Kapı kapandığında kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Aylarca ekrandan gördüğüm adam, şimdi evimin salonunda duruyordu. Elindeki siyah çantayı yere bıraktı, etrafa kısa kısa baktı. Benimse içimde tarif edemediğim iki duygu vardı: biri heyecan, diğeri tarif edemediğim bir huzursuzluk. Oturduk. Çay koydum. Ellerim titriyordu. Konuştukça fark ettim; ekrandaki adamla karşımda duran adam aynı değildi. Mesajlarda beni anlayan, sabırla dinleyen o adam; şimdi aceleci, biraz da gergindi. Çantayı sık sık gözümle takip ediyordum ama sormaya cesaret edemiyordum