“Bu doğru mu?” diye sordu.
Damat derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Evet.”
Salonda bir şok dalgası yayıldı.
Adam öfkeyle bağırdı:
“Benim kızımla nasıl evlenirsin!”
Damat başını kaldırdı.
Yüzünde garip bir sakinlik vardı.
“Çünkü…” dedi.
Bir an durdu.
“…onu seviyorum.”
Salondaki herkes susmuştu.
Adam öfkeyle bir adım attı.
“Benim kızımla evlenmek için yıllarca bekledin mi!”
Damat başını salladı.
“Hayır.”
Sonra sessizce ekledi:
“Onu tanıdığımda kim olduğunu bilmiyordum.”
Kızım gözyaşlarını siliyordu.
“Peki şimdi biliyorsun,” dedi.
Damat onun gözlerinin içine baktı.
“Evet.”
Salonda herkes nefesini tutmuştu.
Kızım birkaç saniye boyunca hiç konuşmadı.
Sonra yavaşça babasına döndü.
Adamın gözleri yaşlıydı.
“Ben seni yıllarca aradım,” dedi. “Seni bu adamdan korumak için geldim.”
Kızım sessizce başını salladı.
Sonra damada baktı.
Aralarında uzun bir sessizlik oldu.
Herkes ne olacağını bekliyordu.
Kızım derin bir nefes aldı.
Sonra nikah memuruna döndü.
“Devam edebiliriz,” dedi.
Salon bir anda şaşkınlıkla doldu.
Babası donakalmıştı.
Nikah memuru titreyen bir sesle tekrar sordu:
“Sayın gelin… evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”
Kızım damadın elini tuttu.
Salondaki herkes nefesini tutmuştu.
Ve kızım hiç tereddüt etmeden söyledi:
“Evet.”
Salon bir anda alkışlarla doldu.
Kapıdan giren yıpranmış adam ise olduğu yerde kaldı.
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
Çünkü yıllarca aradığı kızını sonunda bulmuştu.
Ama kader ona acı bir oyun oynamıştı.
Kızı…
Hayatını çalan en yakın arkadaşına gelin olmuştu.