Kızımı iki yıl önce toprağa verdim

Kız başını eğdi.
"Bilmiyorum."
Müdür, çocuğun sabah erken saatlerde okulun güvenlik görevlileri tarafından bahçede bulunduğunu anlattı.
Yanında ne çanta ne de kimlik vardı.
Sadece oyuncak tavşan ve cebine sıkıştırılmış eski bir kâğıt.
Kâğıdı bana uzattı.
Üzerinde yalnızca tek bir adres yazıyordu.
Adresi görünce dizlerim titredi.
Bu, yıllar önce doğum yaptığım özel hastanenin eski binasıydı.
Hiç vakit kaybetmeden küçük kızı da yanıma alıp oraya gittim.
Bina yıllardır kullanılmıyordu.
Fakat arşiv bölümü başka bir sağlık kuruluşuna devredilmişti.
Saatler süren uğraşın ardından eski dosyaları incelememize izin verdiler.
Görevli yaşlı kadın dosyaları getirirken şaşkınlıkla bana baktı.
"Bu isim..." dedi.
"Yıllardır kimse sormadı."
Dosyayı açtığımızda ilk sayfada benim adım yazıyordu.
Bir sonraki sayfadaysa donup kaldım.
Doğum bilgileri...
Bebek sayısı...
İki.
"Bu yanlış," dedim.
"Ben tek çocuk doğurdum."
Görevli başını salladı.
"Hayır."Burada ikiz doğum yazıyor."
Kulaklarım uğuldamaya başladı.
"İkinci bebek..." diye fısıldadım.
Kadın derin bir nefes aldı.
"Doğum sırasında bebeğin yaşamadığı aileye bildirilmiş."
O anda aklıma Kadir geldi.
Doğum sırasında ben baygındım.
Bütün evrakları o imzalamıştı.
Hastaneden çıktığımda bana sadece Mina'nın sağ olduğunu söylemişlerdi.
Titreyen ellerimle Kadir'i aradım.
Telefonu açmadı.
Eve döndüğümde bavullarının yerinde olmadığını gördüm gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda...
Reklamlar