CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı İBB davasında, 107’si tutuklu ve 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişinin yargılandığı duruşma dördüncü haftaya girildi. Yargılama, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda görülüyor.
Duruşmaya, yarın savunmaların alınmasıyla devam edilmek üzere ara verildi.
Eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş’ın avukatı Canberk Uygur, müvekkili Karataş’ın, davada tutuksuz yargılanan sanıklardan, yapı taahhüt firması yetkilisi olan Mehmet Karataş’la karıştırıldığını öne sürdü.
Uygur, müvekkili olan eski İSFALT çalışanı Karataş’ın telefon numarasının, tutuksuz yargılanan iş insanı Karataş’la karıştırıldığını; bunun yanında ifadelerde de bir karışıklık yaşandığını belirterek “Bizi diğer Mehmet Karataş ile karıştırmışlar. Diğer Mehmet Karataş'ın HTS'si ve ifadesi bize gelmiş” diye konuştu.
Bunun yanında, Karataş’ın suçlandığı 133.eylemde ihaleler gerçekleşmediği için kamu zararına nitelikli dolandırıcılık suçlamasının oluşmadığına dikkat çeken Uygur, 134. eylemde de dolandırıcılık ispat edilememesine karşın suçlama yöneltildiğini belirterek “Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu’ mantalitesiyle hareket edilmiş. İsnatlar hukuki değil” diye konuştu.
İmamoğlu, eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş’ın savunmasından sonra söz alarak mahkeme heyetine, kendisine başlatılan soruşturmayı sordu.
“Hakkımda bir dava açıldığını duydum. Biz buradan naklen mi izleniyoruz? Gerçekten bilmek istiyorum. Savcılık burayı izleyebiliyor mu? TRT burayı naklen veriyor da benim mi haberim yok?“
Mahkeme başkanı ise “Bilgimiz yok” diye cevap verdi.
Ebubekir Akın’ın ardından eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, davadaki 17. savunmayı yaptı. İddianamede İSFALT ihalelerine ilişkin “ihaleye fesat karıştırma ve kamu zararına olandırıcılık” gibi iddialarla suçlanan Karataş, ilk olarak tutuklanma sürecine ilişkin konuştu.
Kendisi aleyhine ifade veren ve etkin pişmanlıkla tahliye edilen Mustafa Mutlu ile ilgili konuşan Karataş, “Gözaltı sürecinden sonra Çağlayan Adliyesi'ne giderken Mustafa Mutlu da yanımdaydı, hatta yan yana oturduk. Benden daha önce aynı savcı ile yaklaşık 2 saat görüştü. Araçta Mustafa Mutlu, bana şu ifadeyi kullanmıştı: ‘8 ay önce doğan çocuğumu hala görmedim. Ben yandıysam, elimden geldiği kadarıyla herkesi yakacağım.’ Bunun ardından 45 dakika süren bir süreçle örgüt üyesi olarak tutuklandım” dedi.
Karataş, daha sonra iddianamede yer alan “örgüt yapılanması” ve İSFALT üzerinden yürütüldüğü öne sürülen sistematik ihale kurgusuna ilişkin değerlendirmelere itiraz etti. İSFALT’taki görev sürecinin yasal çerçevede ve kurumsal işleyiş içinde gerçekleştiğini; ihale süreçlerinin talep, onay, yaklaşık maliyet ve ihale komisyonu aşamalarından oluşan çok katmanlı bir yapı ile yürütüldüğünü belirtti.
Karataş, savunmasının devamında ise bilirkişi raporlarında yer alan bazı tespitlerin lehlerine olmasına rağmen dikkate alınmadığını, iddiaların somut delillerle desteklenmediğini, çoğunun varsayım ve yorumlara dayandığını belirterek hakkında kuvvetli suç isnadı oluşturulamayacağını ifade etti.
Karataş’a yönelik söz isteyen İmamoğlu, kendisine başlatılan soruşturmanın yanında Karataş için şöyle konuştu:
“Sayın Mehmet Karataş'ı ilk anda hatırlamam mümkün olmadı; ancak siz bahsedince hatırladım. Kendisinin son derece saygılı, destekleyici bir insan olduğunu net bir şekilde ifade edebilirim. Bu saygılı tutumunu, çeşitli vesilelerle yaptığımız ziyaretlerde de görmek mümkündü. İşten ayrılış sürecinde dahi bana bilgi vermeyecek kadar nazik ve saygılı bir kişidir. Mehmet Bey kusura bakmayın, saygın bir insanınız. Sizin düştüğünüz bu duruma üzgünüm.”
Aranın ardından Özel Halk Otobüsü işletmeciliği yapan iş insanı Ebubekir Akın savunma yaptı.
İddianamedeki 142.eylemde, İBB’ye bağlı İETT’deki ihale süreçleriyle ilgili rüşvete aracılık etme iddiasıyla suçlanan Akın, hakkındaki suçlamaları reddetti. Akın, iddianamede yer alan, hakkındaki HTS (baz) kayıtlarına da itiraz etti.
Aziz İhsan Aktaş’ın belediyeden hak edişlerini zamanında alabilmesi için rüşvet sürecine aracılık ettiği yönünde iddialar olduğunu hatırlatan Akın, “Kendi hak edişlerini zamanında alamayan bir insanken, bir başkasının alması için rüşvete aracılık yapmam ne kadar akla yatkın?” dedi.
Dosyada yer alan baz kayıtlarına da yanıt veren Akın, söz konusu sinyallerin büyük bölümünün yakıt aldığı istasyonlar, iş yeri, ikamet adresi ve günlük güzergâhlarıyla örtüştüğünü savunurken, adı geçen kişilerle herhangi bir tanışıklığı ya da ticari ilişkisi olmadığını belirterek “427 metre, 900 metre.. Bu mesafelerle suçlama olmaz” dedi.
Akın’ın avukatı Fuat Aydın ise suçlamanın temelini oluşturan, Aziz İhsan Aktaş’ın beyanlarına tepki göstererek “yeni isimler ekleyerek” ifadesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürdü. Müvekkilinin dosyada yalnızca kısa bir telefon görüşmesiyle yer aldığını söyleyen ve baz kayıtlarının “tesadüfi” olduğunu vurgulayan Aydın, “Delile göre suçlu bulunmaya çalışılıyor. 900 metre, 1000 metre mesafelerle isnat kurulamaz” değerlendirmesinde bulundu.
Aydın’ın ardından Mehmet Karataş’ın savunmasına geçildi.
Aradan sonra Halk Otobüsü İşletmecisi Ebubekir Akın'ın savunmasına geçildi. Baz kayıtları nedeniyle suçlandığını savunan Akın, "Suçlama ve tutuklanma sebebim baz kayıtlarıymış. 1 senedir tutukluyum. Kendi hak edişlerimi gününde alamayan biriyim, buna ilişkin dekontlarım var bunları dosyaya sunacağım kendi hak edişlerimi alamazken bir başkasının alması için rüşvete aracılık yapmam ne kadar akla yatıyor?" diye konuştu.
Kazcı'nın savunması sona erdi. Mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. İBB Davası, tutuklu sanıklar arasında yer alan Ebubekir Akın'ın savunmasıyla devam edeceği belirtildi.
Müvekkilinin tahliyesini talep eden Uzun'un ardından, Avşar'ın bir diğer avukatı Selenay Erçetin Kazcı söz aldı. Şikayetçi olan Kuzu'nun şikayette sözünü ettiği müvekkilinin kim olduğunun belirsizliğine ve beyanlarının soyut olduğunu savundu.
Metroyu yapan şirketin SGK borcu olmasına rağmen ihaleyi kazandığı iddiasına da yanıt veren Uzun, "SGK borcu olmadığına dair raporun tarihi 14 Nisan. Müvekkilim tam 1 ay sonra gözaltına alınıyor. Belgeyi Sosyal Güvenlik Kurumu düzenliyor. Gelen yazıya rağmen savcı tutuklanmasını istiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Ara sona erdi. Duruşma salonuna girişte, yine turkuaz basın kartı krizi yaşandı. Ceyhun Avşar'ın avukatı Abuzer Uzun'un savunması kaldığı yerden devam ediyor.
Zihin Testi Kaç Köpek Görüyorsunuz? Cevabınız Zihin Yaşınızı Ortaya Çıkartacak17 izlenme
15 bin dolarlık teklif ve dahası... Epstein davasındaki Prens detayı10 izlenme
Üniversitesi öğrencisi Yunus Gezer bir mektup bırakarak intihar etti6 izlenme
Türk yatırımcılardan Azerbaycan'a çıkarma13 izlenme
Koltuk ısıtmalı makam aracı da tasarruf için mi!9 izlenme
İsrail’de Türk mallarını boykot kararı10 izlenme
Nisan ayında Hazine’den 30 milyar dolar uçmuş12 izlenme
Kanadalı Yazar toplantıyı bastı: "Savaşı kışkırtmayı bırakın! NATO'ya hayır!"8 izlenme