Hamileyken Boşandım, Tek Başıma Doğuma Gittim… Ama Doktor Oğluma Bakar Bakmaz Gözyaşlarına Boğuldu

PART 2:

Doğum odasında zaman sanki durmuştu. Mert kapıdan içeri girerken yüzünde yine o kendinden emin ifade vardı. Beni değil, yalnızca bebeği görmek için gelmiş gibiydi.

Doktor ise oğlumu kollarında tutuyor, gözlerini ondan ayıramıyordu. Sonunda derin bir nefes aldı.

"Bay Mert Yılmaz..." dedi, sesi titriyordu. "Bu bebeği görünce geçmişim bir anda gözümün önüne geldi."

Mert kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsunuz?"

Doktor birkaç saniye sustu. Sonra bana dönerek izin ister gibi baktı.

"Yirmi sekiz yıl önce," dedi, "genç bir asistandım. O gece hastanede doğan iki erkek bebekten biri, doğumdan hemen sonra acil ameliyata alınmıştı. Nadir görülen kalıtsal bir damar bozukluğu vardı. O hastayı hiç unutamadım."

Mert'in yüzü yavaş yavaş solmaya başladı.

Doktor devam etti.

"Az önce bebeğinizi muayene ederken aynı doğumsal işareti gördüm. Aynı omzun altında, aynı damar yapısıyla birlikte."

Ben şaşkınlıkla oğluma baktım.

"Bu kötü bir hastalık mı?"

"Hayır," dedi doktor. "Erken takip edilirse tamamen kontrol altında tutulabilir. Ama mesele hastalık değil."

Mert sert bir sesle araya girdi.

"Ne ima ediyorsunuz?"

Doktor gözlerini ondan ayırmadan konuştu.

"Bu rahatsızlık nesilden nesile geçen son derece nadir genetik bir özellik. Hayatım boyunca yalnızca iki ailede gördüm."

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

"Birincisi yıllar önce doğan o erkek bebekti."

Mert'in elleri titremeye başlamıştı.

"İkincisi ise... bugün doğan bu bebek."

Ben hiçbir şey anlamıyordum.

Doktor yavaşça ekledi.

"O yıllarda doğan bebeğin dosyası gizemli şekilde ortadan kaybolmuştu. Daha sonra çocuğun biyolojik ailesine yanlış teslim edildiğine dair söylentiler çıkmıştı. Resmî olarak hiçbir zaman kanıtlanamadı."

Mert aniden bağırdı.

"Yeter artık!"

Doktor sakinliğini korudu.

"Bay Yılmaz... Sizi yıllardır unutmadım. Çünkü o gece doğan bebek sizdiniz."

Odanın içindeki hava kesilmiş gibiydi.

Mert'in dizleri çözüldü. Sandalyeye tutunarak ayakta kalabildi.

"Bu... mümkün değil."

Doktor başını salladı.

"Evet. Siz biyolojik olarak sizi büyüten ailenin çocuğu olmayabilirsiniz."

Tam o sırada kapının dışında bekleyen Neriman Hanım içeri girdi.

"Ne saçmalıklar bunlar?"

Doktor ona döndü.

"Hanımefendi, yıllar önce bu hastanede görevli değildiniz ama dosyalarda ilginç boşluklar var. Eğer DNA testi yapılırsa her şey netleşir."

Neriman Hanım'ın yüzündeki öfke yerini paniğe bıraktı.

Ben ise yaşananlara hâlâ inanamıyordum grsele ilerleyn Part 3 diger sayfda....
Reklamlar