Türkiye, iktidara yakın medyanın algı operasyonlarından birine daha tanıklık etti. Sabah gazetasi yazarı Mahmut Övür, geçtiğimiz günlerde tutuklanan Gazeteci Enver Aysever’in Silivri (Marmara) Cezaevi’ne getirildiği sırada, Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile büyük bir gerilim yaşadığını iddia etti. Ancak bu iddia, hem olayın canlı tanıkları hem de hukukçular tarafından "fiziken imkansız" denilerek çürütüldü.
YANDAŞ KALEMDEN KURGU
İktidar medyasından Sabah’ın yazarı Mahmut Övür, kaleme aldığı yazıda, İmamoğlu’nun Aysever’in elini sıkmak istediğini ancak reddedildiğini öne sürdü. Övür, hayal gücünü zorlayan yazısında şu kurgusal diyaloglara yer verdi:
- Aysever: "Çek kirli elini hırsızların elini sıkmam..."
- İmamoğlu: "Ne biçim konuşuyorsun lan"
- Aysever: "O biçim konuşuyorum lan..."
Övür ayrıca, "Gazeteci Aysever'in ölçüyü kaçıran sözleri nedeniyle cezaevine girişi şaşırtsa da.." ifadeleriyle algı operasyonunu sürdürdü. Ancak gerçeklerin ortaya çıkma huyu, bu senaryoyu kısa sürede yerle bir etti.
GÖRGÜ TANIĞI AVUKAT "GÖZÜMLE GÖRDÜM" DİYEREK GERÇEĞİ HAYKIRDI
Enver Aysever ve Ekrem İmamoğlu karşılaşmasının en yakın tanığı olan, İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu eski Başkanı Murat Ongun’un avukatı Kazım Yiğit Akalın, Sabah gazetesinin ve Övür’ün iddialarını Halk TV aracılığıyla kesin bir dille yalanladı.
Akalın, olayın yaşandığı iddia edilen anları şöyle anlattı:
"Yalan. Dün ben görüşürken Aysever ta baştaydı. Sayın Ekrem İmamoğlu, geçmiş olsun diye bağırdı. O da ayağa kalkıp kapısını açıp sesin ulaşması için, 'Sağ olun başkanım sizlere de' dedi."
İFTİRAYA ISRARLA DEVAM EDİLİNCE BELGELİ YANIT GELDİ
Bugün ise, yalanlamalara rağmen Sabah yazarı Mahmut Övür, Avukat Kazım Yiğit Akalın’ı hedef alarak, "Alelacele devreye soktukları Avukat Yiğit Akalın'ın Murat Ongun'un avukatı çıkması ve yalan söylemesi de başka bir rezillikti" ifadeleriyle saldırısını sürdürdü. Bu ısrarlı iftira üzerine Avukat Akalın, X hesabından "İşin aslı ve özü basit" diyerek tarihi bir açıklama daha yaptı ve o gün orada bulunan diğer isimleri de şahit gösterdi:
"Sabah gazetesinden Mahmut Övür imzalı yazılarda ısrarla hakkımda iftiralarda bulunulmasına dair: Yaklaşık 3 hafta önce Halk TV’den arayıp, Sabah’taki haberi sordular. Ben de 14 Aralık Pazar günü Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ettiğimi ve tesadüfen şahit olduğum anı anlattım. Ekrem İmamoğlu ile görüşmek için beklerken, Sayın İmamoğlu avukat görüşme odasına girdiğinde herkese selam verdi. Bu sırada Enver Aysever’e de seslenerek, 'Geçmiş olsun Enver Bey' dedi. Enver Aysever de avukat görüşme kapısını açıp, 'Sağ olun Başkanım, size de' dedi."
Akalın, olayın tanıklarını da tek tek sayarak iktidar medyasına meydan okudu:
"Ayrıca o anda avukatları ile görüşmede olan Zeydan Karalar, Ahmet Şahin, Mehmet Akif Ersoy ve başka tutuklular da vardı. Onlar ve avukatları da muhtemelen gözleriyle görüp kulaklarıyla duymuşlardır. Herkes kendi daha büyük dertleriyle uğraştığı için açıklama yapmayabilir, kimse böylesi meseleleri düşündüğünüz kadar önemsemiyor! İşin aslı ve özü bu kadar basit. Gözümle gördüm, kulağımla duydum."
"SİLİVRİ'DE FİZİKEN İMKANSIZ"
İktidar medyasının kurgusunu bozan en önemli detay ise cezaevi koşulları oldu. Avukat Akalın, Silivri 9 No’lu Cezaevi'ni bilen herkesin bu iddialara güleceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Diğer yandan Silivri 9 No’lu Cezaevine bir kere bile gitmiş herkes bilir ki; yazılarda ileri sürülen anların yaşanabilmesi olanaksızdır. Özellikle İBB tutuklularının, sohbet edebilecekleri bir yer yoktur; birbirlerine yaklaşamazlar, el sıkışamazlar. Mahmut Övür’ün, yazılarında adımı ve 'yalan' kelimesini yan yana kullanması abesle iştigaldir. Benim avukatlık, kendisinin yazarlık tarihinde kimin gerçeklerin yanında durduğu bellidir."

ADALET BAKANLIĞI'NA ÇAĞRI: BU ZAFİYET Mİ YOKSA OPERASYON MU?
Konuya ilişkin bir diğer çarpıcı açıklama ise Avukat Hüseyin Ersöz’den geldi. Akalın’ın paylaşımını alıntılayan Ersöz, Enver Aysever’i ziyaret ettiğini ve Aysever’in de bu olayı kesin bir dille yalanladığını aktardı. Ersöz, olayın "fiziki imkansızlığını" Merdan Yanardağ örneğiyle pekiştirdi:
"Bu olayın yaşandığının iddia edildiği günden sadece birkaç gün sonra haksız şekilde tutuklanan gazeteci Enver Aysever’i ziyarete gittim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Görüşmemizin bir anında bu konu da gündeme geldi ve Enver Aysever 'böyle bir olayın yaşanmadığını' ifade etti. Hatta biz görüşürken hemen yan tarafta bulunan görüş kabinine gelen gazeteci Merdan Yanardağ, haberlerde gördüğü bu olayı Enver Aysever’e sordu ve 'fiziki imkansızlık' nedeniyle gerçekleşmesi mümkün olmayan bu iddiaya ilişkin 'camın arkasından' şakalaşmalar gerçekleşti."

Ersöz, Sabah’ın iddiasının doğru olması halinde bunun Adalet Bakanlığı için büyük bir güvenlik zafiyeti anlamına geleceğini vurgulayarak yetkilileri göreve çağırdı:
"İfade edildiği gibi, avukat görüş kabinlerinde bulunan tutukluların 'el sıkışması' söz konusu olamaz. 2014’den bu yana mesleki faaliyet için gittiğim Marmara Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan kişilerin yan yana gelmemesi için özel bir ihtimam gösterilir. Bu konuya açıklık getirmesi gereken kurumun Adalet Bakanlığı olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Zira böyle bir olayın yaşandığı iddiası, kurum içi işleyişe dair zafiyeti de gündeme getirmesi yönüyle önem taşır ki benim gözlemim hiçbir ceza infaz personeli iki tutukluyu yan yana getirmek konusunda risk almaz."
