Anlatmadığı kişi ise bendim.
O ilk yıllarda, o ihalelerin peşinde koşarken geri kalan her şeyi ben hallediyordum; faturalar, maaşlar, izinler, tedarikçi görüşmeleri... Birbirimize güvendiğimiz için resmiyette sahip olarak görünmüyordum.
Ama kayıt tutmuştum.
Bir silah olarak değil.
Sadece aramızdaki tek düzenli kişi ben olduğum için.Boşanma süreci başladığında, avukatım Meral Hanım kimsenin sormadığı bir şeyi fark etti:
Şirketin büyümesini aslında kim finanse etmişti?
Cevap basit değildi ama netti.
Benim mirasım acil durum masraflarını karşılamıştı. Nakit akışı kesildiğinde tedarikçilere ödemeyi benim kredi kartlarım yapmıştı. O, her kuruşu işe yatırırken evin tüm yükünü benim gelirim taşımıştı. Hatta babasının "hediyesi" bile eski yazışmalarda borç olarak nitelendirilmişti.Bu detaylar önemliydi.
Çünkü varlıklar yanlış beyan edilmişse... anlaşmaya itiraz edilebilirdi.
Kerem bunu biliyordu.
"Boşanma bitene kadar mı bekledin?" diye sordu sesini alçaltarak.
"Hayır," dedim. "Sizin tarafınız bunu ciddiye almadı sadece."
"Beni mahvetmeye çalışıyorsun."
"Tamamı sana ait olmayan bir şeyle çekip gitmeni engelliyorum."