Home
31 Ağustos 2026 ( 0 izlenme )
Reklamlar

İBB davasında 2. celsenin 8. günü! Tahliye talepleri alındı


İBB davasının ikinci celsesinin Silivri'deki 8'inci günü sona erdi. Resul Emrah Şahan tahliye talebinde, "Kayyum atanan bir belediyede kardeşlik konuşulmaz" dedi.


İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yürüttüğü, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının ikinci celsesinin, Silivri'de 8'inci günü görüldü.

Davanın ikinci celsesinde geride kalan 7 günde tutuksuz sanıkların savunmaları alınırken, bugüne kadar toplam 77 tutuksuz sanığın savunması tamamlandı.

Mahkemenin belirlediği takvim doğrultusunda, ikinci celsenin 8. gününde tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin alınmasına devam ediliyor. Tahliye talepleri kapsamında avukatlara veya tutuklu sanıklara 30'ar dakika süre verilecek. Bu aşamada savunma alınmayacak.

Tahliye taleplerinin ilk listedeki sıralamaya göre alınması planlanırken, Ekrem İmamoğlu'nun tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe günü gelmesi bekleniyor.

8'İNCİ GÜN SONA ERDİ

Savunmaların ardından davanın 8'inci günü sona erdi.

Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, müvekkili tutuklu İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'in suçlandığı İBB Hanem uygulamasıyla ilgili yargılanan diğer isimlerin "Talimat almadık" dediklerini, itirafçı sanık Naim Erol Özgüner'in "O yoktu" dediğini ifade etti ve "Savcılık müvekkilimin bu uygulamayla ilgili olduğunu nereden çıkartıyor.

Benim müvekkilim neden tutuklu?" diye sordu. Koçoğlu'nun beyanlarının ardından mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi.

MELİH GEÇEK KÜRSÜDE

İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek tahliye talebinde bulunuyor. Geçek, "Türkiye'nin ilk süper aplikasyonunu yaptık diye gururlanırken 3,5 milyon kişinin verisini kullanmakla suçlanıyoruz" ifadelerini kullandı.

ZAFER KELEŞ'İN AVUKATINDAN TAHLİYE TALEBİ

İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in ağabeyi Zafer Keleş’in avukatı Yağmur Kavak, müvekkilinin itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın bir cümlesiyle tutuklu olduğunu ancak mahkeme başkanının Ertan Yıldız’a soru sorulmasını engellediğini ifade etti.

"HAKLIYKEN HAKSIZ YERE CEZAEVİNDE KALMAK İSTEMİYORUM"

Tutuklu Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar tahliye talebinde şunları söyledi:

"Ben haklıyken, haksız yere cezaevinde kalmak istemiyorum. Eşimin, ailemin, çocuklarımın artık bu duruma maruz kalmasını istemiyorum.

Bugüne kadar söylemedim, söylemek istemiyorum. Hasta babamın yanında olmak istiyorum. Bunu hak etmeyecek hiçbir eylemin içerisinde ben bulunmadım. Bununla alakalı bir tane beyan, bir tane delil bulamazsınız. Yok, kimse bulamaz, hiçbir ajan. Gelsin tutarsız anlatsın, dört gözle bekliyorum. Bulamaz, kimse diyemez. Bu kadar eminim kendimden. Ben bir şey daha söylemek istiyorum. Bu süreçte beni hiçbir şekilde bırakmayan ailem, eşim, çocuklarım, en yakın arkadaşlarım, avukat arkadaşlarım... En yakın arkadaşlarımın en zor günlerinde ben yanında olamıyorum. Artık ben bunu taşıyamıyorum. En yakın arkadaşımın, en yakın arkadaşlarımın kayıplarında yanında olamıyorum. Ben bunu vicdanen taşıyamıyorum artık. Ben haklı yere artık cezaevinde kalmak istemiyorum Sayın Başkanım. Ben hakkım olan tahliyemi talep ediyorum. Teşekkür ederim."

"BİR ŞEY OLSA CEVABINI NASIL VERİRİZ?"

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın avukatı Fatih Selami Mahmutoğlu tahliye talebinde Çalık'ın sağlık sorunlarını hatırlatarak şunları söyledi:

"İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin tarihli raporunda, hastada lösemi şüphesi açısından nüks riski mevcuttur" diyor. Devletin hekimleri tarafından yapılan bir tespit.

Lösemi ve lenfoma özgeçmişi olan bir kişinin cezaevi koşullarında çok açıkça, "Ya bu koşullarda risk mevcuttur" denildiği yerde, hani Allah korusun, yani şöyle bir şey olsa, bunun cevabını hepimiz nasıl veririz? Kanser hastası olsa tekrar? E bu hükümlü değil, hükümlüye bile olmaz bu. E şimdi burada Sayın Başkanım, gerçekten de bir ölçülülük ilkesi dediğimiz kavram bakımından baktığınızda bir ölçüsüzlük yok mu?

Bir temel insan hakkı ile ilgili bir konuyu konuşuyoruz. Dünyanın her yerinde çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar ve bu tür rahatsızlıkları olanların ayrıcalıkları var. Biz bütün bunları sanki hükümlü biri, kanundaki bütün labirentlerin içerisinde ve bakın yapılan şey ne oldu? İstanbul'a getirildi, tekrar şehir hastanesi... Ben size sadece insani olarak ve hukuki olarak söylüyorum Sayın Başkanım; şu cümle sizin bakışınızdan anlamlı olmalıdır: Bu kişi söz gelimi konutu terk etmeme adli kontrolü içerisinde olsa kamu sağlığı bakımından nasıl bir sıkıntı doğabilir? Onun için bakın dikkat ederseniz bugünkü konuşmamızda sağlık meselesini sona aldık. Asla böyle konuları müvekkil de bizler de meslek etiği bakımından bir ajitasyon konusu yapmayız. Evrak üzerinden size olanı söylüyorum. Biraz süremi aştım, özür dilerim. Dinlediğiniz için teşekkür ederim, saygılarımı sunuyorum.

"KAYYUM ATANAN BELEDİYEDE KARDEŞLİK KONUŞULMAZ"

Resul Emrah Şahan tahliye talebinde, "Kayyum atanan bir belediyede kardeşlik konuşulmaz" dedi. Şahan şunları söyledi:

Hakkımda 17 aydır ne somut ne de soyut bir iddia var. Ama 17 aydır buradayım.

Bir belediye başkanının işi, kendisine verilene sahip çıkmaktır. Bir ülke tam da böyle ayakta durabilir. Sırf kanunla değil, devletinin kurumlarına duyduğu güvenle…

Benim kaygım, etkin pişmanlık kavramının bu toplumda yaratacağı tahribat. Bir düzen, kendi kurtuluşunun bir başkasının adını vermekten geçtiğini öğretebilir mi? Böyle bir düzen dava çözebilir mi? Bunun adı hukuk değil, yalnızlık. Koca bir yalnızlık.

Bu toplum, ayağındaki kuru çarıktan güç alarak kendi liderine güvendi; bir devlet inşa etti, ülkeyi ayağa kaldırdı. Daha dün 30 Ağustos’tu.

Bu kapıdan, bu örülmeye çalışılan eşikten millet için iyilik çıkmaz. Bu kapıdan çıkacak zarar yalnız bize değil, her şeye.

Bu salonun dışında bu ülkenin güven duygusuna ihtiyacı var. Bu duvarların dışında, 40 yıldır birbirine hiç güvenmeyen insanları aynı masaya oturtmaya çalışıyor.

Keşke canlı yayınlansaydı da duysalardı. Barışı başlatmak cesaret ister. Ben bu sürecin arkasında kendim için durmuyorum. Bu ilkenin artık birbirinin etkin pişmanı olan insanlara değil, en fazla birbirini rakip kabul eden demokratlara ihtiyacı var. Güven ilişkisine ihtiyaç var.

Bizim ihtiyacımız olan, tahliyeden çok daha büyük. Bize teminatı olan bir hukuk düzeni lazım.

19 Mart'ta ben bu yüzden tutuklandım. Yasaldı, açıktı, gizli de değildi. Bugün burada kardeşliği, iç cepheyi konuşanlar oraya baksınlar. Kayyum atanan bir belediyede kardeşlik konuşulmaz.

Bu davanın isnatları diyor ki: “İstersem seni uçan kuştan tutuklarım.” Böyle kullanılan güç, kullananı bağlar. Bugün bu taşı bağlayan, yarın bu taşın bağlandığı yerde durabiliyor. Yapmayın. Bu bir çark. Ben bu çarkın durmasını, kırılmasını istiyorum.

Evet, özgürlüğümü istiyorum. Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşında. Kızıma kavuşmak, aileme kavuşmak, Şişli'ye kavuşmak istiyorum.

Bu ülkede insan, işini doğru yaptığı için korunacak mı, korunmayacak mı?

Ben sadece işimi yaptım.

Şişli sokaklarında “Bırakın Resul Emrah işini yapsın” yazıyor gençler.

Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım.

ŞAHAN'DAN TAHLİYE TALEBİ

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan kürsüde. Şahan şunları söyledi:

"Tutuklanalı 17 ay oldu. Dile kolay…

Başta kent uzlaşısıyla tutuklandım, sonra yedek tutuklamayla şu an buradayım. Makamımda da kayyum oturuyor. Hala seçilerek geldiğim başkanlık görevinde değilim.

Hakkımdaki isnatları savunmamda detaylı açıkladım. 17 aydır hücremde kendime aynı soruları sorup cevap arıyorum: Ben ne yaptım? Benim suçum neydi?

Ben, bana emanet edilmiş olanı korumaya çalıştım. Ben işimi yaptım."

ARA SONA ERDİ

Ali Sukas'ın avukatı başladı. Avukat Kaptan Yılmaz, itirafçı sanık Ertan Yıldız'ın Ali Sukas'ın eşinin seçim çalışması için para toplandığını duyduğunu, ortada tek bir somut delil olmadığını belirtti.

ARA VERİLDİ

Ümit Polat, Hüsnü Yüksel Tunar ve avukatlarının tutukluluk incelemesine dair beyanlarının ardından sanık kürsüsüne Murat Or geldi. Murat Or da tahliye talebini iletti.

"ABİM DIŞINDA KİMSEYİ TANIMIYORUM"

CHP PM Üyesi Baki Aydöner’in kardeşi iş insanı Bulut Aydöner tahliye talebinde şunları söyledi:

Tutukluluk ceza olmamalıdır. Benim de tek istediğim yargılamaya tutuksuz olarak devam edebilmektir. Kendime her gün şu soruyu soruyorum Sayın Başkanım burada, benim burada gerçekten ne işim var? Yani ben burada hiç kimseyi, abim dışında hiç kimseyi tanımıyorum. Beyan etmiştim ki tutuksuz sanıkları da burada dinledik. Onların da hiçbirini tanımıyorum ki beni de tanıyan yok. itirafçı Serbülent de dahil beni tanımadığını zaten kendi ifadelerinde üstüne basa basa beyan ediyor.

Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşiyse bunu maalesef değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum. Sağlığım ciddi derecede zarar gördü, ailem yıprandı. Annem, babam şu an burada. Onların yeri kesinlikle burası değil. Ama adaletin halen adaletin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum. Tedavimi uygun koşullarda, insan onuruna yakışır bir şekilde sürdürebilmem, anne ve babamın hiç değilse iki evladından birine kavuşabilmesi için tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum.

"NE TELEFONLA NE DE FİZİKİ GÖRÜŞME YOK"

Avukat Tuba Torun, rüşvet iddialarına ilişkin şunları söyledi:

Şu ana kadar iddia edilen hususlara bakıldığında ortada bir rüşvet anlaşmasının olması da mümkün değil. Zira burada rüşvet anlaşmasının gerçekleşebilmesi için aracı olduğu iddia edilen Aykut Erdoğdu'nun İBB'de bu anlaşmayı yapmaya yetkili kişilerle görüşmesi gerekiyordu. Dosyadaki HTS ve baz kayıtlarına bakıldığında Aykut Erdoğdu'nun Fatih Keleş ve Ekrem İmamoğlu ile görüşmediği açıkça anlaşılıyor. İSTAÇ yetkilileriyle de aynı şekilde görüşmüyor. Aykut Erdoğdu, Fatih Keleş'le ne fiziki şekilde ne telefonla görüşme yapmamış. Bu durum dosyada da HTS baz kayıtlarıyla sabit. Zaten Fatih Keleş'in anlaşma yapmaya kabil bir yetkisi de yok. Bununla birlikte Ertan Yıldız'ın iddiasına göre müvekkil Ertan Yıldız'ı arayarak Saraçhane'ye geliyor. Odaya birdenbire Fatih Keleş geliyor. Müvekkilin Fatih'i aramadığı HTS baz kayıtlarıyla sabit demiştik. Ekrem Başkanla da herhangi bir görüşmeleri görünmüyor. Peki bu nasıl oluyor? Dumanla mı haberleşiyorlar? Ertan Yıldız öncesinde "Ben söylemiş olabilirim" gibi tutarsız bir şeyler söylemişti sorgusunda. Öte yandan Aykut Erdoğdu ve Fatih Keleş arasında geçtiğini iddia ettiği "1 milyon 200 bin doları tamam mı?" "Tamam" gibi film repliklerini hatırlayan Ertan Yıldız bu detayı nasıl hatırlamıyor? Çünkü yalan söylüyor.

Müvekkil yalnızca 1 tane eylemden ve suçtan yargılanmaktadır. Suçlama ile müvekkilin tutuklu kaldığı süre ve şartlar kesinlikle ölçülü değildir. Delil karartabileceği bir durum da kalmamıştır zira delillerin tümü toplanmıştır. Tüm bu hususların yanında müvekkilin atılı suçu işlediğine ilişkin şüpheye yer bırakmayacak bir delilden bahsedilemeyeceği de ortadadır. Dolayısıyla müvekkilin öncelikle adli kontrol tedbiri olmaksızın, heyetiniz aksi kanaatteyse adli kontrol tedbiri takdir edilmek suretiyle tahliyesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

DURUŞMA BAŞLADI

Duruşma başladı. İlk sözü eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun aldı.

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Son dakika: Yatırımcılara dev destek! Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan duyurdu! ‘Tüm Kanser Türlerini Yok Eden İlacı Bulduk’ Kandırılan Kurbağanın İntikamı Acı Oldu Üniversitede kadro için ‘nokta atış’lı ilan!