Tam o sırada yakındaki şezlongda oturan, oldukça varlıklı olduğu belli olan Ahmet isimli bir adam yüksek sesle tepki gösterdi.
“Ben başkasının bebeğinin ağlamasını dinlemek için para ödemedim.” dedi.
Fatma kibarca özür dileyerek elinden geleni yaptığını anlattı. Fakat adam daha da sertleşti.
“Çocuklarını topla ve buradan git. Sen gidince herkes rahat edecek.”
Havuz çevresi bir anda sessizliğe büründü. Fatma utanç içinde eşyalarını toplamaya başladı. Duru sudan çıkarken gözleri dolmuştu.
“Babaanne, daha yeni gelmiştik.”
Sena ise havuz kenarına tutunmuş, “Söz vermiştin.” diyerek üzgün gözlerle ona bakıyordu.
Fatma kendisini bir kez daha başarısız hissetti.
Tam ayrılacakları sırada resepsiyonda görev yapan otel müdürü Pelin, yaşananları dikkatle izliyordu. Adamın adını görünce yıllar önce ofisinde sakladığı eski bir gazete kupürü aklına geldi. Hemen çalışanlardan Tarık’ı çağırarak küçük bir kutu hazırlamasını istedi.
Tarık kutuyu alıp herkesin görebileceği şekilde Ahmet’in yanına gitti.
“Sayın Ahmet, otel müdürümüz bunu size bizzat teslim etmemi istedi.”