Kocam beni Down sendromlu 4 yaşındaki bir kızı evlat edinmeye ikna etti

Telefonu elimden düşürecek gibi oldum. Levent’in fısıldayarak söylediği sözler kulaklarımda yankılanıyordu.

“Hiçbir şeyden şüphelenmiyor. Mina artık bizim evde… Planımız kusursuz işledi.”

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

Kapıyı açıp onun karşısına çıkmak istedim ama kendimi zor tuttum. Önce gerçeği öğrenmeliydim.

Levent birkaç saniye daha konuştu.

“Merak etme. Belgeler çoktan güvenli yere taşındı. Kimse Mina’nın gerçek kimliğini öğrenemez.”

Telefonu kapattı, Mina’nın saçlarını okşadı ve odadan çıktı.

Ben ise nefes almaya çalışıyordum.

Sabah hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Kahvaltıda çocuklarla şakalaşıyor, Mina’ya sevgiyle davranıyordu. Onu izledikçe gece duyduklarım daha da korkutucu geliyordu.

Levent işe gittikten sonra çocukları okul ve anaokuluna bıraktım. Ardından evlat edinme dosyasını çıkardım.

Belgelerin arasında eksik sayfalar vardı.

Özellikle Mina’nın biyolojik ailesine ait bilgiler neredeyse tamamen karartılmıştı.

Bu bana normal gelmedi.

Çocuk yuvasını aradım.

Görevli kadın, “Dosyanın tamamı bizde mevcut. Size eksik belge verilmiş olamaz.” deyince içime daha büyük bir şüphe düştü.

O gün gizlice kuruma gittim.

Müdür, sistemden Mina’nın dosyasını açtı.

Ekrandaki belgeler benim elimdekilerden çok farklıydı.

En dikkat çekici ayrıntı ise biyolojik annenin yıllar önce hayatını kaybetmiş olması, baba bölümünün ise “kimliği gizli” ibaresiyle mühürlenmiş olmasıydı.

Tam ayrılacakken yaşlı bir sosyal hizmet uzmanı beni koridora çağırdı.

“Kocanız size hiçbir şey anlatmadı değil mi?” diye sordu.

Şaşkınlıkla başımı salladım.

Kadın derin bir nefes aldı.

“Levent buraya ilk kez altı ay önce tek başına geldi. Mina’yı özellikle istedi. Çünkü onun biyolojik babasını tanıyordu.”

Dizlerimin bağı çözüldü.

“Nasıl yani?”

Kadın üzgün gözlerle bana baktı.

“Size fazlasını söylemeye yetkim yok. Ama dikkatli olun.”

Artık bekleyemezdim.

Akşam Levent eve gelince çocuklar uyuduktan sonra telefonu eline alıp banyoya girdi.

Ben de sessizce çalışma odasına girdim.

Çekmecelerden birinin kilitli olduğunu biliyordum.

Anahtarı ceketinin cebinden alıp açtım.

İçeride eski fotoğraflar, bazı mahkeme evrakları ve bir mektup vardı.

Fotoğraflardaki genç adam Levent’ti.

Yanındaki kadın ise Mina’nın dosyasında gördüğüm biyolojik anneydi.

Mektubu titreyen ellerimle açtım.

“Levent… Eğer bana bir şey olursa kızımızı koru. Ailem onu miras için kullanacak. Kimliğini yıllarca gizlemek zorunda kalabilirsin.”

Mektubun sonunda sadece bir isim vardı.

“Aslı.”

Başım dönmeye başlamıştı.

Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

“Artık öğrendiğine göre konuşmamız gerekiyor.”

Levent kapıda duruyordu.

Kaçmaya çalışmadım.

“Söyle.” dedim.

Levent gözlerini yere indirdi.

“Mina benim öz kızım.”

O an zaman durmuş gibiydi.

Yıllar önce üniversitedeyken Aslı’yla büyük bir aşk yaşadığını anlattı

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Reklamlar