Kardeşim de evde kalmaya devam etti ama ben bundan sonra ona değişik gözle bakmıyor, eş güdümlü geçirdiğimiz zaman içersinderın değerini daha iyi anlıyordum. Ve içimden bir ses bana hep şunu söylüyordu: “Bazen insanın aklına kötü ihtimaller gelir, ama kalpten emniyet varsa hiçbir fırtına aileyi yıkamaz.” O geceden sonra içimdeki tüm şüpheler dağıldı. Eşime de kardeşime de daha çok sarıldım. Aramızda daha dayanıklı bir emniyet oluştu. Birbirimize daha çok destek olmaya başladık. Eşim, kardeşime hep kız kardeşi gibi davranıyordu. Onun okuması, meslek sahibi olması amacıyla teşvik etti. “Sen de kendi ayaklarının üstünde durmalısın, hayatını kurmalısın” diyordu. Kardeşim de bu sözlerden cesaret aldı, açık öğretimden üniversiteye kaydoldu. Ben de kardeşimle tekrar çocukluk günlerimize döner gibi olduk. Mutfağa girip eş güdümlü yemekler yapıyorduk, oğlumu eş güdümlü parka götürüyorduk. Evimizde devamlı kahkahalar eksik olmuyordu. Annemin yokluğunda yuvamız resmen tekrar soluk almıştı. Bir gün eşim eve sürpriz yaptı.