banyonun kapısı açıldı ve Anne maskeli üç adamla karşı karşıya kaldı...
Adamlardan biri büyük bir çuval çıkararak Anne'in kafasına geçirdi. Zavallı kadını alıp evden dışarı çıkardılar. Anne çuvalın boşlukları arasından beyaz bir minibüs gördü. "Beni nereye götürüyorsunuz?!!" diye bağırdı, nereye gittikleri hakkında en ufak bir fikri yoktu. "Lütfen benimle konuşur musunuz!??"
Anne o kadar şok olmuş ve korkmuştu ki ağlayamıyordu bile. Sadece gözlerini kapadı ve tüm bunların bir kabus olmasını diledi. Bir süre sonra minibüsün yavaşladığını ve durduğunu hissetti. Kapı kayarak açıldı. Onu bir binanın içerisine götürüp bir sandalyeye oturttular.
Tam o anda adamlardan biri Anne'in kafasındaki çuvalı yavaşça çıkardı...
devamı >>>>