Derken geç saatlere kadar süren iş yemekleri ve saklanan telefonlar başladı. Bir gece ekranında beliren mesaj her şeyi özetliyordu: “Hâlâ gelmedin mi? Seni çok özledim, beni bu projeyle yalnız bırakma…” Mesajı atan, şirketindeki pazarlama müdürü Aslı’ydı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Bora ile yüzleştiğimde inkar edemedi. Berrin ise beni suçlayıp, “Başarılı erkeklerin etrafında nitelikli insanlar olur, sen yıllardır eve kapandın” dedi. O an içimdeki her şey koptu. Ertesi gün boşanma davasını açtım. Bir ay sonra iki valizim ve babamın portresiyle o evden çıktım. Berrin arkamdan, “Tek başına kaldığında gerçek dünyanın ne kadar acımasız olduğunu anlayacaksın!” diye bağırdı.
Üç gün sonra bakım kursundan bir arkadaşım aradı. İstanbul’da yaşayan köklü bir aile, geçirdiği ağır kaza sonrası bacaklarını kullanamayan 50 yaşındaki iş insanı Murat Bey için özel bir bakım uzmanı arıyordu. Aylık dolgun bir ücret ve konaklama imkanıyla teklifi kabul ettim. Malikaneye vardığımda Murat Bey’i tekerlekli sandalyede buldum. Evde annesi Sevim Hanım, kardeşi Deniz ve gelini Pelin ile yaşıyordu.