Home
09 Temmuz 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

İmamoğlu’na savunma engeli ile suç mu işlendi? Ergenekon'da yaşananları anlattı


İmamoğlu’na "süre kısıtlaması" kararıyla savunmasının istenmesi tartışmalara neden olurken Avukat Hüseyin Ersöz, "Savunma engeli ile suç mu işlendi?" sorusuna yanıt verdi. Yargıtay'ın makul savunma süresi kararını ve Ergenekon'da yaşananları anlattı.


Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasının 64. günü dün Silivri'de görüldü. 16 aydır tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'na esasa ilişkin savunması için yalnızca yarım gün süre verilmesi tartışma yarattı. Muhalefet ve uluslararası çevreler, savunma hakkının kısıtlandığını belirterek karara tepki gösterdi.

Mahkeme başkanının ilk duruşmayı 9 Temmuz'da bitirme ısrarı ve "süre kısıtlaması kararına" dair tartışmalara Avukat Hüseyin Ersöz'den yanıt Ergenekon davası süreci ve Yargıtay kararı örneğiyle geldi.

İMAMOĞLU’NA SAVUNMA ENGELİ İLE SUÇ MU İŞLENDİ?

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Ersöz, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 26 Haziran 2024 tarihli kararını anımsattı. Ergenekon davasında savunma sürelerinin sınırlandırılması nedeniyle yapılan yargılamada, bu uygulamanın "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturduğunun gerekçeli kararda yer aldığını aktardı.

İmamoğlu’na savunma engeli ile suç mu işlendi? Ergenekon'da yaşananları anlattı - Resim : 1

Ersöz, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bozma kararında, "Her bir sanığın bireysel durumları göz önüne alınarak savunmasını yapması için gerekli makul sürenin sağlanması gerektiği" yönünde açık değerlendirme bulunduğunu hatırlattı.

Kararda, birleşen dosyalarda sanıklara savunma için 1-2 duruşma günü, esas hakkındaki savunmaları için ise 1-2 saat süre verilmesinin savunma hakkını kısıtladığının tespit edildiğini belirten Ersöz, bu nedenle mahkeme başkanının görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu tutulduğunu ifade etti.

"ADİL YARGILANMA HAKKI İHLALİ"

İBB davasında da sanıkların hem sorgu aşamasında hem de tahliye talepleri alınırken konuşma sürelerinin sınırlandırıldığını belirten Ersöz, bunun adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini savundu.

İmamoğlu’na savunma engeli ile suç mu işlendi? Ergenekon'da yaşananları anlattı - Resim : 3

Ersöz, paylaşımını, "Umalım ki bu yanlış uygulamadan dönülsün ve süreç savunma hakkı yönünden güvencelerine kavuşturulsun" ifadeleriyle tamamladı.

ERGENEKON'DA YAŞANANLARI ANLATTI

Hüseyin Ersöz Ergenekon yargılamasında yaşananları paylaşımında şu şekilde anlattı:

Kamuoyunda "İBB Davası" adıyla bilinen İstanbul 33. (eski 40.) Ağır Ceza Mahkemesi'nin "süre kısıtlaması kararına" dair "güncel bir örnek" olması için İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/7 Esas, 2024/43 Karar ve 26 Haziran 2024 tarihli Kararına değinmek gerekiyor.

Ergenekon Davası Hakimlerinin, Ergenekon Davası'nda yaptıkları "savunma süresi kısıtlamasına" dair avukatlar tarafından HSK'ya suç duyurusu yapılmış, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nde açılan davada bu konu aşağıdaki şekilde ele alınmış ve "süre kısıtlamalarının" Görevi Kötüye Kullanma Suçunu oluşturacağı Yüksek Mahkemenin gerekçeli kararında aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir:

"... Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/4672 Esas 2016/2330 Karar sayılı konu bozma kararının “Kovuşturma Aşamasına İlişkin İşlemler” Başlığı’nın “B-SAVUNMA” alt başlığını taşıyan bölümünde;

"Yargılamaya konu olayların mahiyeti, iddianame, mütalaa ve birleşen dosyalar ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde her bir sanığın bireysel durumları göz önüne alınarak savunmasını yapması için gerekli makul sürenin sağlanması gerektiği gözetilmeyerek tüm sanıklar yönünden birleşen dosyada savunmayı 1 veya 2 tam duruşma günü, esas hakkındaki savunmayı 1 veya 2 saat, sözlü talepleri ise 15 dakika ile sınırlandırılmasına kararlar verilerek savunma haklarının kısıtlandığı'' belirtilmiştir.

"MAHKEME BAŞKANI ISRARLA SÖZ HAKKI VERMEDİ"

Gerek İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2013 tarihli celsesine ait duruşma tutanakları gerekse sanıkların kabulü gözetildiğinde ... pek çok avukatın savunma hakkının on beş dakika ile sınırlandırılmasına tepki gösterdikleri, söz almak istedikleri ancak Mahkeme Başkanı olan H.H.Ö.'nin ısrarla söz hakkı vermediği, avukatların itirazlarını dinlemediği ve bu itirazlara ilişkin bir karar vermediği anlaşılmaktadır.

Sanık H. H. Ö. (İst. 13. Ağır Ceza Mah. Başkanı), süre kısıtlamasının yargılamanın uzatılmaması için uygulandığını ve sanık müdafilerinin konuşturulmaması şeklindeki eylemin duruşma disiplinine yönelik olduğunu savunmuştur.

"MERDAN YANARDAĞ’A AVUKATININ BEYANI DA DAHİL BİR SAAT SÜRE VERİLDİ"

Celse boyunca Av. Hüseyin Ersöz’ün bir kez söz aldığı, sanık M.D.’in mahkeme başkanınca 15 dakikalık süreye uyması konusunda uyarıldığı, Av. Hüseyin Ersöz ... tarafından süre kısıtlamasının eleştirilerek bu karardan rücu edilmesinin talep edildiği,

07.12.2012 tarihli 156. celseye ait duruşma görüntülerinin incelenmesi neticesinde:

Av.Hüseyin Ersöz’ün 120207-003 sayılı görüntünün 22:03 dakikasında söz alıp 39:07. dakikasında sonlandırıldığı,

m- Sanığın heyet üyesi olduğu 18.06.2013 tarihli 317. celseye ait duruşma tutanağının incelenmesinde;

Av. Hüseyin Ersöz’ün bir kez söz aldığı, sanık Merdan Yanardağ’a esas hakkındaki mütalaya karşı beyan ve son savunmaları için avukatının beyanı da dahil bir saat süre verildiği,

18.06.2013 tarihli 317. celseye ait duruşma görüntülerinin incelenmesi neticesinde; sanık Merdan Yanardağ’ın 130618-003 sayılı görüntünün 02:22:45 dakikasında söz alıp 02:57:22 dakikasında sonlandırıldığı, Hüseyin Ersöz’ün sanık müdafii olarak 130618-003 sayılı görüntünün 03:12:50 dakikasında söz alıp görüntünün 03:24:45 dakikasında sonlandırdığı görülmüştür.

"ADİL YARGILANMA HAKKININ AÇIKÇA İHLALİ"

Sanık (Mahkeme Başkanı H.H.Ö.) savunmasında; sanıklara ve müdafilerine yargılamanın başından itibaren tüm savunma beyanlarını dile getirmeleri için makul ve yeterli süre verildiğini, savunma haklarının kısıtlanmadığını, atılı suçun unsurlarının da oluşmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de;

İstanbul Kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/191 Esas ve birleşen 2010/106 Esas sayılı dosyalarında yargılanan sanıkların üzerlerine atılı suçların nitelik ve niceliği, dosya kapsamı, tutuklu sanıkların sayısı hep birlikte değerlendirildiğinde; savunma için belirlenen sürelerin makul olmadığı gibi kısıtlayıcı sürelere sanıklar ve müdafiileri tarafından yapılan itirazların kabul edilmemesinin Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nce savunma haklarının kısıtlanması olarak değerlendirilmesi de dikkate alındığında adil yargılanma hakkının açıkça ihlali olduğu anlaşılmakla sanığın savunmasına itibar edilmemiş ve sanığın görevin gereklerine aykırı davranarak kişilerin mağduriyetine neden olduğu görülmekle icrai nitelikte görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır. ..."

"İBB DAVASINA GÜNCEL BİR ÖRNEK OLUŞTURUYOR"

Yukarıda kesitlerine yer verilen İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/7 Esas, 2024/43 Karar ve 26 Haziran 2024 tarihli Kararı, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden yargılamaya dair güncel bir örnek oluşturuyor.

Mahkeme Heyetinin 100'ün üzerinde eylemle suçlanan sanıklara yönelik hem sorgu aşamasında hem de tahliye talepleri alınırken konuşma sürelerini kısıtlaması şüphesiz ki Adil Yargılanma Hakkı'nın ihlali anlamına geliyor. Bu durum Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/4672 Esas ve 2016/2330 Karar sayılı kararında da açıkça ifade edilmiş halde.

Umalım ki bu yanlış uygulamadan dönülsün ve aşamalarda birçok Adil Yargılanma Hakkı ihlaliyle gündeme gelen süreç, Savunma Hakkı yönünden güvencelerine kavuşturulsun. Ancak inatlaşmaya dönüşen karar ve uygulamalar buna ne ölçüde zemin oluşturur emin değilim.

İmamoğlu’na savunma engeli ile suç mu işlendi? Ergenekon'da yaşananları anlattı - Resim : 5

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Prof. Dr. Ateş Kara’dan virüsün bulaşıcılığına ilişkin açıklama Şuşa'nın kurtuluşu Iğdır’da kutlandı YENİ VARYANNT SONRASI KAPANMADAKİ 2 TEDBİR TEKRAR GELİYOR Teröristlerin "Ermenistan" itirafı