İş Seyahatinden Döndüğümde

Hasan da eski planları hatırlayınca birlikte zemini açmaya karar vermişlerdi.

Yine de içimde cevap bekleyen bir soru vardı.

“Elif neden mutfakta? Kendi odasında da uyuyabilirdi.”

Murat başını öne eğdi.

“İlk gece burada çalışırken çıkan seslerden korktu. Sonra odasına dönmek istemedi. ‘Siz bitirene kadar mutfakta uyurum, sabah annem gelince her şey düzelir’ dedi. Onu zorlamak istemedim.”

O sırada arkamızdan ince bir ses duyuldu.

“Anne…”

Elif uyanmış, battaniyesini omzuna alarak kapıda durmuştu.

Koşup ona sarıldım.

“İyi misin?”

Başını salladı.

“Babam bana gerçeği söylemedi ama kötü bir şey yapmadığını biliyordum. Sadece seni üzmek istemedi.”Onun sakinliği biraz olsun içimi rahatlattı.

Hasan yeniden yere çöktü ve sökülen tahtaların arasına uzandı. Birkaç dakika sonra elini tozlu bir teneke kutuyla çıkardı.

Kutunun içinde tapu fotokopileri, eski satış sözleşmeleri, aile fotoğrafları ve küçük kırmızı kadife bir kese vardı.

Keseyi açınca içinden altın bir alyans çıktı.

Hasan'ın gözleri doldu.

“Bu, rahmetli eşimin kaybettiğini sandığımız yüzüğü.”

O an odadaki gergin hava tamamen değişti. Hepimiz sessizce kutunun içindekilere bakıyorduk gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda....Ertesi sabah avukat belgeleri inceledi. Evrakların eksiksiz olduğu, evin mülkiyetini ispatlamak için yeterli olacağı söylendi. Aylar sürecek büyük bir hukuki sorun daha başlamadan çözülmüştü.

Fakat ben Murat'a hâlâ kırgındım.

Akşam Elif odasında ders çalışırken mutfakta uzun uzun konuştuk.

“O gece seni arayabilirdim,” dedi Murat. “Sürpriz yapmak uğruna yanlış karar verdim.”

“Beni en çok korkutan şey, gerçeği saklaman oldu,” dedim.

“Biliyorum. Bir daha böyle davranmayacağım.”
Reklamlar