Oğlumu anneme emanet ettikten sonra Ceyda ile bir kafede buluştum. Ceyda gözyaşları içinde Gökhan’ın kendisini kandırdığını, Rüzgar’ın yukarıda mışıl mışıl uyuduğuna inandırıldığını söyledi. Tam 7 aydır ben hastanede hayat kurtarırken, kocam ve kardeşim benim evimde gizli bir ilişki yürütüyordu.
Ceyda’nın telefonunu elinden alıp mesaj geçmişine baktığımda asıl kan dondurucu gerçekle yüzleştim. Gökhan bir boşanma avukatıyla mesajlaşıyordu. Benim yoğun gece nöbetlerimi delil göstererek beni “ilgisiz ve yetersiz bir anne” ilan etmeyi, oğlumun velayetini ve evimizi elimden almayı planlıyordu! Ben aile geçinsin diye 60 saat çalışırken, o benim emeğimi bana karşı bir silah olarak kullanmaya hazırlanıyordu.
Gözlerimi Ceyda’ya diktim: “Şimdi bana yardım edeceksin Ceyda. Gökhan benim yıkılmış ve çaresizce eve dönmemi bekliyor. Ama ona unutamayacağı bir sürpriz hazırlayacağız.”Öğleden sonra saat 14:00’te eve döndüğümde Gökhan mutfakta oturmuş, hazırladığı masumiyet nutuklarını zihninde tekrarlıyordu. Kapıdan girdiğimde sahte bir endişeyle ayağa kalktı: “Berna, şükürler olsun! Rüzgar nerede?”
Cevap vermedim. Arkamdan içeri giren iki resmi kıyafetli adamı görünce yüzünün rengi bir anda attı. Yanımdaki avukatım Davut Bey ve Çocuk Şube’den Komiser Murat içeri adım attı.
Avukatım masaya kalın bir dosya bıraktı: “Gökhan Bey, müvekkilim Berna Hanım adınıza çocuk ihmali ve tehlikeye atma suçlamasıyla acil koruma ve velayet davası açtı. Ayrıca bu evden derhal tahliye edilmeniz için uzaklaştırma kararı çıkarttık.”
Gökhan öfkeyle köpürdü: “Saçmalık! Berna haftada 60 saat çalışıyor, eve uğramıyor bile! Çocuğa bakan benim!”
Avukatım hafifçe gülümsedi ve dosyayı açtı. İçinde Gökhan’ın Ceyda’ya attığı mesajların dökümleri, Ceyda’nın imzaladığı resmi itiraf tutanağı ve en önemlisi… Gökhan’ın sildiğini sandığı ama ağabeyimin bulut sunucusundan kurtardığı ev içi güvenlik kamerası görüntüleri vardı. Görüntülerde Gökhan’ın gece saat 23:00’te 5 yaşındaki Rüzgar’ı mutfağa bırakıp Ceyda ile odaya kilitlendiği net bir şekilde görülüyordu.
Komiser Murat kelepçeyi çıkarırken Gökhan dizlerinin üzerine çöktü: “Berna lütfen, bir hataydı! Yapma!”
Gözlerinin içine baktım: “Benim yokluğumu körlük sandın Gökhan. Çocuğumu soğuk fayanslarda unutan bir adama bu dünyayı dar edeceğimi hesaplayamadın.”
Gökhan komşuların şaşkın bakışları arasında polis aracına bindirilerek götürüldü.
ALTI AY SONRA
Altı ay sonra Urla’daki yeni müstakil evimizin bahçesinde sabah güneşini karşılıyordum. Bahçede 6 yaşına basan Rüzgar, yeni sahiplendiğimiz altın sarısı yavru köpeğin peşinden neşeyle koşuyordu.
Hukuki mücadelemiz tam bir zaferle sonuçlandı. Mahkeme, sunulan ezici deliller doğrultusunda Rüzgar’ın tam velayetini bana verdi. Eski evimiz satıldı ve mahkeme, yaşanan dolandırıcılık ve kasten ihmal sebebiyle gelirin %70’ini bize tahsis etti. Gökhan çocuk ihmali suçundan ceza aldı ve maaşından kesilen ağır bir nafaka ödemek zorunda kaldı. Ceyda ise utancından şehri terk etti.
Rüzgar elinde topladığı sarı bir kır çiçeğiyle koşarak yanıma geldi: “Senin için anneciğim!” diyerek boynuma sarıldı.
Kocam, oğlumu soğuk bir mutfak fayansında bırakmanın küçük bir ayrıntı olduğunu sanmıştı. Bir annenin evladını korumak için neleri göze alabileceğini hesaplayamamıştı. Oğlumu öpüp koklarken içim huzurla doldu. Artık güvendeydik, tamdık ve nihayet gerçek evimizdeydik.