Kızımı iki yıl önce toprağa verdim

Çünkü bunu herkesin içinde dinlemeni istemedim."
Sözleri kafamı daha da karıştırmıştı.
Tam o sırada düğün organizasyonunu yapan görevli yanımıza geldi.
"Hanımefendi, misafirler meraklanıyor."
Baran görevliye dönüp sakin bir sesle, "Beş dakika daha," dedi.
Görevli uzaklaşınca bana baktı.
"İstersen şimdi dinle."
Parmağım titreyerek oynatma düğmesine bastı.
İlk birkaç saniye yalnızca cızırtı vardı.
Ardından tanıdık bir erkek sesi duyuldu.
Donup kaldım.
O ses Defne'nin öz babası Murat'a aitti.
Yıllar önce bizi terk eden adam...
"Bu kaydı bir gün dinliyorsan büyük ihtimalle artık hayatta değilim."
Gözlerim doldu.
"Defne doğduktan sonra size yalan söyledim. Sizi isteyerek bırakmadım. Bana ölümcül bir hastalık teşhisi konmuştu. Tedaviyi karşılayacak param yoktu. Kızımın beni hastane köşelerinde erirken hatırlamasını istemedim."
Dizlerimin bağı çözüldü.
Murat devam ediyordu.
"Gitmek zorundaydım. Ama sizi uzaktan izlemeyi hiç bırakmadım."
Boğazım düğümlendi.
"Baran benim en yakın arkadaşımdı. Hastalığım ilerleyince ondan tek bir şey istedim. Eğer bir gün doğru insan olduğuna inanırsa sizi yalnız bırakmasın."
Şaşkınlık içinde Baran'a baktım gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda....
Reklamlar