Home
04 Mart 2025 ( 0 izlenme )
Reklamlar

Kadına şiddete karşı komisyonda 'İstanbul Sözleşmesi' tartışması: 'Şiddetle mücadeleden vazgeçildiği anlamına gelmiyor'

Kadına Karşı Şiddet ve Ayrımcılığın Önlenmesine Yönelik Meclis Araştırma Komisyonunda İstanbul Sözleşmesi de tartışıldı. Komisyon başkanı Hulki Cevizoğlu "İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmiş olması şiddetle mücadeleden vazgeçildiği anlamına gelmiyor" dedi. Kadına Karşı Şiddet ve Ayrımcılığın Önlenmesine Yönelik Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu başkanlığında toplandı.

Cevizoğlu, komisyon olarak 20. toplantı için bir araya geldiklerini belirterek, gelecek hafta Elazığ, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep'te çalışma ziyareti gerçekleştireceklerini, Harran Üniversitesi'nde çeşitli sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin katılacağı bir çalıştay düzenleyeceklerini söyledi.

Toplantıda sunum yapan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Başkanı Nurdan Duman, şiddet ve ayrımcılık mağduru kadın ve çocuklara yönelik yeni hizmet modelleri, yeni müdahale yöntemlerine ilişkin çalışmalara acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Konunun, sosyal hizmetin vaka yönetim yaklaşımıyla ele alınması gerektiğine inandığını belirten Duman, "Bununla ilgili Aile Bakanlığı'yla ön çalışmalar içindeyiz, vaka yönetimi sisteminin geliştirilmesi, süpervizyon sisteminin geliştirilmesi." dedi.

Atatürk iftarda ne söyledi? Hocalar sustu...
0:00 / 0:00
Sahurda sakın yemeyin! Uzman isim açıkladı...
0:00 / 0:07
Detaylar

Duman, konukevine ya da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi'ne (ŞÖNİM) gelen vakaların kendi yaşamlarını kurmaları, eğitimlerine devam etmeleri, çalışma hayatına yönelik desteklerin verilmesi, takip ve izlemelerinin yapılmasının şu anda yeterli olmadığını savundu.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ilk ve orta dereceli okullarda "okul sosyal hizmeti" uygulamalarının başlatılması gerektiğine işaret eden Duman, "Böylece vakaların tespiti, koruyucu ve önleyici çalışmaların yapılması, kadın ve çocukların ev içi ve dışı şiddet ve ayrımcılıktan korunması için daha etkin çalışmalar yürütülebileceği kanaatindeyim." ifadelerini kullandı.

'RUHSATSIZ SİLAH' VURGUSU

Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuk Komisyonu Sözcüsü Aslı Çelikağ Özcan da 6284 sayılı Kanuna göre, korunan kişiye yapılacak tebligatlarda şiddet önleme ve izleme merkezine ait adres bilgilerinin kullanılacağı, korunan kişilerin resmi başvuru, iş ve işlemlerinin yapılması sırasında adres istenilmeyeceği hüküm altına alınmış olmasına rağmen uygulamada bu hususa dikkat edilmediğini söyledi.

Özcan, tüm kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması ile herhangi bir tedbir kararı sonrasında koruma altındaki kadınların bilgilerinin ayrı bir veri tabanı sisteminde tutulmasının önemli olduğunun altını çizerek, "Örneğin tüm kurumların kullanacağı '6284 butonu' kurulması ile gizlilik kararlarının bu sistemden ilgili dairelerce görülmesinin sağlanmasının, uygulamada yaşanan bu sorunun çözümüne bir nebze katkı sağlayacağı düşünülmektedir." diye konuştu.

Şiddetin devam ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle kısa süreli verilen tedbir kararlarının uzatılmadığına dair kadınlardan çok fazla şikayet aldıklarını aktaran Özcan, devletin tüm kurumlarının 6284 sayılı Kanun'u etkin bir şekilde uygulamasının sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Özcan, 2024 yılında kadınların yüzde 57'sinin ateşli silahlarla öldürüldüğü göz önüne alındığında, faillerin ruhsatsız silaha kolay ulaşmasının devlet tarafından önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Ankara Barosu Gelincik Merkezi Koordinatör Yönetim Kurulu üyesi Aslı Arıhan da yıllardır şiddet mağduru kadınlarla çalıştığını belirterek, öldürülen kadınların yüzde 85'inin adli yardım mekanizmalarına başvurmadığına dikkati çekti.

Arıhan, kadınların korunacağına inanmadığını ve şiddet döngüsü içinde o evde yaşamaya devam ettiğini aktararak, "Gelir düzeyi yüksek kadınlarla da temas halindeyim. Kadın gerçekten evlilik içinde aynı çaresizlik içinde. Yani çözüm alamayacaklarını, erkeğin bundan dolayı daha sinirleneceğini, daha farklı bir tepkiyle geleceğini düşündükleri için..." dedi.

ANKARA BAAROSU SUNUM YAPTI

Ankara Barosu Gelincik Merkezi Başkanı Nazlı Özlem Atmaca'nın adli yardım ödeneğinin yetersizliğine dikkati çekmesi üzerine Cevizoğlu, "Yeni Yargı Stratejisi Reformu'nda erişilebilir adalet için güçlü adli yardım bölümü var. Adli yardıma ayrılan mali kaynak artırılacaktır. Adli yardım başvurularının değerlendirilmesine standartlar oluşturulacaktır." ifadelerini kullandı.

Hakkında 6284'ten koruma kararı olan kadının kocasının cezaevinden tahliye olduğunda, kadına bildirim gitmesinin önemine vurgu yapan Atmaca, "Her zaman gitmiyor. Kadın farkında olmadığı için tahliye olduğunun ne yazık ki kendini koruyamıyor." dedi. Atmaca, şunları kaydetti:

"Kadın yoksulluğu, kadına yönelik şiddetin aslında temel sebeplerinden biri. Kadın yoksulluğuyla mücadele edilmeli. Bu anlamda kamu politikaları geliştirilmeli ve kadınların eğitim alma ve iş bulma haklarının önündeki her türlü engel kaldırılmalı. Kamu idareleri ve sivil toplum örgütleri iş birliği, dayanışma ve koordinasyonla çalışmalıdır. Elektronik kelepçenin teknik vasıflarının güncellenmesi ve yenilenmesi sağlanmalıdır. En son Ankara'da Sıhhiye'de metroya giriş yapan kadın elektronik kelepçenin cihazı çekmediği için öldürüldü, kendisine mesaj gitmedi."

'MÜSTAKİL, BAĞIMSIZ BİR KANUN YAPAN BAŞKA ÜLKE YOK'

Arıhan, İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasının erkeklerde "rahatlık ve serbestlik" algısı oluşturduğunu savundu.

Buna yanıt veren Hulki Cevizoğlu, şunları kaydetti:

"İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmiş olması, şiddetle mücadeleden vazgeçildiği anlamına gelmiyor. Avrupa Birliği'ne üye ülkeler bunu imzalamasına rağmen kendi iç hukuklarında bir düzenleme yapmadılar. Bazıları ise imzalamalarına rağmen çekince koydular. Bu ülkeleri sayalım, Estonya, Finlandiya, Letonya, İsviçre, Norveç gibi ülkelerin ulusal düzenlemeleri çok yetersiz. Oysa, Türkiye 6284 sayılı Yasa'yla müthiş bir reform yaptı, bunu vurgulamamız gerekiyor. Türkiye olarak, hukuk mevzuatında 2021 ve 2022 yıllarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nda önemli değişiklikler yaptık. 6284 sayılı Kanun'la konu kapsamlı bir şekilde ele alındı. Yine, ikincil mevzuatla da bu mücadeleyi destekleyici düzenlemeler yapılmıştır. Avrupa Birliği üye ülkeler arasında bu konuda müstakil, bağımsız bir kanun yapan başka hiçbir ülke bulunmamaktadır. Bunu yapan sadece Türkiye'dir. Bu, Türkiye'nin büyük bir başarısıdır."

Sunumların ardından, katılımcılar milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İlaca yüzde 25 zam Dünyanın en kısa sürecek olan kişilik testi Orta Doğu'nun karanlık yüzü Muhammed Dahlan kırmızı kategoriye alınacak!. Yağ, un, şeker, süt, tuvalet kâğıdı… Kotalı ürünlerin sayısı artıyor!