Home
09 Haziran 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

İBB davasında 47. gün! Pınar Türker tehdidi anlattı: "İfadeni verecektin gidecektin şimdi ağlama"


İBB davası 47. duruşması ile devam ediyor. Ekrem İmamoğlu "Tam yol ileri" diyerek merdivenden aşağı inerken bir jandarma müdahalede bulundu. Öte yandan tutuklu Pınar Türker de kendisine yönelik tehdidi duruşmada anlattı.


Aralarında cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 110 kişinin tutuklu yargılandığı İBB davası bugün 13. haftasında 47. gününde Silivri'de devam ediyor. Mahkeme heyeti 18 haziran tarihinde tutukluk incelemesi yapacak.

İmamoğlu ve İnan Güney dahil 23 kişinin henüz savunmasını yapmadığı İBB davasında dün görülen 46. duruşmaya İmamoğlu'nun Kartal Adliyesi'ne götürülürken 'araç arızası' nedeni ile geri döndürülmesine tepki olarak, "Türk adaletini, Türk yargısını bindirdikleri arabayı ve onu süren bu ülkenin başındaki zihniyet, o arabayı hurdaya düşürmüştür" sözleri damgasını vurdu.

İŞ İNSANI İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ

Dünkü duruşmada 15 aydır tutuklu olan İş İnsanı Serkan Öztürk, verdiği ifadeden vazgeçti. "Hemen çıkmak için" ifadeyi 'okumadan' imzaladığını iddia eden Öztürk, tahliyesini istedi.

İMAMOĞLU PINAR TÜRKER'E SORDU

Aranın sona ermesinin ardından söz alan İmamoğlu, savunması tamamlanan Pınar Türker'e sorular sordu.

İmamoğlu: Görevinizi yaparken malum dönem dönem toplantılarımız olurdu. Burada işinizin, kurumunuzun gelişimi, atacağınız adımlar gibi hususları tartışmanın dışında iddianamede geçen kötü bir kahvehane dedikodusu şeklinde konuşmalar, dayatmalar oldu mu tarafımdan?

Türker: Olmadı. Sizinle sunum yapıp sene nasıl geçti diye özetlerdik. Bana hep şey derdiniz: "Aman Pınar Hanım, mümkün olduğunca havuza çok firma alıyorsunuz değil mi? Buna çok dikkat edin, her taraftan firma olsun." dediniz.

İmamoğlu: Sizden önceki dönem TRT’deki bir dizi yapımcısına, sağlam iktidar partisi yandaşı bir yapımcıya 4,5 milyon dolar civarında sponsorluk parası ödendi. Bir diziye böyle bir para ödendi. Ben size buna benzer bir talimat verdim mi? Ya da versem dahi siz yapar mıydınız?

Türker: O konudan bahsettim. "Sundu-sunar" yapılmış. Ama zaten biz sponsor olamayız, sizden de böyle bir talep, istek asla gelmedi.

İmamoğlu: Sizin bahsettiklerinizin halıaltı edildiğini bir kez de biz hatırlatmış olalım. Ben Pınar Hanım'ın anlattığı, evinden emniyete, emniyetten birinci gittiği cezaevine, sonra diğer cezaevine gidişinin, tacizlerin etkisinin altından henüz çıkabilmiş değilim. Birileri sırıtarak izliyor olabilir, izlesinler. Bu anlatılar uzay boşluğuna mı gidiyor? Yoksa bu anlatılanlar bir soruşturmaya tabi tutulacak mı? Ama savcı, ama emniyet, ama cezaevindeki kişiler olsun... Bu manada bugün anlatılan vahşi deneyimlerin —ki bir devletin nizamının yerle bir edilmesidir bu— bu hususta bir açıklama yapmanızı ben dilerim ve isterim. Bilmiyorum yetkiniz var mı? Avukatıma da sormadan söylüyorum bunları. Bu konuda gerekeni yapmanızı talep ediyorum, diliyorum. Umut ediyorum ki savcı için HSK’ya —elbette o gün onun başında olan da şimdi oranın başında ama— suç duyurusu gibi bir katkınızın olması, adalet açısından, umut ışığı belirtmesi açısından oldukça önemli.

ARA SONA ERDİ

Verilen aranın sona ermesinin ardından duruşma yeniden başladı.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Türker'in savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

"İFADENİ VERECEKTİN GİDECEKTİN"

Savunmasını sürdüren Fatoş Pınar Türker, tutukluluğu sürecinde etkin pişmanlıktan faydalanması için kendisine baskı yapıldığını öne sürdü.

Türker, savcı ile kendisi arasında geçen bir diyaloğu şöyle aktardı:

"Koğuştan SEGBİS için çıkardılar beni. Odayı tanıdım, savcının odası. Savcı dedi ki 'Yaa Fatoş, şimdi böyle ağlarsın karşımda. Ben sana ne dedim? Niye konuşmadın sen? Verecektin ifadeni, gidecektin.' dedi.

'Sen git eşyalarını topla, ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim, geleceksin burada anlatacaksın, buradan çocuklarının yanına gidersin.' dedi.

Ben de dedim ki: 'Avukatımla konuşayım bir savcım.' Masaya vurdu. 'Sen bekarsın değil mi, velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değil değil mi?" dedi. 'O zaman sosyal hizmetler alır çocuklarını.' dedi."

"İDAM CEZASI OLSA DA KALEMİ KIRSA BİTSE BU İŞ"

Türker savunmasını şu ifadelerle tamamladı:

"Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben %100 beraat edeceğime, %90 bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım." Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı.

Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum."

"HAYATIM BOYUNCA YASALARA UYGUN ÇALIŞTIM"

Fatoş Pınar Türker kürsüde savunma yapıyor. Türker şöyle konuştu:

"Öncelikle üzerime atılı suçları işlemediğimi, hayatım boyunca yasalara uygun bir şekilde yaşadığımı belirtmek isterim. Ne iddia edildiği gibi yasa dışı bir örgüte üye oldum ne de dolandırıcılık yaptım.

Çalıştığım şirketlerde de hem uluslararası iç denetimlerden hem sektörüne göre SPK, Rekabet Kurumu, BDDK, Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sayıştay gibi ilgili sektörün kurumlarınca yürütülen denetimlerden hiçbir bulgu almadan alnımın akıyla çıktım. Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.

Çıkarıldığım mahkemece rüşvet almak suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim, ama örgüt suçundan serbest bırakılmama karar verdi mahkeme. Sadece gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla, rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. Çünkü çıkan iddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat edilmiyor.

'İBB'DE TANIDIĞIM KİMSE YOK'

Ekrem İmamoğlu'nun İBB seçimlerini kazandıktan sonra iştirak şirketlerinin başına Beylikdüzü'nden bu yana tanıdığı isimleri getirdiği ileri sürülmüştür. Az önce Medya AŞ işe giriş sürecini anlattım. Ben daha önce Murat Ongun'u ya da Ekrem İmamoğlu'nu tanımıyordum. Beylikdüzü'nde çalışmadım, herhangi bir belediyede de çalışmadım. İştirak şirketlerinde ya da İBB'de çalışan bir arkadaşım, tanıdığım, akrabam, hiç kimse yoktur.

'BEYANLAR KOPYALANMIŞ'

İddianame boyunca bir 'Kültür Medya' diye tüzel kişilik varmış gibi bir algı yaratılmış. Halbuki Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. birbirinden iki farklı tüzel kişiler. Faaliyet alanları birbirlerinden çok farklı, operasyonları farklı. Fakat fezlekede bu iki şirketin neden olduğu açıklanmaksızın birlikte değerlendirileceği belirtilmiş ve iddianame boyunca Medya A.Ş. ile ilgili isnat edilen her suçlamanın altına Kültür A.Ş. ile ilgili tanık beyanı kopyalanmıştır. Aynı şekilde sözde örgütün yapısal işleyişi bölümünde sadece Kültür A.Ş. faaliyetleri ve sadece Kültür A.Ş.’ye itham edilen suçlamalar anlatılmış, Medya A.Ş. ile ilgili yönetici hiçbir itham ya da anlatımda bulunulamamıştır.

İddianamede adrese teslim ihalelerden bahsetse de yazışmalarda ihalelere davet edilmesi planlanan firmalara dair detay istemişim. Eğer ihaleler adrese teslim olsa, o zaman firma detayı istemezdim. Benimle Fatoş Ayık arasındaki 3 aya ilişkin bu konuşmalara bakıldığında, tamamının rutin işlerimiz ile ilgili olduğu görülecektir. Dolayısıyla hiçbir suçlama ile bağdaştırılamayan bu yazışmalara itibar etmemenizi talep ediyorum.

'ZARAR TESPİT EDİLEMEDİ'

İddianamede 6 farklı eylemde tarafıma Medya A.Ş.'nin kamu kurumlarının zararına dolandırıldığı iddiası ileri sürülmüş ise de ihale sahibi İBB Reklam Alanları Müdürlüğü ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bahsi geçen ihalelerin yapıldığı dönemler de dâhil Sayıştay ve diğer kamu kurumlarınca denetimlerden geçmiş ve bir zarar tespit edilmemiştir. İBB bu ihaleler nedeniyle zarara uğramamıştır. Zarar olmadığına göre iddia edildiği gibi dolandırıcılık da yoktur."

DİLEK İMMAOĞLU'NDAN TEPKİ

Ekrem İmamoğlu'na yönelik jandarma müdahalesine eşi Dilek İmamoğlu tepki gösterdi.

Dilek İmamoğlu'nun açıklaması şöyle:

"Hiç kimse; gözaltında ya da tutuklu bulunduğu bir süreçte, onurunu zedeleyecek ve güvenliğini tehlikeye atacak bir muameleye maruz bırakılamaz. Sevgili eşim Ekrem İmamoğlu’na yönelik bu davranış, yalnızca bir kişiye değil; hukuk devletine, insan onuruna ve adalet duygusuna yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.

Bir insanın düşmesine sebep olacak şekilde müdahale edilmesi ve ardından bunun yok sayılması kabul edilemez. Hukukun askıya alındığı, insan onurunun değersizleştirildiği hiçbir uygulamanın normalleşmesine izin vermeyeceğiz.

Adaletin herkes için eşit işlediği, kimsenin haysiyetinin çiğnenmediği bir Türkiye mücadelesinden de asla vazgeçmeyeceğiz."

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

HAKAN URAL MÜKAFATIM DEDİĞİ EŞİNİ VE KIZINI PAYLAŞTI! GÖRENLER HAYRAN KALDI >>>. Halil Nebiler yazdı: Pucca tartışması ya da utanmayı yitirmek Ayasofya'nın baş imamından 'laiklik kaldırılsın' çağrısı! Türkiye'den çok net Doğu Akdeniz mesajı: Pazarlık konusu olamaz